SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN) header
SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN) profile picture

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Batman Şube'si Resmi Hesabıdır (Esnek,Angarya ve Kuralsız Çalışmaya Karşı Mücadele) https://teapawt.org/t.co/SIViAkgYgb

Batman Merkez
Joined July 2014
Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)Photo by SES BATMAN ŞUBESİ (@SESBATMAN)
12. Olağan Genel Kurulumuzu gerçekleştirdik. Esnek, Angarya, Kuralsız çalışmaya karşı verdiğimiz mücadele sürmeye devam edecek. Nitelikli, ücretsiz, ulaşılabilinir ve Anadilde kamusal hizmet talebimizi yineledik. Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz Yaşasın SES #Sesimiz30Yaşında
3
1
30
756
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
SES Batman Şubesinin 12. olağan kuruluna Batman Tabip Odası olarak katılım sağladık SES’in kuruluşundan beri içinde olan ve Adıyaman’da iki dönem başkanlığını yapan oda başkanımız Dr.Ali ihsan Gündoğdu SES in kısa bir tarihini ve ana dilde sağlık hizmetinin önemini anlattı.
2
18
993
ACI KAYBIMIZ.
🤖 Made with AI
6
1
2
39
4,500
“Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele" 4-5-6 Eylül tarihlerinde Ankara'da gerçekleşen 3.KESK Kadın Kurultayı'na katılım sağladık. Geçmişten aldığımız direniş mirasıyla, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi! Yaşasın KESK!
9
393
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Batman’da barış için yürüdüler batmansonsoz.net/haber/batma… #batman #SONDAKİKA
1
5
548
KAMUOYUNA!!!
🤖 Made with AI
3
9
927
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
BATMAN’DA 1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ YÜRÜYÜŞÜNE ÇAĞRI Batman Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlenecek yürüyüşe katılım çağrısında bulundu. Eğitim Sen Batman Şube Eş Başkanı Ramazan Bilmez, Mimarlar Odası Eş Başkanı Melsa Sevim, SES Batman Şube Başkanı Cihan Tüzün ve İnsan Hakları Derneği Batman Şube Eş Başkanı Av. Ahmet Şiray’dan oluşan heyet, Batman halkını yürüyüşe davet etti. Platform adına açıklama yapan SES Batman Şube Başkanı Cihan Tüzün, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün 87 yıldır kutlandığını belirterek, bu yılki etkinliğin kendileri açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin nihai bir sonuca ulaşmasının beklendiğini ifade eden Tüzün, “Basın Kavşağı’ndan Yılmaz Güney Sergi Alanı’na kadar gerçekleştireceğimiz yürüyüşe bütün halkımızı beyaz tülbentleri ve beyaz elbiseleriyle bekliyoruz” dedi. batmanburada.com.tr/batmanda…
4
14
1,327
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Batman’a beyaz kıyafet çağrısı batmansonsoz.net/haber/batma…
2
2
577
5 Ağustos Çarşamba saat 17:30’da Yılmaz GÜNEY Sergi Alanında yapılacak basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir.
4
6
364
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Sağlık Bakanlığı Tarafından Geçici Görevlendirmelerin İptaline Dair Değerlendirmemizdir Son günlerde adeta tüm sendikalar “kazandık” “büyük kazanım” gibi ifadeler ile Sağlık Bakanlığı’na geçici görevlendirmeleri iptal ettirdikleri duyurusu yapılmaktadır. Öncelikle geçici görevlendirmelerin ne maksat ile yapıldığını unutmayalım. 1- Muhalif olan, kapıkulu olmayan ve boyun eğmeyen sağlık emekçilerine gözdağı vermek amaçlı sürgün politikası olarak, 2- Yandaş olanları rahat ettirmek için, 3- Besleyip, büyüttükleri ve yetkilendirdikleri sendikamsı yapıyı ve kol kola çalışan sarı sendikaya üye kazandırmak maksadıyla örgütlenmelerine alan açmak için, 4- Yıllardır kamu sağlık kurumlarına personelin yeterli sayıda görevlendirilmemesinden kaynaklanan boşluğun ve hizmet aksaklığının giderilmesi için geçici görevlendirmeler yapılmaktadır. Aslında Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde geçici görevlendirmelerin yapılacağı ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğinin 11. Maddesinin ilgili fıkralarında: “(1) Bakanlık önceden duyurmak suretiyle talepte bulunan personeli geçici olarak görevlendirebileceği gibi ihtiyaç hâlinde re’sen de görevlendirebilir. Re’sen yapılan geçici görevlendirme süresi bir mali yılda iki ayı geçemez. (8) Personelin herhangi bir suretle görevde olmaması, nüfus hareketleri gibi nedenlerle personele ihtiyaç duyulması hâlinde; geçici görevlendirmelerde, personel doluluk oranı aynı olan yerler arasında veya yüksek olan yerden düşük olan yere geçici görevlendirme yapılabilir. (9) İlgilinin talebi halinde il içinde yapılan geçici görevlendirme ile sekizinci fıkra hükümlerine göre yapılan geçici görevlendirme süresi her seferinde üç ayı ve bir mali yılda toplamda altı ayı geçemez.” Düzenlemeleri yer almaktadır. Aile birliği, sağlık ve can güvenliği mazereti nedeniyle yer değişikliği ile eğitim, engellilik nedeniyle isteğe bağlı yer değişikliği yönetmelikte ayrıca düzenlenmektedir. Zorunluluktan kaynaklanan ve mevzuata uygun olan talepler bile günümüzde siyasal bir anlayışa mensubiyet ya da yukarıda ifade ettiğimiz sendikalara üyelik yapılması şartına bağlanmaktadır. Yukarıda maddeler halinde yazdığımız sebeplerden en masumu olan 4. Maddedeki görevlendirmeler bile torpili olmayanlara ya da yandaşlık ilişkisine girmeyen emekçiler üzerinden cezalandırmaya dönüştürülerek yapılmaktadır. Bugün gelinen aşamada yandaş ve yetkilendirilmiş sendikamsı yapılara o kadar çok üyelik yapılmış ki artık torpili en güçlü olanlar istediğini almaktadır. Yandaş sendika üyeleri arasında dahi güçlü torpil arayışlarına bağlı gerilimler devam etmektedir. Kendilerinin iktidarlar ve idarecilerle birlikte kurduğu düzen bumerang gibi gelip onları vurmaktadır. Geçici görevlendirmelerdeki keyfilik o dereceye varmıştır ki basına yansıdığı kadarıyla Bakanlık yönetmeliğe aykırı şekilde süresiz geçici görevlendirmelerin yapılmaması gerektiğini İl Sağlık Müdürlüklerine bildirme gereği duymuştur. Bakanlığın bu yazısı; keyfiyeti, iktidar gücünü sopa gibi kullanan geçici görevlendirme işleyişini çözmek için yeterli olmadığı gibi pek çok sendika tarafından kendilerinin yürüttüğü mücadelenin “kazanımı” da değildir. İş kolumuzda geçen yetki döneminde 59 olan sendika sayısı bu yıl yetki döneminde 72’ye çıkmıştır. Birkaç aydır kurulan sendikalar bile mücadele ile kazandıklarına dair sosyal medyada propaganda yapmaktadır. Bu tür propagandalar emekçilerin sorunlarını çözmez. - Kazanım çalışma yaşamının demokratikleşmesi ile olur. - Kazanım AB ve OECD ortalamasında sağlık emekçisinin kadrolu ve güvenceli istihdamı ile olur. - Binlerce sağlıkçı atanma beklerken yaşamsal hizmet veren sağlık kurumlarında az sayıda sağlık emekçisi ile hizmet verilmesine son verilmelidir. - Eğitim, sağlık, aile, can güvenliği, engellilik mazeretlerinin uygulanmasındaki sınırlandırmalara son verilerek sorunun çevresinden dolanmak yerine kalıcı çözüm geliştirilmelidir. - Kazanım metaya dönüştürülen kışkırtılan sağlık sistemi ve hasta edilen bir toplumla değil, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerin güçlendirildiği sağlık emekçileri ve hizmet alan halkın örgütlü yapıları aracılığıyla hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar tüm karar mercilerinde yer aldığı yeni bir sistemin inşası ile olur. Kamu emekçilerinin atama ve yer değiştirme haklarının güvence altına alınması; Yeteli kadro atamasının yapılarak keyfi geçici görevlendirmelere son verilmesi; Sağlık, can güvenliği, aile birliği, engellilik, eğitim mazeretlerine bağlı yer değişikliği taleplerinin güvence altına alınması; İçin mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 31.07.2026 MERKEZ YÖNETİM KURULU Haber linkimiz: ses.org.tr/haber-detay/sagli…
37
3
76
8,471
Kocaman bir aileyiz lakin Batman’a gelmişken bu ailenizin bireyleriyle bir toplantı yapma ihtiyacı duymadınız. Batman Sağlık camiası bir haftadır teyyakuzda. Selfi çekme enerjinizin yerine sağlık emekçilerinin sorunlarını dinlememenizi beklerdik. Bizi yanıltmadınız.👏👏👏👏
Biz Kocaman Bir Aileyiz ♥️ 📍Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2
426
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Sağlık ve Sosyal Hizmetler İşkolunda Görev Yapan Tüm Emekçi Arkadaşlarımıza Duyurumuz ve Çağrımızdır: Sevgili çalışma ve mücadele arkadaşlarımız; Sağlık ve sosyal hizmet kurumları tüm topluma hizmet veren komplike çalışma sistemi içerisinde yer alan kamusal alanlardır. Bu alanlarda birçok meslek mensubu bir ekip halinde çalışmak zorundadır. Sistem; mesleklerimize, cinsiyetimize, etnik kimlik ya da dünya görüşümüze bakmadan en yüksek verimi alacak şekilde bizi çalıştırmak için devlet gücü başta olmak üzere tüm olanakları kullanıyor. Fakat örgütlenme ve mücadele söz konusu olunca da zenginliğimiz olan tüm farklılıklarımızı birbirimiz ile çatışmanın zemini haline getirmek için de çok yoğun bir çaba sarf ediyor. Bunlar ve daha birçok dışsal etkenler gerçek anlamda örgütlenmemizin önünde engel oluşturuyor. Grev ve özgür pazarlık hakkını içeren toplu sözleşme düzeneği kuramamamızın, sefalet ücretlerine mahkum angarya çalışma koşulları, demokratik olmayan çalışma yaşamı, kışkırtılan talep artan şiddet, iş cinayetleri, tükenmişlik hepsinin dışsal onlarca sebebini sayabiliriz. Fakat bu dışsal sebepler Dünya ve Türkiye emek mücadele tarihinin her aşamasında karşılaştığımız sorunlardı. Bu engelleri; büyük bedellere, yitirilen canlara mal olsa da Dünya ve Türkiye işçi ve emekçi sınıfları her dönemde aşmayı başarmış ve büyük kazanımlar elde etmiştir. Bizlerde bu kazanımların bir sonucu olarak istediğimiz düzeyde olmasa da örgütlenebiliyoruz. Bugün Türkiye kamu emekçilerinin sendikal hareketinde dışsal baskıların yanında örgütlü yapıların ayrıştırcı diline tanıklık etmekteyiz. İşkolumuzda sendika sayısı bu yıl itibari ile 72’ye, üye oranı da yüzde 80’lere çıkmıştır. Dışardan bakıldığında ciddi bir örgütlülük gibi görünmektedir. Oysa artan sendika sayıları, meslek sendikacılığı, siyasetsiz sendikacılık, yeni nesil sendikacılık gibi birçok ifade ile kavramsallaştırılan sendikal hareketin kendisi üyeleme yapmış olsa bile aslında örgütsüzlük ve parçalanmışlığın sebebi haline gelmektedir. SİSTEM KADAR BU SENDİKALARININ AYRIŞTIRICI AÇIKLAMA VE PRATİKLERİ EKİP ANLAYIŞINA, ORTAK MÜCADELEYE ZARAR VERİYOR! Kamusal alanda yaşanan istihdam ve ücret rejimindeki değişikliği sistemin politik aklını, emperyal kapitalist sistemin işleyişini tahlil etmeden ve nasıl bir siyasal saikle bizleri çalıştıran sistemi tam ve derinlikli olarak analiz etmeyen hiçbir sendikal yapının emekçilere vereceği hiçbir şeyi yoktur. Bugün kamu sağlık kurumları adeta fordist üretim dönemlerinde olduğu gibi bant sistemi ile çalışan onbinlerce kişinin bir arada olduğu fabrikalara dönüşmüş durumda. İşkolumuzdaki tüm çalışmanın bir ekip işi olduğunu ve ekibin tüm bileşenlerinin mutlu olacağı bir sistemin inşa edilmesi gerektiğini bunun için de ortak ve birleşik bir mücadeleye ihtiyaç olduğunu öncülümüz sendikalar ile birlikte 35-36 yıldır ifade ediyoruz. Türkiye ve dünya sendikal hareketinde “sarı sendika” olarak kavramsallaşan sendikal hareket tanımına bile uymayan bir sendikal yapıyı bu sistemin nasıl güçlendirdiği, beslediği, büyüttüğü ve yetkilendirdiğini hepimiz biliyoruz. Bu yapı “sarı sendika” tanımına uymadığı için biz buna “yetkilendirilmiş sendikamsı yapı” dedik. Kamu emekçilerinin sendikalaşma mücadelesinin başında ise; sendikalaşma sürecine engel olamayacağını anlayan sistemin bir gecede nasıl bir konfederasyon kurduğunu ve bu sendikayı güçlendirmek için kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalar ile sendika aidatlarının devlet tarafından nasıl ödenir hale geldiğini de unutmadık. İşte tamda bu sendika literatürde karşılığı olan “sarı sendika” kavramına tam olarak uyuyordu. 8 dönem yani 14 yıldır “yetkilendirilmiş sendikamsı yapı” ve “sarı sendika” kol kola vermiş iktidarların izdüşümü gibi iktidarlar (işveren devlet) ile birlikte emekçileri sefalet ücretlerine mahkum ediyor. Bunların dışında kurulan yeni sendikalar ise; ortak ve birleşik mücadele olanaklarını zorlayarak tüm emekçilerin maaşlarını yoksulluk sınırı üzerine çıkarmak, çalışma koşullarını demokratikleşmek, özlük ve sosyal haklarını geliştirmek yerine adeta ücretler ve eğitim düzeyleri üzerinden meslekleri karşı karşıya getiren tam da sistemin istediği tarzda ekibi parçalayan açıklamalar ve pratikler ile gündem oluşturmaya çalışmaktadır. Bir dönem “daha az okusaydık ta hemşire olsaydık” diyerek hekimleri ve hemşireleri ayrıştırıcı paylaşımlar, başka bir dönem “daha az okusaydık ta taşeron (süresiz sözleşmeli) işçi olsaydık” ifadeleri sosyal medya da sürekli dolaşıma sokuldu. Artık sosyal medya dolaşımları yerine bazı sendikalar direk kendi sosyal medya hesaplarından, web sitelerinden ve basına verdikleri demeçlerle bu karşılatırmayı yapar hale gelmiştir. Bugün sağlık ve sosyal hizmet kurumlarında çalışan temzilik işçisinden profesörüne kadar hiç kimsenin maaşı yeterli değildir. İşkolumuz ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. OECD ve AB ülkelerinin yarısı kadar personel ile ve onların 2 katı başvurucuya ücretlerinin yarısı kadar alarak çalışmaktayız. Biziler bu ülkelerdeki meslektaşlarımıza göre onların yarı ücretine 4 kat çalışıyoruz. Aldığımız ücretlerin büyük çoğunluğu emekliliğe yansımamakta, performans, teşvik, ek ödeme vb birçok kalem adı altında ödenmektedir. Ücretlerimizi biraz arttırabilmek bizleri için daha fazla çalışmaya, nöbetlere gönüllü rıza gösterir hale getirdiler. Tüm bunlara (performans, teşvik vb) karşı durmamız gerekirken kimin teşviki, katsayısı kaç üzerinden birbirimize düşmeye başladık. İster sağlık ve sosyal hizmetlerde ister yerel yönetimlerde ister başka bir kurumda çalışsın. İster hizmetli olsun ister hemşire veya doktor olsun herkesin yaşamını maddi kaygı güdmeden yaşayabileceği bir gelire sahip olması için mücadele etmek sendikaların temel görevidir. İşkolumuzdaki her meslek değerlidir. Her mesleğin bilimsellik ile ve mesleki bağımsızlığı korunarak ama aynı zamanda birbiri ile ilişkisi ve birinin eksikliğinde diğerinin de eksik kalacağı bilinciyle yaklaşmak gerekir. Yani işkolumuzdaki çalışma disiplinin ekip işi olduğunu bilince çıkarmak gerekir. Bu bilinç ile birlikte mücadelenin de ekipçe verilmesi gerekir. Ücretler, katsayılar, teşvik puanları, performans üzerinden sansayon yaratmak emekçileri ayrıştırmak yerine tüm bu kalemleri red edip, rekabeti değil dayanışmayı, angarya çalışmayı değil güvenceli istihdam ve yeterli personel ile sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarını talep etmeliyiz. Bakınız resmi ve tahmin kuruluşlarının verilerine göre; Türkiye'de 2026 yılı için kişi başına düşen milli gelir, hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri kapsamında 18.621 ABD dolar, Uluslararası tahmin kurumlarının Worldometer verilerine göre ise bu rakam yaklaşık 19.018 dolar Kişi Başına GSYH (2026) - IMF - Worldometer seviyesinde tahmin edilmektedir. Satın Alma Gücü Paritesine (SAGP) göre kişi başına düşen gelir ise 46.672 dolar Worldometer olarak hesaplanmaktadır. O zaman bizlere düşen görev vergilerimizle toplanan milli gelirden payımıza düşeni almak mücadelesi olmaktadır. Mesleklerin aldığı ücretlerin tamanının eksik olduğunu bilen bir yerden birlikte gelirlerimizi yükseltmek için mücadele etmemiz gerekmektedir. Biz SES olarak ücret meselesine şöyle yaklaşıyoruz. Mesleği ne olursa olsun her bir emekçinin öncelikle temel ücreti yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Bunun üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim düzeyi, meslekteki çalışma yılı gibi kriterler ile bir ücret skalası oluşturulmalıdır. Bu şekilde belirlenen ücret skalasının tamamı emekliliğe yansıyacak şekilde olmalıdır. Çalışırken ve emeklilikte insanca yaşamaya yetecek ücret koşulları oluşturulmalıdır. İnsanca yaşamdan bahsettiğimiz sadece uygun barınma ve belsenme koşulları ya da zorunlu ihtiyaclarımızı karşılama değil; kültürel ve sanatsal açıdan, eğitimin sürekliliğini gören yerden bilimsel çalışmalara ulaşacağımız ve yapacağımız olanaklara, bedensel sağlığımızı korumak adına spor yapacağımız olanaklara kavuştuğumuz yani kendimizi iş dışında da eğleyebileceğimiz ve geliştireceğimiz olanaklara sahip olmadır. Bunun da yolu milli gelirden payımızı alma ile olur. Çalışma ve toplumsal yaşamın demokratikleşmesi ile olur. Angarya çalışmanın son bulması ile olur. Sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları ile olur. İşkolumuz emekçilerine bir daha sesleniyoruz; Bunları önermeyen ve mücadelesini yürütmeyen hiçbir sendika ne mesleğin ne de sınıfın genelinin haklarını elde etme şansı yoktur. İçinde bulunduğumuz durumun politik ve siyasal sebeplerine değil sadece sonuçlarına odaklanan, emekçileri halktan ve birbirinden ayrıştıran, istihdam ve ücret rejiminin kapitalist sömürü sistemi ile bağını kur(a)mayan, pıtrak gibi kurulan ve bireyler etrafında şekillenen hareketler sendikal hareket değildir. Bu tarz sendikal hareketler; Dünya ve Türkiye emek hareketi içinde büyük bedeller ödeyerek, yaşamlarını ortaya koyarak ve bizlere örgütlenme kanallarını açan insanların sadece kemiklerini sızlatır. Dışsal bütün olumsuz etkenler, baskılar mücadele ile aşılır. Ama içerden aşındıran, çatıştıran ve bölen yaklaşımları bertaraf etmek zordur. Bunu yapan ve kendine de sendika diyen tüm yapıları/kurumları emekçilerin takdirine bırakıyoruz. Saygılarımızla. KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ! SES MERKEZ YÜRÜTME KURULU ses.org.tr/haber-detay/sagli…
3
41
12
70
6,256
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Şube eşbaşkanı Melike AYTEN'in sosyal medya paylaşımları sendikamız adına katılmış olduğu emek ve demokrasi güçlerinin eylem ve etkinlikleri gerekçe gösterilerek Mardin 2. Ağır ceza mahkemesinde hakkında açılan davanın ilk duruşmasına eş geçen başkanımız M. Sıddık Akın, genel merkez yöneticilerimiz Nursel Yücesoy ve Deniz topkan ile ses şube yönetimi, KESK şubeler platformu üyeleri duruşmaya katılım sağladı. Duruşma sonunda dava 10 Eylül 2026 tarihine ertelendi. Emek, demokrasi ve barış mücadelemiz yargılanamaz! @sesgenelmerkezi
6
1
23
2,863
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Son dönemlerde Şanlıurfa’da yaşanan sağlık krizlerine ilişkin Eş Genel Başkanımız Mehmet Sıddık AKIN ve MYK Üyemiz Nursel YÜCESOY'un katılımıyla SES Şanlıurfa Şubemiz, Şanlıurfa Tabip Odası ve Şanlıurfa Diş Hekimleri Odasıyla birlikte ortak bir basın toplantısı düzenledik. Basın toplantısında Eş Genel Başkanımız Mehmet Sıddık AKIN bir konuşma yaptı. Basın metni aşağıdadır: BASINA VE KAMUOYUNA Şanlıurfa’da sağlık alanında yaşanan gelişmeler, artık münferit sorunlar değil; sağlık sisteminin bütününü etkileyen derin bir yönetim, planlama ve adalet krizine dönüşmüş durumdadır. Urfa Tabip Odası, Şanlıurfa Diş Hekimleri Odası ve SES Urfa şube olarak; hem sağlık emekçilerinin çalışma koşullarında yaşanan ağırlaşmayı hem de halkın sağlık hakkına erişimde yaşadığı sorunları kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde anjiyo ünitesi üzerinden gündeme gelen ve yaklaşık iki yıldır kamuoyunda tartışılan usulsüzlük ve kamu zararı iddiaları hâlâ tam anlamıyla aydınlatılmış değildir. Bu süreçte ortaya çıkan iddialar, yalnızca mali bir konu değil; hasta güvenliği, hizmetin niteliği ve kamuya olan güven açısından ciddi bir sorun alanıdır. Aradan geçen zamana rağmen bu iddiaların şeffaf biçimde soruşturulmaması ve kamu vicdanını rahatlatacak bir açıklamanın yapılmaması kabul edilemezdir. Yine Ceylanpınar Devlet Hastanesi’nde kamuoyunu uzun süre meşgul eden süreç de benzer biçimde açıklığa kavuşturulmamıştır. Başhekimin görevinden ayrılması ile sonuçlanan sürecin yalnızca bir idari değişiklik olmadığı, arka planında ciddi yönetimsel tartışmalar bulunduğu yönündeki iddialar ortadadır. Ancak İl Sağlık Müdürlüğü’nün bu sürece ilişkin kamuoyuna açık, net ve tatmin edici bir açıklama yapmaması, güven sorununu derinleştirmektedir. Sağlık kurumlarında yaşanan bir diğer kritik sorun ise sendikal kimlikler üzerinden yürütülen idari pratiklerdir. Bazı yöneticilerin sendikal aidiyetlerini kullanarak sağlık emekçileri üzerinde baskı kurduğu, görevlendirmelerde ve çalışma düzeninde ayrımcılık yaptığı yönündeki çok sayıda başvuru ve tutanak bulunmaktadır. Ancak bu konuda da yine herhangi bir yaptırım ya da açıklamanın yapılmaması sağlık emekçileri arasında ciddi tartışmalara yol açmaktadır.. Ayrıca yeni açılacak Şehir Hastanesi başta olmak üzere bazı kurumlarda kadrolaşma süreçlerine sendikal müdahalelerin yansıdığı iddiaları, kamu yönetiminde tarafsızlık ilkesini ciddi biçimde tartışmalı hale getirmektedir. Bu durum yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmamakta; aynı zamanda sağlık kurumlarında iş barışını, çalışma huzurunu ve kurumsal güveni doğrudan zedelemektedir. Harran Üniversitesi Hastanesi’nde yemek hizmetlerine ilişkin yaşanan sorunlar da sağlık emekçilerinin yalnızca iş yüküyle değil, temel yaşam koşullarıyla da mücadele etmek zorunda bırakıldığını göstermektedir. Yemek, barınma ve güvenlik gibi en temel hakların ihmal edilmesi bizler açısından kabul edilemezdir. Sağlık hizmetine erişimde yaşanan randevu krizi ise ayrı boyutlara ulaşmıştır. Hastaların uzun süre randevu alamaması, tanı ve tedavi süreçlerini geciktirmekte; bu durum hastalıkların ilerlemesine ve sağlık sistemine olan güvenin azalmasına yol açmaktadır. Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde de benzer şekilde uzayan randevu süreleri, yurttaşların sağlık hizmetine zamanında erişimini engellemektedir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin verildiği birçok aile sağlığı merkezleri ise fiziksel olarak yetersiz, kullanım ömrünü tamamlamış binalarda hizmet vermeye çalışmaktadır. Defalarca yapılan uyarılara rağmen geçici çözümlerle sürdürülen bu yapıların hem kamu zararına yol açtığı hem de hizmet kalitesini düşürdüğü açıktır. Tüm bu tablo birlikte değerlendirildiğinde Şanlıurfa’da sağlık sistemi; yönetim, denetim, planlama ve adalet açısından ciddi bir kriz içindedir. Bu kriz hem sağlık emekçilerini güvencesizliğe sürüklemekte hem de halkın sağlık hakkına erişimini zorlaştırmaktadır. Bizler Urfa Tabip Odası, SES Urfa Şube ve Şanlıurfa Diş Hekimleri Odası olarak; * Anjiyo ünitesi başta olmak üzere tüm iddiaların şeffaf biçimde soruşturulmasını, * Ceylanpınarda yaşanan süreci ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün rolünün açıklığa kavuşturulmasını, * Yöneticilerin Sendikal kimliklerini kullanarak yürüttükleri baskı ve ayrımcılık iddialarının son bulmasını, * Sağlık emekçilerinin güvenli ve insanca çalışma koşullarının sağlanmasını, * Randevu krizinin çözülmesini ve sağlık hizmetine erişimin kolaylaştırılmasını, * Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve fiziki altyapının yenilenmesini, * Sağlık kurumlarında liyakat ve kamu yararının esas alınmasını ısrarla talep ediyoruz. Sağlık hakkı; hiçbir idari, siyasi ya da kurumsal çıkarın gölgesine bırakılamaz. Şanlıurfa Tabip Odası Şanlıurfa Diş Hekimleri Odası SES Urfa Şube @SesRiha @m_s_akin
15
41
2,011
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
SES Batman Şubemizce Batman Özel Şifa Bakım Merkezinde gerçekleşen olaylara ilişkin Adalet Sarayı önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında MYK Üyemiz Deniz TOPKAN'IN yaptığı kısa konuşma: @SESBATMAN
6
33
1,139
BASINA VE KAMUOYUNA 03.06.2026 tarihinde Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şifa Bakım Merkezi'ne yönelik gerçekleştirilen operasyon kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alınmış, kurum yönetimine kayyum atanmış ve bakım hizmeti alan yurttaşlar farklı kuruluşlara yerleştirilmiştir. Soruşturma kapsamında tutuklamalar yapılmış, kamuoyuna yansıyan bilgiler ise engelli ve bakıma ihtiyaç duyan bireylere yönelik ağır hak ihlalleri yaşandığını ortaya koymuştur. İşkence, kötü muamele, cinsel istismar ve ölüme kadar uzanan iddialar yalnızca bir kurumun değil, sosyal hizmet alanında yıllardır derinleşen yapısal sorunların sonucudur. Daha önce yapılan şikâyetlere rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması ve denetim mekanizmalarının işletilmemesi, yaşananların münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini göstermektedir. Son yıllarda ülkenin farklı kentlerinde engelli bireylere, çocuklara ve yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve kötü muamele vakalarıyla karşı karşıya kaldık. Toplumun en korunmasız kesimlerinin yaşamını doğrudan etkileyen bu olaylar, yalnızca bazı kişilerin vicdansızlığıyla açıklanamaz. Bunlar aynı zamanda kamusal sorumluluğun zayıflatılmasının, denetimsizliğin ve sosyal hizmetlerin giderek piyasalaştırılmasının sonuçlarıdır.Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir yandan "Aile Yılı", doğurganlık politikaları ve çeşitli kampanyalarla toplumun karşısına çıkarken, diğer yandan engelli, yaşlı ve korunmaya ihtiyaç duyan bireylerin güvenli, nitelikli ve insan onuruna uygun bakım hizmetlerine erişimi konusunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Toplumun en kırılgan kesimlerinin yaşam hakkı ve güvenliği, propaganda malzemesi yapılacak bir konu değil; devletin yerine getirmesi gereken temel bir yükümlülüktür.Sosyal hizmetler bir lütuf, yardım ya da hayır işi değildir. Sosyal hizmetler; her bireyin eşit, erişilebilir ve nitelikli biçimde yararlanması gereken anayasal ve evrensel bir insan hakkıdır. Engelli bireylerin, yaşlıların, çocukların ve tüm dezavantajlı kesimlerin insan onuruna yakışır koşullarda yaşaması sosyal devlet olmanın gereğidir.Ancak uzun yıllardır sağlık alanında olduğu gibi sosyal hizmetler alanında da ticarileşme politikaları yaygınlaştırılmaktadır. Bakım hizmetlerinin özel sektöre devredilmesi, hizmetlerin kâr odaklı anlayışla yürütülmesi, personel yetersizliği, düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları; bakım hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkilemekte ve hak ihlallerine zemin hazırlamaktadır. İnsan yaşamı ve insan onuru piyasanın insafına bırakılamaz.Batman'da ortaya çıkan tablo karşısında sorumluların tamamının açığa çıkarılması ve etkin bir yargı sürecinin işletilmesi zorunludur. Ancak yalnızca bireysel cezalandırmalarla yetinilmesi yeterli olmayacaktır. Bu olaylara yol açan politikaların ve denetimsizlik ortamının da sorgulanması gerekmektedir.Bu nedenle; • Habersiz ve bağımsız denetimler artırılmalıdır. • Kurumlarda şeffaf kayıt ve izleme sistemleri oluşturulmalıdır. • Çalışanlar için düzenli psikolojik değerlendirme ve mesleki yeterlilik denetimi yapılmalıdır. • Ailelerin bakım süreçlerini etkin biçimde takip edebilmesi sağlanmalıdır. • Şikâyet ve ihlal istatistikleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. • Personel sayısı ve niteliğine ilişkin standartlar yükseltilmelidir. • Engelli hakları örgütleri ve meslek örgütleri denetim süreçlerine dahil edilmelidir. • Kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılması yerine kamusal sosyal hizmetler güçlendirilmelidir. • Engelli bakım ve rehabilitasyon hizmetleri hak temelli, ücretsiz, erişilebilir ve nitelikli bir kamusal hizmet olarak yeniden yapılandırılmalıdır.Türkiye'nin taraf olduğu BirleşmişMilletlerEngelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin tüm insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını güvence altına almaktadır.Devletin görevi bu hakları korumak vegeliştirmektir. Sosyal hizmetlerin piyasaya değil toplumsal ihtiyaçlara göre planlandığı,insan onurunu esas alan, kamusal vehak temelli bir sistem kurulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
7
14
548
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
Batman’da Şok İddialar: “Bu Olay Buzdağının Görünen Kısmı” Batman Şifa Bakım Merkezi Soruşturmasında Çarpıcı İddialar: “Gerçek Failler Ortaya Çıkarılsın” Çağrısı basinhaberajansi.com/haber/2… @emekvedemokras @SESBATMAN @cihantuzun72
4
11
748
SES BATMAN ŞUBESİ retweeted
“Kamusal Hizmetler Kamu Eliyle Verilmeli” Batman Şifa Bakım Merkezi Soruşturmasında Çarpıcı İddialar: “Gerçek Failler Ortaya Çıkarılsın” Çağrısı. batmanmanset.com/2026/06/kam… @SESBATMAN @emekvedemokras @cihantuzun72
4
6
334