Pinned Tweet
For those who want to know the science behind the genetics of modern Turkey population, see this important paper by a team of Turkey scientists. See their conclusions yourselves. (BTW: I was trained as molecular biologist/geneticist)
pnas.org/doi/10.1073/pnas.20…
Well done. I guess everybody knows, X or social media does not really help in this kind of serious discussion.
Çinlilerle Türkler arasında X’te yaşanan bu saçma sapan atışmayı birkaç gündür hayretler içerisinde izliyorum. Ne yazık ki gördüğüm kadarıyla fitili bizim ergen zihniyetli arkadaşlardan bazıları ateşlemiş. Sonrasında Çinli online troller de sağ olsunlar, seviyeyi yükseltmek yerine daha ne kadar aşağı çekebiliriz diye adeta birbirleriyle yarışmaya başlamışlar.
Bir tarafta Çinlilere sataşmayı milliyetçilik sanan Türk internet kahramanları, diğer tarafta buna karşılık Türk bayrağını aşağılayan karikatürler çizen, Türklerin atalarıyla, bağımsızlık mücadelesiyle, tarihiyle ve kadınlarıyla dalga geçen Çinli internet kahramanları.
Bayraklar farklı, ergenlik seviyesi aynı!
Öncelikle Türk tarafındaki arkadaşlara birkaç sorum var.
Durup dururken Çinlilerle kavga çıkarmaya çalışmanızın sebebi ne? Hayattaki en büyük başarınız, uluslararası bir rezaletin fitilini ateşlemek mi? Çin hakkında ne biliyorsunuz? Çin tarihi, ekonomisi, toplumu, kültürü, siyaseti hakkında kaç kitap okudunuz? Kaç Çinliyle oturup konuştunuz? Kaçınız Çin’e gittiniz?
Yoksa bütün bilgi birikiminiz birkaç TikTok videosu, X paylaşımı ve birbirinizden duyduğunuz kulaktan dolma hikâyelerden mi ibaret? Çünkü görünen o ki araştırma merakı sıfır, özgüven tavan!
Şimdi Çinli online trollere de gelelim. Sakın kendinizi bu yazının dışında sanmayın.
Ama önce neden bu kadar öfkeli olduğumu anlatayım.
BEN TÜRK’ÜM. ÇİN’İ DE SEVİYORUM. BİR SORUN MU VAR?
Ben 10 yılı aşkın süredir Şanghay’da yaşiyorum. Türk olmaktan gurur duyuyorum. Türkiye’yi ve Türkleri hem Çin’de hem Avrupa’da iyi temsil ettiğimi düşünüyorum. Tanıştığım insanların çoğunun hayatındaki ilk Türk ben oldum. Bazılarının Türklerle daha önce kötü deneyimleri olmuştu. O olumsuz imajı değiştiren kişi de yine ben oldum.
Pek çok milletten arkadaşım var. Pek çok Çinli arkadaşım var. Yurt dışında uzun süre yaşayanlar çok iyi bilir: Arkadaşlarınız zamanla aileniz olur. Benim Çinli arkadaşlarım hayatımın en zor, en kritik anlarında yanımda oldular. Bana destek oldular. Kimi zaman beni çok ciddi sıkıntılardan kurtardılar. Birlikte güldük, ağladık, çalıştık, hayatı paylaştık.
Çin benim için internette kavga ettiğiniz soyut bir ülke değil. Hayatımın 10+ yılı, tecrübelerim, arkadaşlarım, öğrencilerim, komşularım, ikinci evim.
Ve Türkiye benim vatanım. Bayrağım, tarihim, kültürüm, ailem, atalarım.
Türk olmaktan gurur duymak için Çinlileri aşağılamaya ihtiyacım yok. Çin’i sevmek için de Türkiye’yi küçümsememe gerek yok.
Bunu anlamak bu kadar mı zor?
TÜRK ONLINE TROLLER: ÖNCE BİRAZ OKUYUN, SONRA DÜNYAYA MEYDAN OKURSUNUZ!
Türkiye’de Çin hakkında gerçek, kapsamlı ve erişilebilir bilgi ne yazık ki inanılmaz derecede az. Size somut bir örnek vereyim.
İstanbul’un en varlıklı, modern ve kültürel açıdan öne çıkan semtlerinden Nişantaşı’nda, Remzi Kitabevi’ne girdim. Çin hakkında doğru düzgün bir kitap aradım. Ben aradığımda bir tane bile bulamadım! Neden? Güzel soru. Kesin cevabını bilmiyorum ama tahminlerim var.
Türkiye’de kullandığımız sayısız ürün Çin’den geliyor. Çin, dünyanın en büyük ekonomik, teknolojik ve jeopolitik güçlerinden biri.
Ama konu Çin’i, tarihini, toplumunu, siyasetini ve ekonomisini anlamaya gelince ortada devasa bir bilgi boşluğu var.
Peki bu boşluğu kim dolduruyor? Sosyal medya, kulaktan dolma hikâyeler, ideolojik ezberler, yabancı devletlerin propagandaları ve sorgulanmadan tekrarlanan anlatılar.
Özellikle Sincan (Xinjiang) meselesinde çok sayıda insanın ABD’nin söylemlerini sorgulamadan benimsediğini görüyorum. Oysa uluslararası siyasette herhangi bir devletin söylemini değerlendirirken o devletin ekonomik ve jeopolitik çıkarlarını da incelemek şarttır.
Sincan, petrol, doğal gaz, kömür ve çeşitli maden kaynakları bakımından stratejik öneme sahip. Üstelik mesele yalnızca yer altı kaynakları değil. Bölgenin Orta Asya ile bağlantıları, enerji hatları ve ticaret koridorları da Çin’in ekonomik ve stratejik geleceğinde önemli rol oynuyor.
ABD’nin bu bölgeye yönelik politikasında stratejik çıkarlarının ne ölçüde rol oynadığını sorgulamak için komplo teorisyeni olmanız gerekmiyor.
Özellikle Gazze’de yaşanan insani felaket karşısında Amerikan yönetiminin İsrail’e verdiği açık desteği gördükten sonra, Washington’ın Sincan konusundaki bütün açıklamalarının yalnızca insani kaygılardan kaynaklandığını varsaymak da büyük saflık.
İnsanlar araştırmadan hüküm veriyor. Hangi Asya ülkesinde çekildiğini bile bilmedikleri bir TikTok videosunu izleyip Çin uzmanı kesiliyorlar. Kendi ülkeleri hakkında yurt dışında ortaya atılan iddialara şüpheyle yaklaşmayı biliyorlar ama konu Çin olunca aynı sorgulayıcı yaklaşımı göstermiyorlar.
Çin tarihini bilmiyorsunuz. Öğrenmeye niyetiniz de yok. Kendi tarihiniz hakkında da birbirinden yanlış bilgilerle dolaşıyorsunuz.
Sonra gidip Grok’a, “Türklerin Çinlilerden nasıl üstün olduğunu anlat” diye soruyorsunuz.
Yapay zekâdan bile milliyetçi ego masajı bekliyorsunuz!
İstediğiniz cevabı alamayınca da şaşırıyorsunuz.
Çünkü sizin tarih anlayışınız araştırmaya değil, tribün tezahüratına dayanıyor.
Dinimiz ne demiş? OKU!
Okuduğunu anlamak, üzerine düşünmek, araştırmak ve gerektiğinde kendi fikrini sorgulayabilmek de gerekiyor. Bazılarında maalesef bu süreç işlemiyor.
ÇİNLİ ONLINE TROLLER: SİZİN DE MASUM DEĞİLSİNİZ!
Şimdi gelelim karşı tarafa.
Bir çocuk, yıllardır internette dolaşan, orijinal bile olmayan saçma sapan bir meme paylaşıyor.
BİR ÇOCUK!
Ve sizin cevabınız ne oluyor?
Türk bayrağını aşağılayan karikatürler çizmek, Türkleri aşağılayıcı çizgi karakterlere benzetmek, kadınlarımızla, tarihimizle, bağımsızlık mücadelemizle, atalarımızla dalga geçmek!
SİZ CİDDİ MİSİNİZ?
Yirmi yıllık bir internet şakasına karşılık milyonlarca insanın tarihine, bayrağına, ailesine ve atalarına hakaret etmek nasıl bir akıl tutulması?
Dünyada Türkiye’nin İngilizcedeki (eski) adıyla Turkey, yani bir kuşla, dalga geçen kaç insan var biliyor musunuz?
Binlerce!
Peki ben ne yapıyorum?
Her seferinde o insanların ülkelerinin bayrağını mı aşağılıyorum? Atalarına mı küfrediyorum? Bağımsızlık mücadeleleriyle mi alay ediyorum?
HAYIR!
Çünkü ilkokul seviyesindeki bir şakaya karşılık bütün bir millete saldırmanın ne kadar aşağılık bir davranış olduğunu biliyorum.
Yıllardır Çinlilere yönelik önyargılardan, ırkçı şakalardan, aşağılayıcı karikatürlerden ve Batı medyasındaki genellemelerden şikâyet eden bazı insanlar, şimdi dönüp başkalarına AYNISINI yapıyor! Al sana ironi.
SİZİ RAHATSIZ EDEN DAVRANIŞI BAŞKASINA YAPINCA NASIL DAHA İYİ BİR İNSAN OLUYORSUNUZ?
Olmuyorsunuz!
Aynı zihniyetin farklı bayrak taşıyan temsilcileri oluyorsunuz.
Atalarınızın böyle bir davranışla gurur duyacağını mı sanıyorsunuz? Ülkenizin itibarını mı koruyorsunuz?
Hayır!
Klavye başında kontrolünü kaybedip yirmi yıllık bir meme yüzünden milyonlarca insana hakaret ederek ülkenize nasıl bir itibar kazandırdığınızı düşünüyorsunuz?
Ülkemin ismiyle (Turkey, now Turkiye) kuş ismiyle dalga geçmeyi dünyanın en komik şakası sanan her aptalın yaptığından zerre kadar farkı yok bunun. Peki ben onlara karşı gözü dönmüş gibi saldırıya mı geçiyorum? HAYIR! Çünkü böyle çocukça saçmalıklar yüzünden kendimi kaybetmeyecek kadar aklım başımda. Hele hele bunun sorumluluğunu koca bir millete yükleyecek kadar da düşmedim!
Ve şimdi Çinli online troller, yıllardır başkalarını yapmakla suçladığın şeyin TAM OLARAK AYNISINI yapıyorsunuz! Söylesenize, bu sizi onlardan nasıl daha iyi yapıyor?
Bir milletin tarihine hakaret etmek tarih bilgisi değildir.
Bir bayrağı aşağılamak vatanseverlik değildir.
Bir kadına milliyeti yüzünden hakaret etmek cesaret değildir.
Ve milyonlarca insanı bir çocuğun paylaştığı meme yüzünden cezalandırmaya kalkmak zeka hiç değildir!
BİRBİRİNİZİ NE KADAR AZ TANIDIĞINIZIN FARKINDA MISINIZ?
Şimdi size iki millet arasındaki gerçek bağlara dair küçük bir örnek vereyim.
Çin’de taksi şoförleriyle yaptığım sohbetlerin çoğu şöyle oluyor:
Bana nereli olduğumu soruyorlar. Ben de tahmin edin diyorum. Ya Amerikalı ya Uygur oldugumu düşünüyorlar.
“Hayır, Türk’üm” dediğimde şaşırıp inanmayanlar da oluyor.
Benim de gözlerim çekik. Hatta dayılarımdan birinin ve kuzenlerimden birinin gözleri benden çok daha çekik. İlkokuldayken gözlerim yüzünden benimle dalga geçenler de olurdu. Hiç alınmazdım. Neden alınayım ki? Badem göz güzeldir!
Türklerle Uygurlar arasındaki dilsel ve kültürel yakınlık sandığınızdan daha da fazla.
Uygurca ile Türkçe, Türk dilleri ailesine mensup. Aynı dil değiller. Aralarında önemli farklılıklar var. Ama ortak kökleri, çok fazla benzer kelimeleri ve dil yapıları sayesinde belirli ölçülerde karşılıklı anlaşılabilirlik mümkün.
Bir Uygur konuştuğunda, bir Türk hiç Uygurca öğrenmemiş olsa bile pek çok kelimeyi, ifadeyi ve cümleyi anlayabilir. Aynı şekilde bir Uygur da Türkçe’de tanıdık birçok unsur bulabilir.
Bu ne kadar güzel bir şey!
Tesadüfen denk geldikçe bu tür benzerlikleri öğrenmekten, Uygurlarla tanışmaktan, sohbet etmekten ve ortak noktalarımızı keşfetmekten büyük keyif alıyorum. Pek çok Uygur arkadaşım var. Kimi doktor, kimi öğrenci, kimi turizmle uğraşıyor, kimi öğretmen. Farklı mesleklerden, farklı ya da benzer hayat hikayelerine sahip insanlar. Tanıdığım Uygurların hepsi de Çinli olmaktan gurur duyduklarını söylüyorlar. Onların anlattıklarından ve kendi gözlemlerimden, bölgelerindeki ekonomik gelişmeleri ve değişimi de takip ediyorum. Uygurların alım gücündeki artış ve bölgedeki hızlı kalkınma muhteşem. Ancak benim için en değerlisi, bütün siyasi tartışmaların ötesinde, insanları bizzat tanımak, dinlemek ve hayatlarını kendi ağızlarından öğrenmek.
Birbirinizi tanısanız şaşıracağınız kadar çok ortak noktanız var. Ama siz tanışmak yerine birbirinizin bayrağına saldırmayı tercih ediyorsunuz!
Ne büyük başarı!
Türk online trollere soruyorum:
Çinlilere sataştınız. Sonra ne oldu? Çinli troller Türk bayrağına saldırdı, kadınlarımızı aşağıladı, atalarımızla ve tarihimizle dalga geçti.
Ülkenizi savunabildiniz mi? Hayır.
Türkiye’nin itibarına bir katkınız oldu mu? Tam tersine.
Peki hiç değilse değerli bir ders çıkardınız mı? Kendi bilgisizliğinizle yüzleşebildiniz mi?
NEREDE!
Hemen arkadaş grubunuzun başına koşup, “Kanka, ne çok komikler” diye sizinle dalga geçen tweetlere harıl harıl güldünüz.
Bir ülkenin bayrağını, tarihini ve insanlarını hedef alacak kadar cesursunuz ama iki cümlelik tarihsel veya ekonomik tartışmaya girecek bilgi birikiminiz yok.
Provokasyonda aslan, tarih bilgisinde derste kaldınız!
Çinli online trollere de soruyorum:
Bunu başlatan BİR ÇOCUKTU! ÇOCUK! Ama sizin online internet trolleriniz... İnsanların belli bir yaşa gelmeden VPN'in ne olduğunu bile öğrenmediği bir ülkede, 20 YILDIR ortalıkta dolaşan bir meme yüzünden önce bir çocuğa, ardından KOSKOCA BİR MİLLETE saldırıyorsunuz! Bir çocuğun yaptığı çocukça bir şakaya verdiğiniz tepkinin seviyesine bir bakın!
Bu, ülkeme kuş ismiyle dalga geçmeyi dünyanın en komik şakası sanan her aptalın yaptığından zerre kadar farklı değil. Peki ben böylelerine karşı gözü dönmüş gibi saldırıya mı geçiyorum? HAYIR! Çünkü böyle çocukça saçmalıklar yüzünden kendimi kaybetmeyecek kadar aklım başımda. Hele hele bunun sorumluluğunu koca bir millete yükleyecek kadar da düşmedim!
Ve şimdi bu online troller, yıllardır başkalarını yapmakla suçladığın şeyin TAM OLARAK AYNISINI yapıyorlar! Bu sizi bu işi baslatanlardan nasıl daha iyi yapıyor?
Türk bayrağını aşağılayınca ne kazandınız?
Bir çocuğun aptalca paylaşımına karşılık milyonlarca Türk’ü aşağılayınca ülkeniz daha mı saygın oldu?
Türklerin atalarına küfredince kendi atalarınıza saygı mı göstermiş oldunuz?
Hayır!
Sadece yıllardır şikayet ettiğiniz önyargılı, saldırgan ve saygısız internet kültürünün bir parçası olduğunuzu gösterdiniz.
Bir çocuk ateşi yakıyor, diğer taraf üzerine benzin döküyor. Sonra ikisi de birbirini yangın çıkarmakla suçluyor!
Muhteşem bir zeka gösterisi gerçekten!
GERÇEK MİLLİYETÇİLİK NEDİR, BİLİYOR MUSUNUZ?
Size kendi tarihimizden bir örnek vereyim.
Kurtuluş Savaşı’nın ardından Atatürk, önüne serilen Yunan bayrağını çiğnemeyi reddetti. Çünkü savaş meydanında düşman olmak, bir milletin bayrağına saygısızlık etmeyi gerektirmezdi.
Düşünün! Atatürk, savaştığı milletin bayrağını bile ayaklar altına almayı kendine yakıştırmazken, siz bugün ortada savaş bile yokken, üç beş beğeni uğruna birbirinizin bayrağına hakaret etmeyi vatanseverlik sanıyorsunuz!
O, düşmanının bayrağına saygı göstermeyi biliyordu. Siz ise barış içinde yaşadığınız insanların bayrağına saygı göstermeyi beceremiyorsunuz.
İşte gerçek vatanseverlikle klavye milliyetçiliği arasındaki fark!
Milliyetçilik, başka milletlere hakaret etmek değildir. Kendi ülkenizi dünyada saygın biçimde temsil edebilmektir. Dilinizle, bilginizle, karakterinizle, davranışlarınızla insanlarda olumlu bir iz bırakabilmektir.
Ben yıllardır bunu yapmaya çalışıyorum. Türk olduğumu gururla söylüyorum. Çinli arkadaşlarımı seviyorum. Çin kültürüne saygı duyuyorum. Çince konuşuyorum. Şanghay benim ikinci evim.
Ama bir Çinli gelip benim bayrağıma, atalarıma, aileme veya ülkeme hakaret ederse de buna sessiz kalmam.
Aynı şekilde bir Türk çıkıp Çinli arkadaşlarıma, Çin tarihine veya Çin halkına hakaret ederse ona da sessiz kalmam.
Çünkü benim için mesele kimin Türk, kimin Çinli olduğu değil. Mesele kimin insan gibi davranmayı bildiği!
Türk olmak bana Çinlileri aşağılamayı öğretmedi. Çin’de yaşamak da bana Türkiye’yi küçümsemeyi öğretmedi.
Her ülkede bulunan bu online troller kendi milletini yüceltmenin yolunu başka milletleri aşağılamakta arıyor. İşin en trajikomik tarafı, bunu yaparken kendi milletlerini küçük düşürdüklerinin bile farkında olmuyorlar.
SON SÖZÜM HER İKİ ÜLKENİN KLAVYE KAHRAMANLARINA!
Ben Çin’i sevdiğimi söylediğimde bazı Türk troller rahatsız oluyor, ardından da türlü türlü hakaretler yağdırıyorlar. Hiç merak etmeyin, avukatlarım hepsini takip ediyor. Kazanılacak tazminatlarla da çocukların eğitimine katkıda bulunacağız.
Türkiye’yi sevdiğimi söylediğimde de bazı Çinli troller gelip ülkeme hakaret etmeyi kendilerine hak görüyor.
İkinize de söyleyeyim: SİZ KİMSİNİZ DE BENİM HANGİ ÜLKEYİ SEVEBİLECEĞİME KARAR VERİYORSUNUZ?
Ben Türk’üm. Türkiye benim vatanım. Çin hayatımın çok önemli bir parçası. İki ülkenin insanlarını da seviyorum. İki ülkenin kültürüne de saygı duyuyorum.
Ve sizin saçma sapan internet savaşlarınız yüzünden ne Türk kimliğimden ne Çin’e duyduğum sevgiden vazgeçeceğim.
Bir Türk troll Çinlilere hakaret ettiğinde bütün Türkler onun gibi olmuyor. Bir Çinli troll Türk bayrağına hakaret ettiğinde de bütün Çinliler onun gibi olmuyor.
85 milyon insanı birkaç ergenin cehaletiyle yargılamayın. 1,4 milyar insanı da internet trollerinin terbiyesizliğiyle tanımlamayın.
İki ülkenin de tarihi, kültürü, insanları ve medeniyet birikimi sizin üç beş beğeni uğruna çıkardığınız kavgalardan çok daha büyük.
Atalarımız savaşlar gördü, zorluklar yaşadı, mücadele etti, medeniyetler kurdu. Siz ise onların mirasını birbirinize küfretmek için kullanıyorsunuz. Atalarınıza saygı duyduğunuzu iddia ediyorsanız önce başkalarının atalarına saygı duymayı öğrenin.
Bayrağınızı seviyorsanız başka bir milletin bayrağını aşağılamayın.
Ülkenizin itibarını önemsiyorsanız önce internette nasıl davrandığınıza bakın.
Ve lütfen artık şu milliyetçilik maskesinin arkasına saklanmayı bırakın.
Ben iki taraftan da bu çirkinliğe katılan herkesi gönül rahatlığıyla takipten çıkarırım.
Türk olması umurumda değil. Çinli olması da umurumda değil. Terbiyesizliğin milliyeti yok!
Sizin cahilliğinizin, komplekslerinizin ve provokasyon merakınızın faturasını milyonlarca insana kesmeye hakkınız yok.
Cehaletle, kibirle ve terbiyesizlikle birleştiğinde ise uluslararası bir rezalete dönüşür. Siz iki taraftaki online troller, bunun canlı örneğisiniz!
Birbirinizden nefret ettiğinizi sanıyorsunuz ama davranışlarınıza bakınca birbirinize ne kadar benzediğinizi görmemek imkansız.
Na, it is on its way to monstrous profit!😂😂😂
Artificial Intelligence company Anthropic recorded a $80 BILLION net loss in the first half of 2026
This clip has gone viral. I hope the top leader of every major economy has a dialogue with (King) Jensen Huang! (I am not saying that I agree with all his pushes for GPUs!) It will be fun to watch (And we can allow leaders to prepare)....
This is just insane! Man
Song Xingyu, a self-taught Gen Z vlogger from Badong in China's Hubei province who posts as Shenqi Ayu, has built a rideable hoverboard inspired by the Green Goblin's glider in Spider-Man and flown it across the Yangtze River. After his first five-turbojet prototype caught fire, he rebuilt it around ten brushless electric units with more than 30 kg of thrust each, and trained on it with an AI posture coach made from two phones.
"You can't regulate anything if the technology doesn't even exist." Jensen Huang to Merz......
JENSEN HUANG ZERLEGT MERZ
Der Kanzler fragt den Nvidia-Chef auf offener Bühne, wie Europa KI regulieren soll.
"Man kann nichts regulieren, wenn es die Technologie gar nicht gibt.“
Die Technologiebranche muss die Technik für Sicherheit selbst erfinden. Sicherheit besteht nicht aus Hoffnungen und Wünschen, Sicherheit ist Technik und Ingenieursarbeit. Zweitens brauchen die Unternehmen verbindliche Standards. Und erst zuletzt kommen Vorgaben von Industrie und Staat. Das Internet zu regulieren ist schwer, Internetanwendungen zu regulieren ist es nicht. Genau dort sollten wir ansetzen, bei den Anwendungen. Es gibt nichts zu regulieren, wenn die Branche nicht gedeiht. Man will doch, dass die deutsche KI-Industrie floriert, und zwar sicher und verantwortungsvoll. Wir wissen, dass wir Technik entwickeln und einsetzen können, die KI sicher macht. Wir wissen, dass wir uns als Unternehmen und als Branche an gute Standards halten können. Und wenn es dann noch nötig ist, regulieren wir."
Merz stimmte zu und verwies darauf, dass Maschinen bereits aus dem AI Act herausgenommen wurden. Ein europäischer oder globaler Rahmen sei noch weit entfernt.
Shiping Tang retweeted
JENSEN HUANG ZERLEGT MERZ
Der Kanzler fragt den Nvidia-Chef auf offener Bühne, wie Europa KI regulieren soll.
"Man kann nichts regulieren, wenn es die Technologie gar nicht gibt.“
Die Technologiebranche muss die Technik für Sicherheit selbst erfinden. Sicherheit besteht nicht aus Hoffnungen und Wünschen, Sicherheit ist Technik und Ingenieursarbeit. Zweitens brauchen die Unternehmen verbindliche Standards. Und erst zuletzt kommen Vorgaben von Industrie und Staat. Das Internet zu regulieren ist schwer, Internetanwendungen zu regulieren ist es nicht. Genau dort sollten wir ansetzen, bei den Anwendungen. Es gibt nichts zu regulieren, wenn die Branche nicht gedeiht. Man will doch, dass die deutsche KI-Industrie floriert, und zwar sicher und verantwortungsvoll. Wir wissen, dass wir Technik entwickeln und einsetzen können, die KI sicher macht. Wir wissen, dass wir uns als Unternehmen und als Branche an gute Standards halten können. Und wenn es dann noch nötig ist, regulieren wir."
Merz stimmte zu und verwies darauf, dass Maschinen bereits aus dem AI Act herausgenommen wurden. Ein europäischer oder globaler Rahmen sei noch weit entfernt.
Shiping Tang retweeted
À La Barrique, Aline, la patronne, a été tabassée et défigurée. Son restaurant a été entièrement calciné. Elle a tout perdu.
Jusqu’où ira cette barbarie ? Soutien total à Aline, aux commerçants du 10e. Les responsables doivent être retrouvés et punis avec la plus grande sévérité!
Most US foreign policy elites seem to never self-reflect, why other countries (not just China and Russia) want a reformed order or orders....
Beijing and Moscow have united to oppose American primacy and replace it with a “post-West” order. foreignpolicy.com/2026/10/08…
Then do something decent!
Aucune place pour la violence dans notre République.
Ceux qui ont cassé, attaqué les préfectures comme les commerces, pillé jusqu’à nos mairies, seront poursuivis et punis.
Aux forces de l’ordre, garantes du droit à manifester, je dis le soutien de la Nation.
Nous ferons tous bloc face aux semeurs de chaos, qui ne cherchent qu’à abattre nos institutions et empêchent ceux qui expriment pacifiquement leurs revendications de le faire.
Never been to France (yet)..... But after getting a suit (which I really like) stolen in Oslo (I later realized that the hotel staff and the thief must have been colluding), I felt..., well....
Des véhicules de police sont prises pour cible par la foule dans le secteur République à Paris.
#Paris #17octobre
Shiping Tang retweeted
Just had an argument at the high speed rail station. We had been waiting in line for the train, then as the line started moving a man tried to sneak in in front of me.
I said, in Mandarin, no pushing in line. Then he mirrored my tone and replied: "You have mental issues."
I said maybe I do, and maybe it would be good if others did as well because it means I have the guts to stop people being rude and pushing in. Then I said, in a patronising tone, "get to the back of the line and don't do it again."
He went nuts, and started screaming “你脑子有问题!” so I raised voice back and said “你开心就好” and tried to ignore him but he kept going. He asked me to step out of the line and confront him, so I asked “你以为我怕你吗?!” and all the could say was “你脑子有问题!”
Honestly, I really wish more Chinese people would risk a bit of tension and tell rude idiots who push in (and other things) that's it's not okay. Only then will it end.
Having said that, it tends to be mainly older folks who do this kind of thing, so maybe we just wait until nature takes its course. 😁
Anyways, funny ending. I got on the train and was thinking 'I hope he's not on my carriage.' Then guess who walks in? He looks in my direction and says "What a coincidence," but then I realized he recognized someone behind me.
Turns out they're both going to Shanghai for the same meeting.
So now I can rest assured he won't want to be starting anymore drama in front of his colleague. 😎
This one for so prescient!
My latest:
The Iran Question Is All About China
Why Operation Epic Fury Is the Opening Act of the Indo-Pacific Century
The Iran question was never about Iran. Remove the Islamic Republic from the equation and China loses its pawns for a Taiwan contingency. Leave it in place and the Middle East remains what Beijing designed it to be: a second front that Washington can never afford to leave and can never afford to stay in. Trump's strikes are the first move by an American president who appears to understand that the road to the Pacific runs through Tehran.
zinebriboua.com/p/the-iran-q…
The reason I asked this question is that I know, if the dialogue/exchange has been real, it will most likley (if not inevitably) degenerate into mutual disrespect and even animosity. These issues are just too emotional/complex for conducting through X....
There seems to be a kind of exchange/debate/dialogue between Brazilians and Chinese (guess only from mainland) on X. Is this real?
Shiping Tang retweeted
An entire editorial board attacking the Nobel Peace Prize for investigating a war of annihilation and calling it what it is.
Yes!
THE SPIRIT OF 1911
On this day in 1911, the spirit of revolution that has been gathering amongst the Chinese people sparked off in Wuchang. Knowing that the Qing dynasty authorities got a hold of a list of all their names, the mutineers decided to move first ahead of the crackdown. Provinces fell like dominoes, and within a few short months, the dynastic China that lasted for three millenia was no more.
What replaced the Qing dynasty was the Republic of China, led by the idealistic and charismatic Dr. Sun Yat-sen as it's first provisional president. But Sun's weapon was the pen, not the sword, and he held on for only 45 days before abdicating to the warlord Yuan Shikai. Years of exile followed. Yuan eventually fell, but Sun's republic would battle against warlordism for the rest of his life.
Under Sun worked two men whose divergent visions would eventually tear China apart in the Chinese civil war -- Mao Tse-tung was then the KMT's propaganda chief, while Chiang Kai-shek was the commandant of Sun's Whompoa military academy. It was Sun's special talent that his vision of China was so expansive it could hold so many ideological strange bedfellows. But with his death in 1925, the comrades he exhorted to continue his revolution quickly began fighting each other.
Both Chiang's KMT and Mao's CCP lay claim to Sun's legacy, and it is genuinly hard to tell which side he would have favored. Ultimately in Taiwan, the last bastion of Republic of China control, he is known as the Father of the Nation. Meanwhile, on the mainland, he is respected as the Forerunner of the Revolution. We still use his galaxy-brained constitution with five branches of government here in Republic of China (Taiwan). But it's arguably on the mainland that Sun's vision of a strong and highly developed China came to life, literally, as many of the dams and bridges Sun envisaged has since been built.
You'll find very little mention of this history on this day in Taiwan as everyone ahistorically rebrands Double Ten as "Taiwan's national day".
To listen to President Lai Ching-te, you'd think the Wuchang uprising took place in Taiwan. Over the years, the legacy of Dr. Sun and his successor Generalissimo Chiang has been reduced to an asterisk. The fondest hope of the ruling DPP is an independent Taiwan that has nothing to do with China whatsoever. But there has never been a country called "Taiwan." It was always China. torn in two by the civil war. And for China, Taiwan's separation from the mainland is the last bit of hurt from the Century of humiliation that is still waiting to be healed.
Between the 1.4 billion mainland Chinese who would like to end the Republic of China and the separatists of Taiwan who daily subverts it and denies it even as they waves its flag and uses its name, I'd like just for today to remember the True Blues: the dwindling faithful who still believe in Dr. Sun's vision, as carried on by Chiang and then his son. There was a time when Taiwanese, when traveling abroad, would proudly proclaim "I am from Free China."
























