O bir Dindar Cumhuriyet taraftarıydı. O’nu hapishanelere koyanlar; koğuşuna asılan ay-yıldızlı bayrağa karşı çıkacağını zannettiler. Beklediklerinin aksi oldu.
O bayrağına vatanına sözde cumhuriyetçilerden çok daha sadakatle bağlıydı. Ve hapishane koğuşunda bulabildiği bir kağıt parçasına “BU BAYRAĞI ASMAK BENİM HAKKIMDIR” yazdı..
O, maneviyat alemlerinin sultanıydı. Bu vatanın kurtuluşu için savaştı. Yaralandı, esir düştü. Gazi olarak kahramanlık madalyası ile taltif edildi.
Ama, O’nun en büyük fazileti en büyük kahramanlığı Kur’andan aldığı faziletle imanları tehlikede olanların imanlarının kurtulmasına vesile olmaktı.
Muhakkak ki, kazanılan en büyük zafer ebedi alemi imanla kazanabilmektir.
Bediüzzaman Said Nursi bu zaferi kazandı ve birçoklarına kazandırdı..
Ruhun Şâd olsun aziz ÜSTAD..
“Ölürsem dostlarım intikamımı almasınlar.”
Afyon hapishanesi, yıl 1948 soğuk o kadar şiddetli ki, camlar bile iki milim buz tut muş.
Hapishânede – zehirlenerek – ölüm döşeğinde iken, fırsat bulup ziyaretine varabilen bir talebesine Bediüzzaman şöyle demişti:
“ Belki hayatta kalamayacağım, bütün mevcûdiyetim vatan, millet, gençlik ve Âlem‑i İslâm ve beşerin ebedî refah ve saâdeti uğrunda fedâ olsun. Ölürsem, dostlarım intikamımı almasınlar! ”
İşte gerçek vatan kahramanı, gerçek insanlık kahramanı böyle olur.
Resimler:
1-Afyon makeme salonunda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ikindi namazını kılarken,
2-Afyon hapishanesi,
3-Hapishane hücresinde devrin zındık idarecileri tarafından zehirlendiği sırada çekilmiş resmi,
4-Hapishane tutuklu defteri, bir iman ve Kur’an mücahidine yapılan muamele..katiller, hırsızlar, kız kaçıranlarla aynı sayfada
Bu zulümleri yapanların bedenleri şimdi toprak olmuş çürümüş, cehennem çukurlarına atılmışlar.
Milyonların imanlarının kurtulmasına vesile olmuş “en bahtiyar adam”Bediüzzaman ise ebed-i saadet yolunda..
Ruhu şâd olsun. Rabbimiz onu ebedi cennetlerinde Resulüne komşu eylesin.
Yassıada (Demokrasi ve özgürlükler adası) ziyaretimizde Demokrasi ve özgürlük müzesini de gezdik.
Merhum Başbakan Adnan Menderesin 15 ay tutuklu kalıp işkence gördüğü küflü odayı görmek bir hüzün girdabına düşürürken, duvarda yazan ..idama giderken söylediği..
..”kimseye dargın değilim… devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim.” Sözleri içimizi burktu.
Sezai Karakoç’un duvarlara yazılmış harika dizeleri..
Ve Yassıada mahkumlarının ailelerine göndermek isteyip de ulaşmayan 50 kelimelik mektuplarının heykelsi çalışması..hepsi ayrı duyguları yaşattı.
Hain darbeciler, idam kararlarını veren alçaklar hem milletin vicdanında mahkum edildi hem de Cehennemi boyladılar.
Mazlum şehitler ise ebediyyen kalbimizde yaşayacaklar…
Ruhunuz şâd olsun Allah rahmet eylesin.
Yassıada’dayız..
(Demokrasi Adası)
yakın tarihte acılı olayların yaşandığı Merhum Menderes ve arkadaşlarına idam kararlarının verildiği bu adada artık ümmete ve insanlığa faydalı toplamtılar yapılıyor.
Uluslararası İslam Alimleri Birliğince düzenlenen “ÜMMETİN BİRLİĞİ” toplantısındayız.
İİKV olarak bu misaka biz de iştirak ediyoruz.
İnşaAllah İttihad-ı İslama hizmet eder..
Özbekistan eğitim kurumlarıyla işbirliklerimizi arttırıyoruz..
İmam Buhârî Taşkent İslam Enstitüsü Rektörü Dr. Uygun Gafurov Tölkinovic ile Cezayir Adrar Üniversitesinden Prof. Dr. Younes Mellal ve Dr. Naji Muhammed, İstanbul İlim ve Kültür Vakfımıza ziyarette bulundu.
Vakfımızın ilmî ve kültürel faaliyetleri ile yayın çalışmaları hakkında bilgi verilen ziyarette karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ziyaret, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle tamamlandı.
Kıymetli misafirlerimize nazik ziyaretleri için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.
Emekleriniz için binler teşekkür..
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı olarak Mütevelli Heyeti toplantımızı gerçekleştirdik. İngilizce, Arapça, Medya ve Arşiv birimlerimizin çalışmalarına ilişkin sunumların yapıldığı toplantıda, “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” temalı 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’na katkı sunan mütevelli heyeti üyelerimize teşekkür belgelerini takdim ettik.
Emek ve destekleri için tüm üyelerimize ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, nice hayırlı hizmetlerde buluşmayı diliyoruz.
Said Yüce retweeted
Birlik üzerine düşünürken, kendimizden başlayabilir miyiz?
Haset, kibir ve benmerkezcilikten arınmak; ilimle birlikte ahlakı da gözetmek… İki katılımcının sözleriyle Said Nursî’nin nefis terbiyesine yaklaşımı.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu.
Said Yüce retweeted
Bir sempozyum bittiğinde geriye ne kalır?
Öğrendiklerimiz, yeni sorularımız ve birlikte düşünmeye devam etme isteğimiz. Katılımcılarımız, farklı konulara açılan atölyeleri ve bu tartışmaları kalıcı bir kaynağa dönüştürme dileğini anlatıyor.
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu.
Allah’ın emaneti olarak bize verilen yavrularımızın;
-kendisini güvende hissedeceği,
-Annesin yanında olacağı, -Babasının da Kavvam olacağı yuvaları
kurmalıyız…
Peygamber efendimiz SAV torunlarından Habib Ömer’le geçen güzel vakitler.. instagram.com/reel/DeljzH3TY…
Eserden müessire, sanattan sanatkara giderek yapanı bulmak..
eser sahibini bulmak..
Ve sudaki zehiri çıkarmak..
Said Yüce retweeted
Muhabbet ve uhuvvetin tatlı hatıraları kaldı..
13. Uluslararası Bediüzzaman sempozyumu…
13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumuna katılımlarıyla ve destekleyiyle katkıda bulunanlara Teşekkür ediyoruz… iikv.org/tr/13-uluslara…
Yemenli allâme Habib Ömer bin Hafîz vakfımızı ziyaret etti.
İslam dünyasının en etkili ve sevilen âlimlerinden Habib Ömer bin Hafîz, Her yıl seçilen “500 En Etkili Müslüman” listesine 2024 yılında birinci sıradan giren ve hâlen ilk üçteki yerini koruyan Habib Ömer, Hz. Hüseyin’in soyundan gelen Seyyidler cemaatinin en önde gelen simalarındandır ve ehl-i sünnet çizgisinde tasavvufî bir tarikat olan Bâ Alevî Tarikatı’nın da şu anki şeyhidir. Ömrünü İslamî ilimlerin tedrisi ile iman hakikatlerinin tebliğine vakfeden Habib Ömer’in 1993 yılında Yemen’in Tarim şehrinde kurduğu Darü’l-Mustafa isimli medresede yetiştirdiği binlerce talebe, Endonezya’dan Amerika’ya, Güney Afrika’dan İngiltere’ye dünyanın dört bir yanında Müslüman cemaatlere önderlik etmektedir.
Habib Ömer’in vakfımızı ziyareti, öğle namazının ardından vakfımızda bulunan elyazması Risale-i Nur nüshalarından oluşan küçük serginin gezilmesiyle başladı.
Habib Ömer’e 4-6 Ekim 2026 tarihlerinde yapılan 13. Bediüzzaman Sempozyumu hakkında bilgi verildi. Memnuniyetini dile getiren Habib Ömer, ümmetin ıslahının idareciler ve âlimlerin ıslahıyla gerçekleşeceğine dair hadisi hatırlattı. Peygamber Efendimizin (sas) manevi hilafetinin Ehl-i Beyt ile devamına dair kısa bir sohbetin ardından, Bediüzzaman hz nın Risale-i Nur mesleğinin Ehl-i Beyt mesleği olduğuna dair sözleri aktarıldı ve Risale-i Nur’dan Ehl-i Beyt’e muhabbetin ehemmiyeti üzerine kısımlar okundu. Bu risaleleri ilgiyle dinleyen Habib Ömer, “Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır,” hadis-i şerifini okuyarak, “Bediüzzaman ilim şehrine kapısından girmiş,” dedi ve “bunlar ehl-i hakikatin havassına mahsus sözlerdir” diyerek takdirini ifade etti.
Bunun ardından, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verildi. Bediüzzaman Hazretleri’nin “müsbet hareket” düsturu ve siyasi güç elde etmek yerine imanın doğrudan kalplere yerleşmesi yolundaki hizmetinden bahsedildi. Habib Ömer’in bunun “peygamberlerin yolu” olduğunu belirtmesinin ardından aynı yolda ilerleyen İstanbul İlim ve Kültür Vakfı’nın da insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehlike olan inançsızlığa, Allah’ı tanımamaya çare olmayı amaçlayan çalışmalarını vurgulandı.
Vakfımızın faaliyetlerini dikkatle dinleyen Habib Ömer, Bediüzzaman Hazretleri’nin “Uhuvvet Risalesi” isimli eserinden de bir ders yaptı. Toplantının sonunda Kolombiya asıllı mühtedi bir Müslüman olan ve İİKV’de çalışan Santiago Abdullah Salah ile araştırma amacıyla İstanbul’da bulunan Amerikalı Doç. Dr. Mona Hassan, Habib Ömer’in ziyaretine dair görüşlerini paylaştılar. Dr. Hassan kısaca İstanbul kütüphanelerinde bulunan ve Yemen ile İstanbul arasındaki tarihi irtibatları belgeleyen eserlerle ilgili bilgi verdi. Uhuvvet ve muhabbet duygularıyla gerçekleşen bu güzel buluşmanın ardından, kendisine Risale-i Nur Külliyatı’nın Arapça tercümesini hediye ettiğimiz Habib Ömer ile vakfımız çalışanları beraberce Topkapı Sarayı’na geçtiler ve dualar ve salavatlarla burada bulunan kutsal emanetleri ziyaret ettiler.
AA Podcast yayınımız..
🎙️ İİKV Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce (@Said_Yuce):
❝Manevi tahribatlara karşı Bediüzzaman Hazretleri hem insanlığın bütün yaralarına hem de bundan 100 sene önce İslam dünyasının üç büyük probleminden bahsetmiş. “Üç büyük düşmanımız var.” demiş. Birisi cehalet, birisi zaruret yani fakirlik, birisi de ihtilaf. Aradan 115 yıl geçmiş bakın, bu üç problem aynı yerde duruyor❞
Tamamı için👇
youtu.be/3rhAeV8l9Lo?si=36lV…
Azerbaycan’daki Aliyev ve onun gibi düşünen yöneticiler..
Başörtüsüne el uzatırsanız, Siyonistlerin maşası olup inanç hürriyetine yasaklar getirmeye kalkarsanız bizim 12 Eylül ve 28 Şubat’çı yasakçıların başına gelen sizin de başınıza gelir. Bizim laikçilerin yaptıkları yanlışları yapmayın.
İlahi tokat şiddetli gelebilir. Bizden dost tavsiyesi.
Derhal bu yanlıştan dönün Laiklik, inançların gereğini yapanlara yasaklar getirmek değildir. Bu yaptığınız tarafsızlık değildir. Dinsizlik hesabına geçer…


































