MHP’li Feti Yıldız: “Terörsüz Türkiye sürecinde Ülkemizin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir “Türkiye Modeli” oluşturulmuştur.
Terörü bitirmeye matuf genel bir amaca yönelik 7595 sayılı Kanun analiz edilirken sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak görülemez ve o sınırlarda ele alınamaz.
26 Ekim 1933 tarihinde kabul edilen 19 maddeden oluşan 2330 sayılı Kanunun gerekçesinde zamanın şartlarının derin etkilerini ve özgün bir modeli görürsünüz.
Kanunun ve gerekçesini kısaca hatırlatalım:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti 10. yılını kutlularken Türk inkılabının bu çok kısa bir devre içinde daima ileri atılışlarla elde ettiği ve bütün medeni dünyanın hayranlıkla gördüğü siyasi ve sosyal muvaffakiyetlere gurur ve iftiharla bakmaktadır.
Memleketi dağınık bir enkaz halinde bulan Cumhuriyet, inkılabın tutuşturduğu faaliyetle bu kadar kısa bir zaman içinde memlekette yeni bir sosyal nizam yaratmış, hukuki ve iktisadi münasebetlerde tam bir denge tesis etmiş ve bu suretle Türk milletini layık olduğu şerefli mertebelere ulaştırmıştır.
Bu yükseliş hareketleriyle daima ileriye koşan memleket, bugün birleşmiş bir kütle halinde, sakin ve gururlu,ümitle dolu olan istikbale doğru yürümektedir.
Böyle mesut bir yıldönümünü kutlularken muhtelif sebep ve tesirlerle, ihtiras veya hatalarına kurban olmuş, kanuni cezalarla mahkûm bulunmuş kimseleri de düşünmek, onları bir kıymet olarak tekrar cemiyetin sinesine almak muvafık olur.
Bu biçarelere karşı gösterilecek müsamaha, kendilerini temiz bir unsur olarak alacak olan cemiyet lehine bir hareket olduğu kadar memleketin haiz olduğu kuvvetin de bir delili olacaktır.”
Cumhuriyetin 10. Yılında çıkarılan Kanunun 15.maddesinde ifade edildiği gibi 28 Temmuz 1933 tarihine kadar işlenmiş ceza gerektiren tüm suçları değil bazı suçları kapsamaktadır.
Başka bir ifadeyle, kısmi nitelikli, seçimlik şekilde belirlenmiş kimi suçların veya kimi cezaların ve hatta kimi davaların ismen metninde belirtildiği bir kanuni düzenlemedir.
Bu kanuna göre, bazı suçlar takipatsız kalmış, bazı cezalarda indirim yapılmış,bazı mahkumiyetler ortadan kaldırılmıştır.
Kanunun hazırlanması ve kabul edilmesinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat hükümete verdiği talimatın etkili olduğu bilinmektedir.”
Ümit Özdağ, DEM Parti'nin Türk askerlerinin Yemen'e gönderilmemesine yönelik açıklamasına tepki gösterdi:
“Bu insanların provokasyonlarından, samimiyetsizliklerinden yıllardan beri bıktık.
Ellerinde Türk askerinin kanı var bu siyasi yapıların.
Şimdi sahte hassasiyetlerle bizi de kandıramazlar, Türk milletini de kandıramazlar!
‘Mehmetçik burada kalsın da PKK saldırsın’ diye de ekledi mi?”
Amedspor için 6 Kasım’da İstanbul Beşiktaş’taki Esma Sultan Yalısı’nda “dayanışma gecesi” düzenlenecek.
“İmralı Heyeti üzerine düşeni yapıyor...”
AKP’li Mehmet Metiner: “Cumhurbaşkanımızın dediği gibi süreci yürüten üç parti var: AK Parti, MHP ve DEM Parti.
Sürecin başında yapılması gereken bir şey vardı;
Her üç partinin kendi arasında bir istişare ve yürütme mekanizması oluşturması.
Sürecin siyasasını ve dilini ortaklaştırmak için bu çok gerekliydi.
Toplumsal rızayı büyütmek için de. Dahası ve en önemlisi, ortaya çıkacak sorunları anında çözmek için de…
Nedense bu yapılmadı.
Zaman zaman parti gruplarının birbirlerini ziyaret etmeleri şeklinde yol yüründü.
Teknik heyet görüşmelerinin etki gücü sınırlıdır.
O yüzden pratik karşılığı olan, temsilcilerden oluşan düzenli aralıklarla görüşme sağlayan bir mekanizma keşke kurulabilseydi.
Henüz bunun için vakit geçmiş değil.
Bu mekanizma süreçle beraber amaçlanan demokratik entegrasyonu mümkün kılacak diyalog ve işbirliği kanallarını da ardına kadar açardı.
Öcalan ile İmralı’dan yapılmak istenenin süreci yürüten her üç parti tarafından ete kemiğe büründürülmesi, Türkiye Yüzyılı’nın inşa süreci için gerekli olan siyasetin zeminini de güçlendirirdi.
Süreç devam ediyor.
İmralı Heyeti üstüne düşeni yapıyor ama sözünü ettiğim mekanizma siyaseten çok daha fonksiyonel olabilecek ve sorunlar ortaya çıkmadan gereğini yapabilecek yeni bir ittifak ve işbirliği aklını mümkün kılacaktır.
Sürecin başarıyla hitamı için bu mekanizmanın oluşturulması fikrini her üç parti gündemlerine almalıdırlar diyorum.”
Çerçeve Yasa’dan yararlanacak PKK üyelerine, “topluma entegrasyonları için” hem psikolojik destek verilecek hem de istihdam sağlanacak. (Nefes - Özgür Cebe)
Organize İşler’deki rezil sahnenin tartışmaları sürerken TRT Avaz’dan “Kam Davulu” paylaşımı geldi.
İstanbul Barosu seçimlerinde sandık sonucunu hazmedemeyen anti demokratik etnik faşistler, çareyi bölücülük faaliyetlerde buldu.
























