Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi) header
Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi) profile picture

Makro rejimler, Bitcoin, emtia ve AI sermaye döngüsü. Piyasada fiyatı değil, rejimi okumaya çalışıyorum. Makro • Bitcoin • Emtia • Risk iştahı

Turkey
Joined January 2021
Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)Photo by Kerem 𝝅 (@KriptoMevsimi)
KMQuant'a üye olduğunda aslında ne satın alıyorsun “Grafik mi sadece?” Hayır. Aslında tam anlamıyla bir yatırım istihbarat paneli alıyorsun. Bu üyelik, sadece birkaç grafik değil; piyasaları anlaman, yönü sezebilmen ve strateji kurabilmen için gereken neredeyse tüm veri katmanlarını bir araya getiren bir sistem sunuyor. Neler mi var? Makro ve Piyasa Trendleri - MarketPulse® BIST & Nasdaq &Kripto → Türkiye-ABD-Kripto piyasaslarında ne zaman önemli bir giriş fırsatı, ne zaman önemli bir çıkış fırsatı var? - JPM Collar → Global hedge yapısı neye hazırlanıyor? - Dinamik Faiz Eğrisi → Faiz ve tahvil piyasasında büyük oyuncular ne bekliyor? Kriptoya Derin Bakış - On-Chain Veriler (MVRV, SOPR, Puell, NVT) → Zincir üstü davranışlar sana erken sinyal verir. - Flowlardan Narratiflere (BTC/ETH/Altın ETF Flows + BTC Narrative Index) → Sadece “ne oluyor?” değil, “neden oluyor?”u gösterir. - Vadeli İşlem ve Opsiyon Verileri (Skew, Max Pain) → Risk iştahı, sıkışma noktaları, opsiyon sıkışmaları. - Sentiment Trap Index → Aşırı coşku ve panik noktaları, tam zamanında uyarı verir. Teknik + Nicel Analiz + Sezonsallık Pi Cycle, Tepe Uzaklık, AI Trend Algoritmaları → Fiyat hareketlerinin yapay zeka destekli yorumu. Sezonsallık Analizi → İstatistiksel olarak hangi aylar, hangi döngüler daha avantajlı? BTC x Altcoin Performans, Money Flow Tracker → Dönemsel rotasyonları, para akışlarını gösteren dinamik paneller. Smart Algo Seti – Stratejiye Dönüştürülmüş Zeka Kısa, orta ve uzun vadeli BTC ve ETH Smart Algo’ları → Algoritmik destekli trend takibi, portföy yönetimi, birikim-dağıtım bölgesel sinyalleri. KMFG – Kurucunun İmzası KMFG Big Cycle, BTC/ETH Timeframes, ETH/BTC GAP, Speedometer → Piyasanın ritmini, duygusunu, pozisyonlanmasını anlatan, sana özel geliştirilmiş en değerli göstergeler. Eğitim ve Rehberlik On-Chain Eğitim Serisi → Göstergeleri ezberlemeden değil, anlayarak kullanmanı sağlar. Piyasa Raporları & Notları → Her hafta neye dikkat edilmeli? Ne değişti? Ne sabit kaldı? Özetle bu üyelik “veri” sunmuyor. Al grafiği ne yaparsan yap demiyor. Bakış açısı, strateji, öncelik sıralaması, psikolojiye direnç sağlayacak netlik sunuyor. Aylık 24$? Bugün yanlış zamanda açılan bir pozisyonun zararı belki onun 2 katı. Ama bu platform, sana hiç bir şey yapamasa bile, o zarar edeceğin pozisyona girmemeni sağlayabilir. Elbette istersen o parayla haftada 2 paket sigara da içebilirsin. Orası kişisel bir tercih meselesi.
3
18
3
246
121,492
ABD borsalarında son bir aydır yaşanan değişimi daha iyi anlayabilmeniz için KMQuant'ta önem verdiğimiz göstergelerden birini paylaşayım: Nasdaq MarketPulse Son bir aydaki görüntü çok sık karşılaştığımız bir yapı değil. Endeks düşüyor ama piyasanın nabzı yükseliyor. Nasdaq'ın yükselişini uzun süredir taşıyan büyük teknoloji ve AI altyapı şirketleri gerilerken, endeksi de aşağı çekiyor. Buna karşılık endeksin altında sağlık, konut, tüketim ve bazı finans şirketleri güçleniyor. Sermaye, eski liderlerden yeni alternatiflere yöneliyor ama bu hareket seçimden sonra başlamadı. Yaklaşık bir aydır devam ediyor, seçim sonuçlarıyla birlikte daha da belirginleşti. Buradan sonra endeksin yeniden güçlü bir yükseliş trendine girebilmesi için iki yoldan birinin öne çıkması gerekiyor: 1) AI altyapısı ve büyük teknoloji şirketleri yeniden liderliği üstlenecek. 2) Güçlenen diğer sektörler, eski liderlerin bıraktığı boşluğu dolduracak. İkisi de gerçekleşmezse MarketPulse'taki toparlanmaya rağmen endeks üzerindeki baskı devam eder. Kripto piyasasından bir örnekle düşünün. BTC, ETH ve SOL yatay veya aşağı yönlü hareket ederken totali aşağı çekiyor ama altcoinlerin bir bölümü güçleniyor olsun. Kimisi bunu piyasanın liderlerini kaybetmesi nedeniyle önemli bir zayıflık olarak yorumlar, kimisi altcoin rallisi olarak görür...
1
1
23
2,206
Bitcoin seçim sonrasında hangi seviyeyi test etti, nereden destek buldu? 80 bin dolar çevresindeki hareketin ardından 111 günlük hareketli ortalamanın üzerinde yeniden alıcılar gördük. Geçen hafta paylaştığım teknik senaryoda tam da bu bölgeye dikkat çekmiştim. 👇
5
3
1
85
5,524
ABD borsalarında seçimden önce başlayan rotasyon, sonuçların ardından hızlandı. Son bir ayda sektör ve endüstri performansları: • Sağlık sigortaları +%24,1 • Konut inşaatı +%8,6 • Güneş enerjisi +%9,9 • Gayrimenkul hizmetleri +%11,9 Buna karşılık: • Yarı iletkenler −%19,5 • Yarı iletken ekipmanları −%26,2 • Savunma ve havacılık −%8,2 Yani piyasa hangi şirketlerin gelecekte daha avantajlı olabileceğine ilişkin tercihlerini değiştiriyor.
1
1
27
859
Bu yön değişiminin arkasında siyasi denge değişiminin getirebileceği beklentiler var. Konut talebinin canlanması, sağlık kesintilerinin sınırlanmasının tersine çevrilmesi, temiz enerji teşviklerinin korunması ve AI yatırımlarında sermaye verimliliğinin daha fazla sorgulanması eş zamanlı ilerliyor. Fakat unutulmamalı ki Trump ile Demokrat Kongre'nin karşılıklı olarak birbirlerinin politikalarını engelleyebileceği, siyasi kilitlenmenin artabileceği bir döneme giriyoruz ve 2 tarafta bu süreci nasıl yönetebilceğine dair teknik çalışmaları çok uzun süredir zaten yapıyor. Bu nedenle Bitcoin'deki seçim sonrası rahatlamayı da ABD borsalarındaki yön değişimini de kalıcı bir risk-on rejiminin kanıtı olarak görmek için henüz erken.
2
1
29
795
Ekim 2025 tarihinde yazdigim yazidan bir bölüm👇 “2026 yılı tam olarak bu kırılmanın test edileceği an olacak. Çünkü midterm seçimleri, sadece Temsilciler Meclisi ya da Senato dengesi açısından değil, Trump’ın politik meşruiyeti açısından da belirleyici olacak. 2025’te kazandığı başkanlık zaferi, Amerikan halkına “ekonomik yeniden doğuş” vaat etti; ancak 2026’daki seçimler bu vaadin gerçek olup olmadığını gösterecek. Eğer faiz indirimleri kısa vadede Wall Street’e yarar ama Main Street’te kimsenin cebinde fark yaratmazsa, Trump için tehlike büyük. Çünkü borsa kazançları alkış getirir ama oy getirmez. Seçmen, ekonomiyi ekranında değil, mutfağında yaşar.”
Wall Street’ten Main Street’e: Trump 2.0 Ekonomiler bazen faizle değil, yön değiştirerek dönüşürler. Bazen bir ülke, büyüme oranlarını, bilanço boyutlarını ya da işsizlik oranlarını değil, paranın yönünü değiştirerek yeni bir dönem başlatır. Bugün Amerika’nın eşiğinde durduğu şey tam olarak bu: bir yön değişimi. Artık mesele, faizlerin ne zaman indirileceği, bilanço büyüklüğünün kaç trilyon dolar olacağı veya tahvil getirilerinin hangi seviyede denge bulacağı değil. Asıl soru şu: para kim için çalışacak? Wall Street için mi, yoksa Main Street için mi? 2021’in dünyasında bu soru kimsenin umurunda değildi. Pandemi sonrası dönemde Amerika, tarihin en büyük parasal genişlemesini yaşıyordu. Faizler sıfıra indirilmiş, Fed bilançosu dokuz trilyon dolara şişmiş, hisse senetleri, tahviller ve kripto varlıklar tarihin en yüksek seviyelerine tırmanmıştı. Herkes kendini zengin hissediyordu, çünkü fiyatlar sürekli artıyordu. Ancak fark edilmeyen bir gerçek vardı: para artık ekonomiyi değil, fiyatları büyütüyordu. Wall Street refah içindeydi, ama Main Street hâlâ borç, belirsizlik ve gelir eşitsizliği arasında sıkışmıştı. Servet, üretimden değil finansal şişkinlikten geliyordu. Amerika büyüyor gibi görünüyordu, ama aslında kendi likidite balonunun içinde boğuluyordu. Yine faiz indirimleri konuşuluyor, yine Fed’in “güvercinleşeceği” beklentisi var. Ancak bu kez, amaç farklı. Trump’ın ikinci döneminde şekillenmeye başlayan ekonomi vizyonu, “daha fazla para basmak” ya da “bilanço genişletmek” üzerine değil; parayı yeniden yönlendirmek üzerine kurulu. Hedef, finansal piyasalarda yeni bir ralli yaratmak değil; Main Street’in motorunu yeniden çalıştırmak. Bu, para politikasının karakterini değiştiren bir paradigma kayması: likiditeyi borsadan çekip, konuta, enerjiye, üretime ve reel istihdama aktarmak. Wall Street’ten Main Street’e. Bu modele Finansal Yeniden Sanayileşme diyebiliriz. Bir ülkenin sermaye akışını finansal varlıklardan reel üretim gücüne çevirmesi anlamına geliyor. Faiz indirimi bu kez borsayı değil mortgage piyasasını desteklemek için yapılıyor; bilanço esnemesi, hedge fonların değil fabrikaların nefes alabilmesi için. Bu modelin tarihi kökleri 1940’lara dayanıyor. O yıllarda Amerika, savaş borcuyla boğulmuştu ama üretim kapasitesi tavan yapmıştı. Hükümet, faizleri bastırdı, bankaları reel kredi vermeye zorladı, GI Bill ile askerleri yeniden topluma kazandırdı ve tarihin en büyük konut finansman sistemini inşa etti. Wall Street sessizdi, Main Street büyüyordu. Borçlar azaldı, reel ücretler arttı, üretim patladı. Para finansal varlıklara değil, üretim ekonomisine akıyordu. Ama aynı fikir, yanlış yerde uygulandığında nasıl felakete dönüşür, onu da Japonya’nın hikayesi anlattı. 1980’lerde Japonya, ABD ile kurduğu ticaret dengesini korumak için faizleri düşürdü, kredi musluklarını açtı. Ama bu para fabrikalara değil, borsa ve gayrimenkule gitti. Ekonomi, üretim gücüyle değil, fiyat artışlarıyla yapay büyüdü. Hisse senetleri %300, gayrimenkul %400 değer kazandı; bankalar varlık fiyatlarını teminat olarak kullanarak yeni krediler açtı, sistem kendi kendini şişirdi. 1989’da faiz artışıyla balon patladı. Borsa çöktü, konutlar eridi, bankalar zombi haline geldi. Japonya yirmi yıl süren bir durgunluğa girdi. Aynı araçlar kullanılmıştı ama yön farklıydı. Para reel üretimi değil, finansal varlıkları büyütmüştü. Bu yüzden Japonya, “Main Street reflasyonu” yerine “Wall Street deflasyonu” yaşadı. Şimdi Amerika aynı kavşakta duruyor. Trump 2.0 döneminde, ekonominin yeniden sanayileştirilmesi fikri yeniden sahnede. Ancak bu kez arka planda bambaşka bir güç var: AI CapEx boom. Yapay zekâ devrimi sadece yazılım değil, devasa bir donanım ekonomisi yarattı. Microsoft, Amazon, Google ve Nvidia gibi teknoloji devleri, veri merkezleri, enerji altyapıları, soğutma sistemleri ve yarı iletken tesisleri için tarihin en büyük sermaye harcamalarını yapıyorlar. Bu “AI yatırımları” aslında yeni bir fiziksel üretim dalgası. Veri merkezleri çelik, bakır, enerji ve inşaat gerektiriyor; bulut bilişim altyapısı dev mühendislik projeleri yaratıyor. Yani aslında AI CapEx, teknoloji değil sanayi yatırımıdır. 1940’ların çeliği, 2020’lerin bakırıdır. Bu nedenle AI CapEx boom, Trump 2.0 ekonomisinin kaderini belirleyebilecek kadar kritik. Eğer bu dev yatırımlar Wall Street’te fiyat şişirmesi olarak kalmaz da Main Street’e, yani enerji altyapısına, iş gücüne ve yerel üretime yayılırsa, bu dönemin adı tarihe “AI Industrial Era” olarak geçebilir. Ancak para yine birkaç mega teknoloji şirketinin elinde yoğunlaşır, sermaye yeniden Nasdaq ekranlarında dönerse, Amerika da Japonya’nın yoluna girer: yüksek teknolojiyle süslenmiş bir finansal balon. 2026 yılı tam olarak bu kırılmanın test edileceği an olacak. Çünkü midterm seçimleri, sadece Temsilciler Meclisi ya da Senato dengesi açısından değil, Trump’ın politik meşruiyeti açısından da belirleyici olacak. 2025’te kazandığı başkanlık zaferi, Amerikan halkına “ekonomik yeniden doğuş” vaat etti; ancak 2026’daki seçimler bu vaadin gerçek olup olmadığını gösterecek. Eğer faiz indirimleri kısa vadede Wall Street’e yarar ama Main Street’te kimsenin cebinde fark yaratmazsa, Trump için tehlike büyük. Çünkü borsa kazançları alkış getirir ama oy getirmez. Seçmen, ekonomiyi ekranında değil, mutfağında yaşar. Ancak işler planlandığı gibi giderse, tablo değişir. Mortgage faizleri düşer, konut piyasası yeniden işler, küçük işletmeler krediye erişir, enerji ve altyapı yatırımları genişlerse; Trump’ın “Main Street ekonomisi” gerçek bir toplumsal zemine oturur. O zaman 2026 midterm seçimleri bir referandum değil, bir kutlama olur. Bu model, sabırla inşa edilir ama karşılığında politik olarak kalıcı sadakat getirir. Çünkü bu kez, büyümeden pay alan sadece borsa yatırımcıları değil, toplumun orta sınıfıdır. Tarihte her lider bir ekonomik modelle anılır. Roosevelt refah devletini, Reagan serbest piyasa kapitalizmini, Clinton küreselleşmeyi temsil etti. Trump’ın önünde ise yeni bir çağın ideolojik ekseni var: üretim temelli millî ekonomi. Başarırsa, Amerika 1940’ların üretim mucizesine benzer bir döneme girebilir. Başaramazsa, Japonya’nın 1990’ları Amerika’nın 2030’larına dönüşür. Aradaki fark yine aynı soruda gizli olacak: Finans ekonomiyi mi büyütecek, yoksa ekonomi finansı mı? Trump’ın politik kaderi, Fed’in kaç baz puan faiz indireceğinde değil, bu soruya hangi yönde cevap vereceğinde yatıyor. Eğer “Wall Street’ten Main Street’e” geçişi başlatır ve AI çağındaki sermaye akışını finansal fiyatlardan üretim altyapısına yönlendirebilirse, o zaman sadece bir başkan değil, yeni ekonomik çağın mimarı olur. Çünkü 21. yüzyılın liderleri artık para basarak değil, parayı nereye göndereceğine karar vererek tarihe geçecek.
2
81
5,936
Kerem 𝝅 retweeted
Basit bir turnusol kağıdı vereyim size. Eğer trend bullishe döndü çoktan iddiası taşıyorsanız öncelikle 🟠 20 aylık ortalama geçilmeliydi bu 1. testti ama herkes ilk testte geçmek zorunda değil o zaman 2. bir teste tabii tutmak gerekir. 2. test ise🟡111 DMA'nın önümüzdeki günlerde,haftalarda fiyata destek olduğunu görmeniz gerekir eğer olamıyorsa ve kırılıyorsa 2. testte başarısız olmuş demektir.
8
10
1
215
15,065
Endeks performanslarıyla ekonomi yorumlamayı seven üstatlar üzgün. Borsa yükseliyorsa ekonomi güçlüdür, endeks rekor kırıyorsa herkes kazanıyordur, büyük şirketlerin piyasa değeri artıyorsa refah da artıyordur... Bunu yıllardır anlayamamış olmaları inanılmaz. Birkaç büyük şirketin endeksi yukarı taşıması, hanehalkının alım gücünün arttığını, istihdamın güçlendiğini, küçük işletmelerin iyi durumda olduğunu veya ekonomik büyümenin toplumun geneline yayıldığını göstermiyor. Finansal varlıkların değer kazanmasıyla ekonomik refahın geniş kesimlere yayılması bambaşka meseleler. Endeksleri ekonominin tamamı zannedip birkaç kişinin servetine bakarak bütün mahallenin zenginleştiğini düşünüyorsanız, o mahallede biriken huzursuzluğu da göremezsiniz. Sonra bir gün sandıktan, sokaktan veya toplumsal tepkilerden çıkan sonuçlara şaşırırsınız...
Enflasyon şu geldi, çekirdek enflasyon bu geldi, beklentilerin üzerinde mi altında mı kaldı, Fed ne yapabilir, piyasalara etkisi ne olur... Artık bunlar herkesin kendi imkanlarıyla, biraz da yapay zeka yardımı alarak kolaylıkla ulaşabildiği ve yorumlayabildiği bilgiler. Enflasyon yükseldiğinde Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutmasını, bunun da ekonomiyi yavaşlatmasını bekliyoruz. Çünkü borçlanmak pahalılaşıyor, kredi talebi azalıyor ve tüketim baskı altında kalıyor. Ancak aynı yüksek faiz ortamı, finansal varlık sahiplerine önemli miktarda faiz geliri de sağlayabiliyor. Üstelik devletin giderek büyüyen faiz ödemeleri de bu gelir akışının bir parçası. - Peki bu paralar kimlere gidiyor? - Kimler yüksek faizden gelir elde ederken kimler artan finansman maliyetini taşıyor? - Daha önemlisi, elde edilen bu gelirler gerçekten harcamaya dönüşüyor mu? Bunu anlayabilmek için Fed'in hanehalkı bilançolarını, gelir dağılımını ve tüketim alışkanlıklarını incelemek ve bugün açıklanan enflasyon raporunu da bu araştırmayla birleştirmek gerekir. Ortaya çıkan tablo aslında ekonomideki ayrışmayı da net olarak gösteriyor. Yüksek faizin gelir sağladığı finansal varlıklar ile enflasyonun sıkıştırdığı tüketim bütçeleri farklı kesimlerde yoğunlaşıyor. Bir kesim yüksek faizin gelir avantajını yaşarken başka bir kesim aynı anda hem yaşam maliyetini hem finansman yükünü taşımak zorunda kalabiliyor. Örneğin bugün açıklanan raporda benzin fiyatları bir ayda %9,1 yükseldi. Bu artışın hanehalkı bütçesine oransal etkisi alt ve orta gelir gruplarında daha yüksek. Buna karşılık faiz geliri elde etme kapasitesi üst gelir gruplarında çok daha güçlü. Paylaştığım görselde Eylül enflasyonunun seçilmiş harcama kalemlerindeki etkisini, 100 baz puanlık ilave faiz senaryosuyla karşılaştırdım. Faiz tarafı varsayımsal bir hesap ancak hanehalkları arasındaki finansal dayanıklılık farkını görmek açısından oldukça açıklayıcı. Bu çalışmanın sonunda Fed'in faiz politikasının etkisizleştiğini söyleyemem. Ancak aynı faiz politikasının ve aynı enflasyon oranının toplumun farklı kesimlerinde ne kadar farklı ekonomik koşullar yarattığını çok daha net görebiliyoruz. Bence para politikasını değerlendirirken üzerinde daha fazla durulması gereken meselelerden biri de bu. Ekonomi genelinde tüketim, yatırım, borsalar devam ediyor olabilir. Fakat o tüketimi kimlerin sürdürdüğü, kimlerin harcamalarını, yatırımlarını kısmak zorunda kaldığı ve bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu en az toplam veriler kadar önemli.
1
79
5,581
ABD ara seçimleri bitti. “Bir şey ördek gibi görünüyor ve ördek gibi ses çıkarıyorsa, büyük ihtimalle ördektir.” Bu 5 dakikalık videoda ABD ara seçimlerinin borsa, kripto ve yapay zeka yatırımlarına etkilerini, sektör ayrışmasını ve 2027’ye uzanan ekonomik ve jeopolitik gündemi bulabilirsiniz. 👇
4
6
1
193
11,155
Kerem 𝝅 retweeted
Inside Market Kokpit 🔍 The Macro Regime Barometer asks one question: which theme is the market rewarding right now? Election day reading: Stress/Defensive 95.7 vs Rates/Liquidity 94.5, while Risk Appetite sits under 9. A map, not a signal. 🇹🇷 Türkçe altyazılı. #education, not investment advice @KmQuant
1
3
20
2,609
ABD ara seçimleri geldi çattı. Yaklaşık 1,5 yıl önce bu dönemin neden zor geçebileceğini anlatmaya başlamıştım. Yıl boyunca da neredeyse her detayına değindim. Belki son bir önemli detay daha var. 3 Kasım'da seçim yapılacak ancak sonuç ne olursa olsun yeni Kongre 3 Ocak 2027'ye kadar göreve başlamayacak. Yani seçim sonuçları mevcut güç dengesini değiştirse bile Trump'ın ve Kongre'nin önünde yaklaşık iki aylık bir geçiş dönemi olacak. Özellikle Senato çoğunluğu değişirse bu sürenin nasıl kullanılacağı önemli olacaktır. Bitcoin'in tamamlanmış son üç ABD ara seçim yılında (2014, 2018, 2022) dikkat çekici bir ortak özellik var. Üçünde de kasım başına gelindiğinde yılın en düşük seviyeleri geride kalmış gibi görünüyordu. 2014'te ekim, 2018'de haziran, 2022'de ise eylül ayında görülen dipler yılın son bölümünde korunamadı. 2026'da da şu an için en düşük kapanış haziran ayında görülmüş durumda. Bu, aynı şeyin yeniden yaşanacağı anlamına gelmiyor ama genel bir yorum yaparsak, seçim gecesinin bütün belirsizlikleri hemen ortadan kaldıran bir tarih olmayabileceğini söyleyebiliriz.
7
9
189
14,529
Petrol yükselirken ABD 10 yıllık tahvil faizi geriliyor. Warsh’ın da dikkat çektiği bu ayrışma, klasik enflasyon hikâyesinin bozulduğunu gösteriyor. Yatırımcılar büyümeye ilişkin endişeleri, enflasyon endişelerinin önüne koymaya başlamış olabilir.
3
9
127
8,518
Bu durum Fed için de zor bir denklem yaratıyor. Faiz indirmek enflasyonu yeniden güçlendirebilir, faizleri yüksek tutmak ise yavaşlamayı derinleştirebilir. Düşük tahvil faizleri her zaman risk varlıkları için olumlu değildir. Büyüme endişesi varsa hisse, emtia ve Bitcoin de bundan etkilenir.
4
3
57
1,700
Bitcoin'in ilk bebeklik yıllarını bir kenara bırakırsak, 2013-2026 yılları arasında Ekim ayını negatif getiriyle kapatması pek sık karşılaştığımız bir durum değil. Hatta Ekim ayları, tarihsel olarak güçlü performansları nedeniyle kripto piyasasında “Uptober” olarak anılır. 2013'ten bu yana Bitcoin'in ekim ayını negatif kapattığı yalnızca 4 yıl var: 2014, 2018, 2025 ve 2026. Bu yıl da %7,32'lik kayıpla o yıllardan biri oldu.
9
5
137
15,546
Kerem 𝝅 retweeted
Piyasanın olgunlaşmasıyla tehlikeye karşı duyarsızlaşması dışarıdan bazen birbirine çok benzeyebilir… FTX gibi, Celsius gibi, geçmişteki büyük krizleri örnek verip durmayalım çünkü veriler aynı türden bir piyasa tepkisini göstermiyor. Binance’in yaklaşık 6,3 milyar dolarlık saldırıya uğradığı ve günlerdir kripto çekimlerini durdurduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Birkaç yıl önce böyle bir haberin yarattığı atmosferi hatırlayın. İnsanlar yalnızca fiyatların ne kadar düşeceğini değil, paralarını geri alıp alamayacaklarını da sorgulardı. Bir borsanın başına gelenlerin diğerlerine sıçrayıp sıçramayacağı konuşulurdu. Güven kaybı, fiyat düşüşünün kendisinden daha büyük bir soruna dönüşebilirdi. Bugün ise oldukça farklı bir görüntü var. Örneğin büyük krizlere bakalım…Mart 2020 çöküşünde Bitcoin’in açık pozisyonları ilk iki günde yaklaşık %47, Celsius krizinde %25, FTX krizinde yine %25 gerilemişti. Beşinci güne gelindiğinde Celsius ve FTX’teki daralma %30’u aşmıştı. Bunlar yalnızca fiyat düşüşleri değildi. İnsanlar kaldıraçlı pozisyonlarını kapatıyor, zorunlu tasfiyeler yaşanıyor ve piyasa küçülüyordu. Son Binance olayında ise Bitcoin fiyatı yaklaşık %4,6 gerilerken borsalar genelindeki açık pozisyonlar küçülmek yerine arttı. BTC eşdeğeri açık pozisyonlar yaklaşık %5,9 yükseldi. Fonlama oranları da pozitif kalmaya devam etti. Elbette her kriz aynı değil. Örneğin 2025 Bybit saldırısında da Bitcoin fonlaması pozitif kalmıştı. Ancak orada açık pozisyonlar ilk iki günde yaklaşık %11, beşinci günde ise %18 gerilemişti. Piyasa yalnızca büyük bir olay yaşandığında düşmüyor. Bazen insanlar aynı anda risklerini azaltmak, pozisyonlarını kapatmak ve sermayelerini korumak istediklerinde piyasanın kendi iç yapısı da çözülmeye başlıyor. Şimdi ise böyle bir çözülme görmüyoruz. Peki neden? Belki Binance’in kayıpları karşılayabileceğine inanılıyor. Belki benzer olaylar o kadar sık yaşandı ki insanlar artık eskisi kadar şaşırmıyor. Belki de piyasanın farklı katılımcıları, riski birkaç yıl öncesinden tamamen farklı değerlendiriyor. İnsanların sürekli maruz kaldığı olağanüstü olaylara zamanla alışması bilinen bir psikolojik davranış. İlk karşılaştığınızda büyük korku yaratan bir gelişme, tekrarlandıkça aynı duygusal tepkiyi üretmeyebiliyor. Ama alışmakla riskin azalması aynı şey değil… Bir başka ihtimal de piyasanın dikkatinin giderek sonuçlara, özellikle de fiyatın kendisine sıkışması. Fiyat yeterince düşmüyorsa olayın yeterince ciddi olmadığı düşünülüyor. Oysa bir olayın önemiyle piyasanın o olaya verdiği fiyat tepkisi her zaman aynı olmak zorunda değil. Buradan Binance’e yönelik güvenin korunduğu ya da tehlikenin geçtiği sonucunu çıkarmıyorum. Çekimler tamamen normale dönmeden kullanıcıların gerçek davranışını da tam ölçemiyoruz. Sadece şunu görüyoruz: Geçmişte büyük güven krizlerinde insanların riskten kaçma davranışı türev piyasasındaki pozisyonların sert biçimde çözülmesine neden olurken bugün aynı ölçekte bir tepki ortaya çıkmış değil. Asıl düşündürücü olan yalnızca Binance’in yaşadığı olayın büyüklüğü değil. Bu büyüklükte bir olayın artık ne kadar sıradan karşılanabiliyor olması. Şimdilik…!
14
10
1
166
13,214