Osmanoğlu (@BayOsmanoglu) header
Osmanoğlu (@BayOsmanoglu) profile picture

sosyal medya habercisi gündemi takip eder ve paylaşır.. https://teapawt.org/t.co/E5QLBbPqJj

Joined June 2017
Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)Photo by Osmanoğlu (@BayOsmanoglu)
Direniş marşı👊 Çok yaşa #Filistin Kahrol #Siyaonizm
104
628
45
2,123
276,037
Osmanoğlu retweeted
Sosyal medyada içerik üreticiliği yapan gençler, bir kahvehaneye girip "Selamunaleyküm" demelerinin ardından Allah'ın selamını hazmedemeyen bir adam: - Selamunaleykümü nereden öğrendiniz lan? Türkçe konuşun oğlum! #deprem
1
16
3
88
2,715
Osmanoğlu retweeted
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz kendi ultrason cihazımızı geliştirmek. Önümüzdeki 2 senenin sonunda en az yüzde 71 yerlilik oranına sahip yıllık 700 ultrason cihazı üreteceğiz." #deprem
15
5
82
4,200
Sosyal medyada içerik üreticiliği yapan gençler, bir kahvehaneye girip "Selamunaleyküm" demelerinin ardından Allah'ın selamını hazmedemeyen bir adam: - Selamunaleykümü nereden öğrendiniz lan? Türkçe konuşun oğlum! #deprem
1
16
3
88
2,715
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hedefimiz kendi ultrason cihazımızı geliştirmek. Önümüzdeki 2 senenin sonunda en az yüzde 71 yerlilik oranına sahip yıllık 700 ultrason cihazı üreteceğiz." #deprem
15
5
82
4,200
Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar: Selçuk bana bir Baykar ceketi verdi. Arkasında KIZILELMA yazıyor. Ben işe yürüyerek giderim. Bizim ev laboratuvara yakın. Hep onu giyerim. Bütün Chapel Hill (Aziz Sancar'ın görev yaptığı Kuzey Carolina Üniversitesinin bulunduğu kasaba), KIZILELMA’nın ne olduğunu biliyor şimdi.
22
5
102
4,522
Osmanoğlu retweeted
Bir düzenlemenin bugün milyonlarca kişiyi sevindirmesi, yarın ülkeye ağır bir fatura çıkarmayacağı anlamına gelmez. EYT sürecinin uzun vadeli sonuçlarını tartışmadan yeni emeklilik vaatlerine yönelmek, aynı hataları tekrarlama riskini beraberinde getirir. Siyasetçinin görevi yalnızca bugünün taleplerine cevap vermek değil, yarının sorunlarını da önceden görmektir.
SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR! Türkiye’nin artık sosyal güvenlik sistemi üzerinden yapılan popülizmin bedelini konuşması gerekiyor. Hep aynı sahnelere şahitlik ediyoruz; Ne zamanki seçim sath-ı mailine giriyoruz birden bire sahne alan bir grup etki ajanı ve onlara eşlik eden siyasiler ve medya mensubları oy yada reyting hevesiyle sadece bir grubun arzuları doğrultusunda ama toplamda milletin çıkarları ile uyuşmayacak, devletin menfaatlerine tümden zarar, ülkenin ekonomisine, sosyal güvenlik sistemine zarar, doğrudan istikbalimize kasteden ne kadar uygunsuzluk, hukuksuzluk varsa savunmaya başlıyorlar. Evet, ülkemiz yine böyle bir süreçte yeniden tehlikeli bir tartışmanın içine çekilmek isteniyor: ‘Kademeli emeklilik’ Kıymetli arkadaşlar, Sosyal Güvenlik Sistemi dediğimiz şey ‘Primli sosyal güvenlik sistemi’dir ve bir kişinin emekli olabilmesi için bunu karşılayacak belirli sayıda çalışanın olması -yani aktif/pasif dengesi- gerekmektedir. Bir sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işleyebilmesi için ideal aktif/pasif oranının 1 emekliye karşılık en az 4 çalışan olması kabul edilirken; ülkemizde bu oran güncel verilere göre 1,6 - 1,7 bandına gerilemiştir. Yani ülkemiz bugün ideal 1 emekliye karşılık en az 4 çalışan aktüeryal denge kriterinin çok gerisindedir. Sosyal güvenlik sistemimizin bu yapısal açığı kapatabilmesi ve sürdürülebilir olması için aktüeryal dengenin (aktif sigortalı sayısının pasif sigortalı sayısına oranının) kritik eşiklerin üzerine çekilmesi gerekmektedir. EYT ile tümden dibe vurdurduğumuz sistem budur ve bu durum, sistemin kendi prim gelirleriyle emekli maaşlarını ve sağlık giderlerini karşılayamamasına, dolayısıyla her yıl bütçeden sosyal güvenlik sistemine devasa transferler yapılmasına neden olmaktadır. 2023 yılında, özellikle muhalefetin yoğun baskısıyla gündeme gelen EYT düzenlemesi neticede hayata geçirilmek durumunda kalındı. O gün milyonlarca insan için bir kazanım olarak sunulan bu düzenlemenin uzun vadeli mali yükü ise bugün çok daha açık biçimde görülüyor. Siyasetçisi, aydını, yazarıyla bütün zamanlarını trübünlere oynamakla geçiren sahtekar, samimiyetsiz bir kesim bu ülkenin yeni bir emekli ordusunu kaldıramayacağını, o düzenleme geçtiği takdirde bu ülkenin Sosyal Güvenlik Sisteminin çöküşe geçeceğini adları gibi biliyorlardı. Sadece oy adına, reyting adına bu ülkenin istikbaliyle oynadılar. Peki şimdi o yükün bedelini kim ödüyor? Yine emekliler. Yine çalışanlar. Yine gençler. Öyle ya? pastadan pay alan kişi sayısı rasyonel ve planlı olmayan bir hızla arttığında, kişi başına düşen pay da reel olarak düşer. Sistem, herkese yüksek maaş vermek yerine, bütçe kısıtları nedeniyle en mümkün olana kadar düşer. Oysa Sosyal Güvenlik Sisteminin sürdürülebilirliği ile birlikte kafayı yormamız gereken bir diğer noktada emeklinin eline geçen parayla insanca yaşayabilmesi olmalı. İnsanların emekli olduklarında yıllardır hayalini kurdukları o hayata kavuşmalarını garantiye almak gerekiyor. Hükümet bugün bir taraftan sosyal güvenlik sisteminin mali dengesini korumaya, diğer taraftan emeklilerin alım gücünü artırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan son Kabine toplantısında emeklilerin yaşadığı ekonomik zorlukların farkında olduklarını ve gelirlerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. 2027 yılında, yasal artışların ötesinde emekli aylıklarına ilave iyileştirmeler yapılması da beklentiler arasında. Ancak tam da böyle bir dönemde, Türkiye yeniden tehlikeli bir tartışmanın içine çekilmek ve sosyal güvenlik sistemi yeniden darbelenmek isteniyor: ‘Kademeli emeklilik’ Kademeli emeklilik, staj ve çıraklık sürelerinin emeklilik başlangıcı sayılması, 1999 öncesine yönelik yeni hak talepleri, askerlik ve doğum borçlanmasına ilişkin kapsam genişletmeleri… Bu başlıkların her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken insanı ve hukuki boyutları elbette vardır. Ancak bu taleplerin maliyeti hesaplanmadan, yalnızca siyasi kazanç uğruna topluma vaat edilmesi, sosyal güvenlik sistemini resmen iflasa sürükler. Üstelik bu taleplerin EYT’den bile daha ağır mali sonuçlar doğuracağını herkes biliyor. Kademeli emeklilik için çeşitli senaryolar üzerinden maliyet hesabları elbette yapılmış ve her senaryoda bunun EYT`den çok daha büyük bir maliyetle -helede staj çıraklık olayinida kattiginiz bir senaryoda- sadece sosyal güvenlik sistemimizi degil devletin kendisini de bir `yönetemezlik` eşiğine getirip, iflasa sürükleyebilme tehlikesinden emin olun. Erken, kademeli ya da kolaylaştırılmış her türlü normaldışı emeklilik girişimlerinin sosyal güvenlik sistemimizi dibe vurdurup, devletin bütçesi üzerinde ciddi ve taşınamaz bir mali yük yaratacağı açıktır. Bu konuya samimiyetle kafa yoran herkes mevcut sistemin mali dengelerini ve sürdürülebilirliğini korumak adına güncel olarak yeni bir emeklilik reformu veya yaş/prim şartlarında yeni bir esneme planlamanın cinayet olacağı konusunda hemfikir. Unutmayalım: Sosyal Güvenlik Sistemi, bugünün emeklilerinin, yarının emeklilerinin ve henüz çalışma hayatına bile başlamamış çocuklarımızın ortak güvencesidir. Bugünün popülist politikalarının finansmanı, gelecekteki çalışanların omuzlarına daha yüksek prim oranları, daha yüksek vergiler ve daha düşük kamu hizmeti olarak yüklenmektedir. Bir ihtimal çocuklarımız emekli olamayacak. Bir ihtimal biz emekli olabilen son nesiliz.. Duyuyor musunuz? Bu sistemin mali (aktüeryal) dengesi bozulduğunda kaybeden yalnızca devlet bütçesi olmaz. Emekliler kaybeder. Çalışanlar kaybeder. Gençler kaybeder. Toplamda bütün Türkiye kaybeder. Bir süredir siyasetin bu konuda daha ihtiyatlı davrandığını görüyorduk. Ancak seçim atmosferi yaklaştıkça aynı vaatlerin (birileri tarafından özellikle püskürtülerek) yeniden gündeme taşınmaya başlandığını görüyoruz. Burada özellikle emeklilerin tepki vermesi gerekiyor. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tehdit eden, karşılığı hesaplanmamış her yeni emeklilik vaadine karşı en güçlü itirazı aslında bugünün emeklileri yükseltmeli. Çünkü sistemin mali dengesi dahada bozulursa bunun sonuçlarını ilk hissedecekler yine emekliler olacak. Gençler de seslerini yükseltmeli. Çünkü bugün alkışlanan karşılıksız vaatlerin faturası, yarın onların primlerine, vergilerine ve emeklilik haklarına yansıyacak. Üç yıl önce yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Sosyal güvenlik sistemi seçim kazanmak için kullanılacak bir vaat alanı değil, nesiller boyunca korunması gereken stratejik bir devlet meselesidir. Emeklilerin refahını artırmak istiyorsak önce emeklilik sistemini ayakta tutmalıyız. Gençlerin geleceğini güvence altına almak istiyorsak bugünden onların sırtına yeni yükler bindirmemeliyiz. Siyasi partiler, birkaç puanlık oy hesabıyla milyonlarca insanın geleceğini riske atacak vaatlerden uzak durmalı. Çünkü sosyal güvenlikte popülizmin kazananı olmaz. Bedelini bugün emekliler, yarın gençler, sonunda ise bütün millet öder. Büyük bir sorumsuzlukla bu türden milletin tamaminin ve devletin menfaatleriyle örtüsmeyen taleplerin çığırtkanlığını yapan, istikbalimizi satarak oy-reyting kovalayan siyasetçi ve medya mensublarına prim vermeyelim.
23
18
6
112
3,639
İBB'nin kefen ihalesinde 152,6 milyon TL'lik fiyat farkı iddiası! Yeni Şafak'taki habere göre:
▪️ 1.240.600 metre kefen bezi
▪️ Metre fiyatı: 149 TL
▪️ Sözleşme bedeli: 184,8 milyon TL 26 TL'lik emsalle hesaplanan fark: 152,6 milyon TL. (Vefa Yürekli)
2
27
8
114
3,243
Hakikatin er yada geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır… Sayıştay raporları çarpıtılarak haber yapılıyor! Sözcü gazetesi ile başlayan Mesut Özarslan operasyonu, ifşa olunca şimdi Birgün gazetesi ile devam ediyorlar…
KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR!!! İBİŞ avaneleri, bulundukları bataklıkta medyaları üzerinden Belediyemize iftira atmaya devam ediyor. Ancak karalama ve iftiralarına karşı vereceğimiz cevap ve belgelerle halkımız gerçekleri her zaman olduğu gibi bugün de görecektir. 2025 Yılı Sayıştay Raporu’nda yer aldığı belirtilen ve şahsımı doğrudan hedef alan haberler hakkında; 1. Haberde yer alan ve Belediyemize ait araçları kullandıkları belirtilen Meclis Üyeleri, yüz yüze baktığım, aynı meclisi paylaşmam sebebiyle isimlerini açıklamak istemediğim Yeni Partili Meclis Üyeleri’dir. 2. Sayıştay bulgularında yer almasının hemen ardından iç denetim mekanizması başlatılmış ve Hukuk Müdürlüğümüz tarafından yapılan incelemelerin ardından araçların yakıt ve bakım masrafları hesaplanarak, bu araçları kullanan kişilerin bir kısmından zarar olarak tahsilatı yapılmıştır. Tahsilatını yapamadığımız diğer meclis üyelerimiz ile de hukuki süreç devam etmektedir. 3. Kısacası, oluşan kamu zararına müdahale edilmiş ve ekte sunduğumuz belgelerde görüldüğü üzere DAHA HABERLER ÇIKMADAN ÖNCE gereği yapılmıştır. 4. Şube müdürlerimizden görevi başında bulunmayan ve işini liyakati ile yapmayanlar hakkında YİNE DAHA ÖNCEDEN ekte belirtilen belgeler çerçevesinde teftiş yapılmış olup, görevini yapmayan iki müdür hakkında uyarma ve maaş kesme cezaları tarafımızca uygulanmıştır. Diğer tüm şube müdürlerimiz görevi başında olup, kendi alanlarında bilfiil çalışmaktadır. “Bankamatik” olarak çalışan ne müdürümüz ne de personelimiz asla yoktur. Geçmişten günümüze kadar yapılan tüm Sayıştay incelemelerinde de böyle bir iftira bulgusuna rastlanılmamıştır. Durum bu iken, şahsımın fotoğrafı kullanılarak ve belediyemizin basın birimine hiçbir soru sorulmadan yapılan bu tek taraflı iftira ve karalamalı haberler tamamen algı yönetiminden ibarettir. Hukuki haklarımız baki kalmakla birlikte, şahsımın ve Belediyemizin mevcut siyasi konumu nedeniyle yapıldığını bildiğimiz bu saldırıların takdirini tüm Keçiörenli hemşehrilerimize ve aziz milletimize bırakıyoruz. HİÇBİR KÖTÜ NİYETLİ KİŞİ VE/VEYA KURULUŞUN BİZİ “HALKA HİZMET, HAKKA HİZMETTİR” ŞİARIMIZDAN GERİ BIRAKMAYA GÜCÜ YETMEYECEKTİR. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. @BirGun_Gazetesi @keciorenbeltr @mustafamertb_ @bezmemyeminle @nasuhb77 @ajansmuhbir1923
16
5
213
6,621
İBB, Eyüpsultan’da ağaç kesmeye devam ediyor…
4
24
5
106
3,418
Bir düzenlemenin bugün milyonlarca kişiyi sevindirmesi, yarın ülkeye ağır bir fatura çıkarmayacağı anlamına gelmez. EYT sürecinin uzun vadeli sonuçlarını tartışmadan yeni emeklilik vaatlerine yönelmek, aynı hataları tekrarlama riskini beraberinde getirir. Siyasetçinin görevi yalnızca bugünün taleplerine cevap vermek değil, yarının sorunlarını da önceden görmektir.
SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR! Türkiye’nin artık sosyal güvenlik sistemi üzerinden yapılan popülizmin bedelini konuşması gerekiyor. Hep aynı sahnelere şahitlik ediyoruz; Ne zamanki seçim sath-ı mailine giriyoruz birden bire sahne alan bir grup etki ajanı ve onlara eşlik eden siyasiler ve medya mensubları oy yada reyting hevesiyle sadece bir grubun arzuları doğrultusunda ama toplamda milletin çıkarları ile uyuşmayacak, devletin menfaatlerine tümden zarar, ülkenin ekonomisine, sosyal güvenlik sistemine zarar, doğrudan istikbalimize kasteden ne kadar uygunsuzluk, hukuksuzluk varsa savunmaya başlıyorlar. Evet, ülkemiz yine böyle bir süreçte yeniden tehlikeli bir tartışmanın içine çekilmek isteniyor: ‘Kademeli emeklilik’ Kıymetli arkadaşlar, Sosyal Güvenlik Sistemi dediğimiz şey ‘Primli sosyal güvenlik sistemi’dir ve bir kişinin emekli olabilmesi için bunu karşılayacak belirli sayıda çalışanın olması -yani aktif/pasif dengesi- gerekmektedir. Bir sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işleyebilmesi için ideal aktif/pasif oranının 1 emekliye karşılık en az 4 çalışan olması kabul edilirken; ülkemizde bu oran güncel verilere göre 1,6 - 1,7 bandına gerilemiştir. Yani ülkemiz bugün ideal 1 emekliye karşılık en az 4 çalışan aktüeryal denge kriterinin çok gerisindedir. Sosyal güvenlik sistemimizin bu yapısal açığı kapatabilmesi ve sürdürülebilir olması için aktüeryal dengenin (aktif sigortalı sayısının pasif sigortalı sayısına oranının) kritik eşiklerin üzerine çekilmesi gerekmektedir. EYT ile tümden dibe vurdurduğumuz sistem budur ve bu durum, sistemin kendi prim gelirleriyle emekli maaşlarını ve sağlık giderlerini karşılayamamasına, dolayısıyla her yıl bütçeden sosyal güvenlik sistemine devasa transferler yapılmasına neden olmaktadır. 2023 yılında, özellikle muhalefetin yoğun baskısıyla gündeme gelen EYT düzenlemesi neticede hayata geçirilmek durumunda kalındı. O gün milyonlarca insan için bir kazanım olarak sunulan bu düzenlemenin uzun vadeli mali yükü ise bugün çok daha açık biçimde görülüyor. Siyasetçisi, aydını, yazarıyla bütün zamanlarını trübünlere oynamakla geçiren sahtekar, samimiyetsiz bir kesim bu ülkenin yeni bir emekli ordusunu kaldıramayacağını, o düzenleme geçtiği takdirde bu ülkenin Sosyal Güvenlik Sisteminin çöküşe geçeceğini adları gibi biliyorlardı. Sadece oy adına, reyting adına bu ülkenin istikbaliyle oynadılar. Peki şimdi o yükün bedelini kim ödüyor? Yine emekliler. Yine çalışanlar. Yine gençler. Öyle ya? pastadan pay alan kişi sayısı rasyonel ve planlı olmayan bir hızla arttığında, kişi başına düşen pay da reel olarak düşer. Sistem, herkese yüksek maaş vermek yerine, bütçe kısıtları nedeniyle en mümkün olana kadar düşer. Oysa Sosyal Güvenlik Sisteminin sürdürülebilirliği ile birlikte kafayı yormamız gereken bir diğer noktada emeklinin eline geçen parayla insanca yaşayabilmesi olmalı. İnsanların emekli olduklarında yıllardır hayalini kurdukları o hayata kavuşmalarını garantiye almak gerekiyor. Hükümet bugün bir taraftan sosyal güvenlik sisteminin mali dengesini korumaya, diğer taraftan emeklilerin alım gücünü artırmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan son Kabine toplantısında emeklilerin yaşadığı ekonomik zorlukların farkında olduklarını ve gelirlerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. 2027 yılında, yasal artışların ötesinde emekli aylıklarına ilave iyileştirmeler yapılması da beklentiler arasında. Ancak tam da böyle bir dönemde, Türkiye yeniden tehlikeli bir tartışmanın içine çekilmek ve sosyal güvenlik sistemi yeniden darbelenmek isteniyor: ‘Kademeli emeklilik’ Kademeli emeklilik, staj ve çıraklık sürelerinin emeklilik başlangıcı sayılması, 1999 öncesine yönelik yeni hak talepleri, askerlik ve doğum borçlanmasına ilişkin kapsam genişletmeleri… Bu başlıkların her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken insanı ve hukuki boyutları elbette vardır. Ancak bu taleplerin maliyeti hesaplanmadan, yalnızca siyasi kazanç uğruna topluma vaat edilmesi, sosyal güvenlik sistemini resmen iflasa sürükler. Üstelik bu taleplerin EYT’den bile daha ağır mali sonuçlar doğuracağını herkes biliyor. Kademeli emeklilik için çeşitli senaryolar üzerinden maliyet hesabları elbette yapılmış ve her senaryoda bunun EYT`den çok daha büyük bir maliyetle -helede staj çıraklık olayinida kattiginiz bir senaryoda- sadece sosyal güvenlik sistemimizi degil devletin kendisini de bir `yönetemezlik` eşiğine getirip, iflasa sürükleyebilme tehlikesinden emin olun. Erken, kademeli ya da kolaylaştırılmış her türlü normaldışı emeklilik girişimlerinin sosyal güvenlik sistemimizi dibe vurdurup, devletin bütçesi üzerinde ciddi ve taşınamaz bir mali yük yaratacağı açıktır. Bu konuya samimiyetle kafa yoran herkes mevcut sistemin mali dengelerini ve sürdürülebilirliğini korumak adına güncel olarak yeni bir emeklilik reformu veya yaş/prim şartlarında yeni bir esneme planlamanın cinayet olacağı konusunda hemfikir. Unutmayalım: Sosyal Güvenlik Sistemi, bugünün emeklilerinin, yarının emeklilerinin ve henüz çalışma hayatına bile başlamamış çocuklarımızın ortak güvencesidir. Bugünün popülist politikalarının finansmanı, gelecekteki çalışanların omuzlarına daha yüksek prim oranları, daha yüksek vergiler ve daha düşük kamu hizmeti olarak yüklenmektedir. Bir ihtimal çocuklarımız emekli olamayacak. Bir ihtimal biz emekli olabilen son nesiliz.. Duyuyor musunuz? Bu sistemin mali (aktüeryal) dengesi bozulduğunda kaybeden yalnızca devlet bütçesi olmaz. Emekliler kaybeder. Çalışanlar kaybeder. Gençler kaybeder. Toplamda bütün Türkiye kaybeder. Bir süredir siyasetin bu konuda daha ihtiyatlı davrandığını görüyorduk. Ancak seçim atmosferi yaklaştıkça aynı vaatlerin (birileri tarafından özellikle püskürtülerek) yeniden gündeme taşınmaya başlandığını görüyoruz. Burada özellikle emeklilerin tepki vermesi gerekiyor. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tehdit eden, karşılığı hesaplanmamış her yeni emeklilik vaadine karşı en güçlü itirazı aslında bugünün emeklileri yükseltmeli. Çünkü sistemin mali dengesi dahada bozulursa bunun sonuçlarını ilk hissedecekler yine emekliler olacak. Gençler de seslerini yükseltmeli. Çünkü bugün alkışlanan karşılıksız vaatlerin faturası, yarın onların primlerine, vergilerine ve emeklilik haklarına yansıyacak. Üç yıl önce yaşananlardan ders çıkarmak zorundayız. Sosyal güvenlik sistemi seçim kazanmak için kullanılacak bir vaat alanı değil, nesiller boyunca korunması gereken stratejik bir devlet meselesidir. Emeklilerin refahını artırmak istiyorsak önce emeklilik sistemini ayakta tutmalıyız. Gençlerin geleceğini güvence altına almak istiyorsak bugünden onların sırtına yeni yükler bindirmemeliyiz. Siyasi partiler, birkaç puanlık oy hesabıyla milyonlarca insanın geleceğini riske atacak vaatlerden uzak durmalı. Çünkü sosyal güvenlikte popülizmin kazananı olmaz. Bedelini bugün emekliler, yarın gençler, sonunda ise bütün millet öder. Büyük bir sorumsuzlukla bu türden milletin tamaminin ve devletin menfaatleriyle örtüsmeyen taleplerin çığırtkanlığını yapan, istikbalimizi satarak oy-reyting kovalayan siyasetçi ve medya mensublarına prim vermeyelim.
23
18
6
112
3,639
Marmaray 13 yaşında: İki kıta arasında 1,6 milyar yolcu… Marmaray, 13 yılda 1,6 milyar yolcuya hizmet verdi. 2026’nın ilk 10 ayında yaklaşık 181 milyon yolcu Marmaray’ı tercih etti. Asya ile Avrupa’yı 4 dakikada birbirine bağlayan hat, Halkalı-Gebze güzergâhında 76,6 kilometre ve 43 istasyonla hizmet veriyor.
2
24
7
119
3,986
Özgür Özel: Mustafa Sarıgül bana büyük bir haksızlığa uğradığını söyledi. Kendisi bunların tamamen iftira olduğunu, büyük bir haksızlığa uğradığını son derece dramatik bir şekilde, gözyaşlarına hakim olamayarak anlattı. Gerçekten ben de içinde bulunduğu durumu gördüm. Zor bir durum. Haklıyı haksızı, gerçeği duymadan veya gerçek ifadeleri görmeden bir şey diyemeyiz.
4
17
4
108
10,926
Sultanbeyli’de Hizmetleri beğeniyor musunuz diye sorduk… Bu röportajı özellikle izlemenizi istirham ediyorum çünkü gerçekten belediye çalıştığında karşılığını sokakta aldığını görüyorsunuz. Röportajın tamamını izlerseniz eğer siyasi en ufak bir soru yok siyasi en ufak bir vatandaş yok sadece hizmeti değerlendiriyorlar benim burada tebrik edeceğim tek kişi sadece Sultanbeyli Belediye başkanı Ali tombaş ve ekibi gerçekten helal olsun👏👏👏
45
243
3
2,373
83,428
İzmir’de bir grup yahudi zıplarken görüntülendi.
3
24
4
130
7,275
Özgür Özel: Eurofighter'larla ilgili Türkiye'nin dışlanmış olduğu ve Almanya'nın koyduğu şerhin Ekrem Başkan'ın cezaevinden, benim de Alman Savunma Bakanı ile bizzat yaptığım görüşmelerle kaldırtıldığını hatırlatmak isteriz.
13
19
5
114
4,182
➡️ #EBABiradımönde ile okul öncesinden liseye kadar her kademe için özel arayüz. Yenilenen Eğitim Bilişim Ağı (EBA), öğrencilerin yaş grubuna ve seviyesine göre kişiselleştirilmiş menüler sunarak eğitime yön veriyor.
3
17
5
88
2,307
Yağan #yagmur sonrası temizlenmeyen rögarlardan dolayı su baskınları meydana gelmektedir. İstanbul kendi kaderine terkedilmemeli. Tüm belediyelerden aynı hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz… #BuşehirHepimizin
8
25
7
132
57,438
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Filistinlilerin tutulduğu bir cezaevinin önüne gelerek seçim propagandası yaptı. “Yahudi Gücü partisine oy verin, Filistinlilerin hayatını cehenneme çevirmeye devam edelim.” #yagmur
7
33
8
128
45,864
Öğle namazı için camiye giden otobüs şoförü camiinin boş olması nedeniyle çektiği videoda Müslümanlara yönelik sitem etti.
7
22
7
132
7,139
10 Kasım için gösteri hazırlayan bir grubun performansı sosyal medyada gündem oldu. #salı
1
21
7
103
30,826