TGC 44. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri’ne meslekte 50 yılını doldurmuş 70 yaşından gün almış üyeler arasından seçildi.
İSTANBUL – Türk basınının önde gelen kalemlerinden ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önceki başkanlarından Burhan Felek adına düzenlenen Basın Hizmet Ödülleri törenle verildi.
Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri Seçici Kurulu, bu yıl Ahmet Özçelik, Altan Çakıroğlu, Avni Özgürel, Ayhan Temizsoy, Belma Aksun, Cahit Çataloğlu, Cengiz Tokgöz, Emel Uygur, Esat Yılmaer, Füsun Arsan, Hacı Mehmet Gelir, Hüseyin Başusta, Hüseyin Yücel Telören, İlker Yasin, Kenan Mortan, Meral Tamer, Mustafa Bağdiken, Nevret Yüksel, Orhan Uğuroğlu, Osman Hakan Kiracı, Pınar Türenç, Rengin Uz, Sebla Özveren, Sefer Bilirgen, Semih Poroy, Suat Gezgin, Turgay Gözdereliler, Yalman Özgüner ve Yüksel Uysal’a ödül verilmesini kararlaştırdı.
TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in sunuculuğunu yaptığı tören saygı duruşuyla başladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar’ın açılış konuşmasıyla tören devam etti.
VAHAP MUNYAR: BURHAN FELEK’İN MESLEK DAYANIŞMASINA YAPTIĞI KATKILAR YOLUMUZU AYDINLATIYOR
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Vahap Munyar açılış konuşmasında bağımsız gazeteciliğin korunmasında verilen mücadeleye dikkat çekti: Başkan Munyar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, basın özgürlüğünün ve bağımsız gazeteciliğin korunması için verdiğimiz mücadelede, geçmişten bugüne uzanan mesleki mirasımızdan güç alıyoruz. Cemiyetimizin önceki başkanlarından, Burhan Felek’i ölümünün 44. yılında saygı ve özlemle anıyoruz. Onun gazeteciliğe, meslek dayanışmasına ve Cemiyetimizin kurumsal kimliğine yaptığı katkılar, bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Gazetecilik yaşamı boyunca pek çok alanda yazılar kaleme alan Burhan Felek, kendine özgü üslubu, renkli kişiliği ve toplumsal yaşama duyarlılığıyla mesleğimizin unutulmaz isimleri arasında yer aldı. Cemiyetimizin kurumsal kimliğinin güçlenmesine önemli katkılarda bulunan Felek, 26 yıl süren başkanlığı boyunca mesleki birikimini ve deneyimini bizlere aktardı. Onun gazeteciliğe ve basın topluluğuna yaptığı katkıları yaşatmak amacıyla 1983 yılında oluşturulan Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri, mesleğe uzun yıllar emek veren gazetecilerimiz için büyük anlam taşıyor. Bu yıl ödüle değer görülen meslektaşlarımı yürekten kutluyorum. Seçici kurul üyelerimize de titiz çalışmaları için teşekkür ediyorum. Burhan Felek’in politikadan spora, gündelik yaşamdan toplumsal meselelere uzanan yazıları, güçlü gözlem yeteneği ve kendine özgü mizahıyla gazetecilik hafızamızda önemli bir yer tutuyor. Burhan Felek, Cemiyetimizin saygınlığını ve kurumsal bütünlüğünü korumak için büyük çaba gösterdi. Mesleki dayanışmayı ve kurumsal sorumluluğu esas alan anlayışıyla bizlere güçlü bir miras bıraktı. Bugün Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak bu mirası yaşatmayı, bağımsız ve bağlantısız gazeteciliği desteklemeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz.
Gazetecilerin kamu yararını gözeterek, meslek ilkelerine bağlı ve özgür biçimde görev yapabilmeleri için çalışıyoruz. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü savunmayı, gazetecilerin özgürce haber yapabilmelerini ve toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamayı her koşulda önemsiyoruz. Her siyasi görüşten gazeteci haberini yurttaşlarımıza ulaştırabilsin istiyoruz. Sadece gazetecilik yaptığı için meslektaşlarımız dezenformasyonla suçlanmasın, tutuklanmasın, hedef gösterilmesin, fiziksel saldırıya uğramasın istiyoruz.
Bugün dünyada çatışma bölgelerinde görev yaparken öldürülen meslektaşlarımızı da anmak istiyorum. BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese İsrail ordusunun, Gazze'de, Ekim 2023'ten bu yana yaklaşık 300 gazeteciyi öldürdüğünü belirtti. İsrail’in Gazze’de sivil halka, sağlık personeline ve gazetecilerine yönelik insanlık dışı saldırılarını kınıyoruz. Öldürülen gazetecileri saygıyla anıyoruz. Sizlere huzurevimizin inşaatıyla ilgili bilgi vermek istiyorum. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Darıca’da TGC Önceki Başkanlarından Nezih Demirkent döneminde yaptırılan huzurevimiz 25 yıl hizmet vermiş, depreme dayanıklı olmadığı için yıktırmak zorunda kalmıştık. 2025 Nisan ayında temelini attığımız yeni huzurevimizin kaba inşaatı bitti, çelik çatısının yapılmasına başlandı. Huzurevimizi Cemiyetimize yapılan koşulsuz bağışlarla tamamlayacağız.”
SİBEL GÜNEŞ: TUTUKLU GAZETECİLERİ ZİYARET EDİYORUZ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Burhan Felek’in anısını yaşatmak amacıyla 1983 yılında oluşturulan ödüllerin, mesleğe uzun yıllar emek veren gazetecilere duyulan saygının ve meslek hafızasını yaşatma kararlılığının bir simgesi olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Ödüllere aday olabilmek için 70 yaşından gün almış ve basına 50 yılı aşkın süre hizmet vermiş olmak gerekiyor. Bugün ödüllerini alacak meslektaşlarımız, gazeteciliğin emek, sorumluluk ve kararlılık gerektiren uzun yolculuğunun değerli temsilcileridir. Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün çeşitli engellerle karşı karşıya olduğu günümüzde, gazeteciliğin temel ilkelerini savunmak, halkın haber alma hakkını korumak ve meslek dayanışmasını güçlendirmek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. TGC olarak bağımsız, bağlantısız ve kamu yararını gözeten gazetecilik anlayışını yaşatmaya kararlıyız. Sadece haber yaptıkları için yargılanan gazetecilerin davalarını izliyor, tutuklanan tüm meslektaşlarımızı ziyaret etmeyi ve dayanışma içinde olmayı sürdürüyoruz.”
OKŞAN ATASOY: BURHAN FELEK GAZETECİLİĞE AŞIKTI
Burhan Felek’in yeğeni gazeteci Okşan Atasoy konuşmasında anılara da yer verdi. Burhan Felek’in kendisini kamu hizmetkarı olarak tanımladığını belirterek şunları ekledi:
“Burhan Felek 18 yaşında başladığı mesleğini ölene kadar sürdürdü. Mesleğine aşıktı. Gazeteciliğe toz kondurmazdı. ‘Eğer gazeteciyse halka büyük bir hizmet veriyordur. Onun değerinin iyi bilinmesi gerekir’ derdi. Gazeteci kamuya hizmet etmek için bu mesleği yapar görüşünü her zaman savundu. Burhan Felek’in gazeteci ve yazarlığının ana noktası üsluptu. ‘Herhangi bir görüş, fikir, düşünce aktarılacağı zaman doğru ve yerinde bir üslup seçilirse dünyada yazılmayacak, aktarılmayacak hiçbir şey yoktur’ derdi.”
Kahve Dünyası’nın ikram sponsorluğu, Dijital Basın’ın medya takip sponsorluğu ile gerçekleşen törende ödüllerini alanlar gazetecilik mesleği ile ilgili duygularını paylaştı.
AHMET ÖZÇELİK: ÖDÜL ALMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı İhsan Yılmaz Ahmet Özçelik’e ödülünü verdi. Özçelik ödülünü alırken “Çok teşekkür ediyorum. Ben burada kendi yanımda çalışanlarla birlikte ödül almanın mutluluğunu yaşıyorum” diye konuştu.
ALTAN ÇAKIROĞLU: GAZETECİLİK MESLEĞİNE EN İYİSİNİ VERMEYE ÇALIŞTIM
Altan Çakıroğlu’nun ödülünü, yerine eşi gazeteci Perihan Çakıroğlu aldı. Ahmet Çakıroğlu’nun gönderdiği mesajda şu görüşler yer aldı:
“Değerli meslek dostlarım ve arkadaşlarım gazetecilik mesleğine kendi branşımda elimden gelen gayretle en iyisini vermeye çalıştım. Beni bu ödüle layık gören Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticilerine teşekkür ederim. Ödül alan tüm arkadaşlarımı kutlarım.”
AVNİ ÖZGÜREL: GAZETECİLİĞİN DÜNYADA GELDİĞİ NOKTANIN ÇOK UZAĞINDAYIZ
Avni Özgürel ödülü PEN Yazarlar Derneği Başkanı Halil İbrahim Özcan’dan aldı. Konuşmasında dünyada gazeteciliğin yaşadığı badirelere dikkat çekti ve ekledi:
“60 yıla yaklaşan meslek hayatım süresince gazeteciliğin pek çok badireden geçtiğini, bata çıka ilerlediğini gördüm. Öyle sanıyorum ki, gazetecilik mesleği, tarihinin son bir asırlık süresi içinde en zor dönemini yaşamaktadır. En önce söylemem gereken husus gazeteciğin dünyada geldiği noktanın çok uzağında olduğumuzdur. Ne yazık ki bugün elli yıl önce ulaştığımız mesleki çizginin çok gerisindeyiz. Böylesi karamsar bir ortamda bir büyük kalem ustası adına konulmuş ödülü almak benim için büyük onur. “
AYHAN TEMİZSOY: BU ÖDÜL ALDIĞIM ÖDÜLLERİN EN AYRICALIKLISI
Ayhan Temizsoy’a ödülünü TGC Denetim Kurulu Başkanı Mustafa Bakacak verdi. Ayhan Temizsoy şöyle konuştu.
“Üyesi olmaktan onur duyduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 44. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne benimle birlikte değer görülen tüm meslektaşlarımı kutluyorum. 55 yıllık meslek yaşamımda bugüne dek gerek ulusal ve gerekse yerel medyadan aldığım ödüllerden en ayrıcalıklısını ve en anlamlısını oluşturan bu ödüle şahsımı da lâyık gören seçici kurula teşekkürlerimi sunuyorum.”
BELMA AKSUN: GAZETECİLİĞİ ÇOK SEVEREK YAPTIM
Belma Aksun ödülünü TGC Denetim Kurulu üyesi Hilmi Hacaloğlu’ndan aldı. Belma Aksun “Tesadüfen gazeteci oldum ben. Okullu değil alaylı bir gazeteciyim. Ressam olmayı düşlerken gazeteci oldum. İyi ki de olmuşum. Mesleğimi severek yaptım. Bence dünyanın en güzel mesleği. Bir daha dünyaya gelsem gene gazeteci olurum” diye konuştu.
CAHİT ÇATALOĞLU: BASININ ASIL GÖREVİ ELEŞTİRMEKTİR
Cahit Çataloğlu törene katılamadığından ödülünü eşi Gül Çataloğlu’na TGC Denetim Kurulu üyesi Ali Yüksel sundu. Cahit Çataloğlu gönderdiği mesajda şu görüşlere yer verdi:
“Gazetecilik yok olursa millet yok olur. Basının asıl görevi eleştirmektir. Bizim mesleğin en prestijli ödüllerinden biri olan Burhan Felek Basın hizmet Ödülü'nü almaktan son derece mutlu ve gururluyum. Burhan Felek’in yazılarını ortaokul öğrencisiyken Milliyet'te sürekli okumaya başlamıştım. Cemiyetimize 1974 yılında üye olduğumda Felek üstadımız Başkandı. Türk basınının bugün içinde bulunduğu duruma üzülmemek mümkün değil. Basınımızın bu karanlık günleri de atlatacağına yürekten inanıyorum.”
CENGİZ TOKGÖZ: ÖDÜLÜMÜ BURADA OLAMAYAN ARKADAŞLARIMA HEDİYE EDİYORUM
Cengiz Tokgöz ödülünü TGC Balotaj Kurulu Üyesi Haşmet Levent Yavuz’dan aldı. Cengiz Tokgöz “Burhan Felek gibi geçmişteki en büyük ustamızın adını taşıyan ödülü aldığım için 55 senenin yorgunluğu şu an gitmiş durumda. Beni ödüle layık görenlere teşekkür ediyorum. Ödülümü bugün burada olamayan meslektaşlarıma hediye ediyorum” dedi.
EMEL UYGUR’UN ÖDÜLÜNÜ SİMGE KONUK ÜNSAL ALDI
Emel Uygur mazereti nedeniyle toplantıya katılamadı. Ödülünü Yeğeni Simge Konuk Ünsal TGC Balotaj Kurulu Üyesi Serkan Ocak ‘tan aldı. Emel Uygur gönderdiği mesajda “Bu ödülü almak benim için büyük bir onur. Tüm ödül alan meslektaşlarımı kutluyorum” dedi.
ESAT YILMAER: GAZETECİLİK ÇOK BÜYÜK BİR SORUMLULUK
Esat Yılmaer’e ödülünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş verdi. Esat Yılmaer ödülünü alırken şunları söyledi:
“Türk basınının büyük ustalarından Burhan Felek’in adını taşıyan bu anlamlı ödüle layık görülmek benim için büyük bir onur. Dile kolay, gazetecilikte yarım asır. Bu 50 yıla sayısız haber, unutulmaz şampiyonalar, dünyanın dört bir yanında yaşanmış nice hikâye ve her şeyden önemlisi çok kıymetli dostluklar sığdırdım. Sporun sonuçlarını değil, o sonuçların ardındaki insanları, emeği ve mücadeleyi anlatmaya çalıştım. Gazetecilik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda çok büyük bir sorumluluktur. Bugün bu ödülün benim için çok özel bir anlamı daha var. Çünkü yıllar önce babam Hasan Yılmaer de aynı ödülü almıştı.”
FÜSUN ARSAN: GAZETECİLİK HAYATI VE İNSANLARI ANLAMA TUTKUSUYDU
Ödül alan Füsun Arsan törene katıldı. Ancak ödülü kızı Zeyno Arsan TGC Balotaj Kurulu Üyesi Ayşegül Aydoğan Atakan’dan aldı. Zeyno Arsan annesinin mesajını dile getirdi.
“Gazetecilik benim için hayatı ve insanları anlama, gerçeğin peşinden koşma ve bunları en doğru şekilde aktarma tutkusuydu. Haber peşinde dünyanın birçok ülkesine gittim, bazen birçok meslektaşım gibi zor şartlarda çalıştım. Ama hayatımın her döneminde gazeteciliği çok severek yaptım. Yıllar boyunca Türkiye ve dünya liderleri ile görüşüp korkusuzca haber yaptığım, yolsuzlukların üzerine gittiğim, her zaman halkımızı doğru bilgilendirmek için kimsenin sözcüsü olmadan sadece kendi vicdanım ve bildiğim doğru yoldan gittiğim gazetecilik hayatımın bu ödülle taçlandırılması beni tarif edemeyeceğim kadar mutlu etti. Meslektaşlarımın Atatürk’ün bizlere gösterdiği yolda, en zor şartlarda bile yılmadan görevlerine devam edebilmelerini dileyerek hepinize teşekkür ediyorum.”
HACI MEHMET GELİR: ÖLENE DEK GAZETECİLİK YAPACAĞIM
Hacı Mehmet Gelir ödülünü TGC Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Hüseyin Irmak’tan aldı. Hacı Mehmet Gelir ödülünü alırken duygularını şöyle paylaştı:
“1966 yılından bu yana Adıyaman merkezinde yaşıyoruz. Yedi yaşında ilkokula başladığımda okul gereksinimlerimi karşılamak için lise bitene kadar gazete sattım. Liseden sonra Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne kaydoldum. Tam 66 senedir gazetecilik mavi gömleğimi indirmedim. Ölene dek gazeteciliğe aşığım.”
HÜSEYİN BAŞUSTA: SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜLDÜĞÜNÜ GÖREBİLMEYİ ÇOK İSTERDİM
Hüseyin Başusta’ya ödülünü TGC Onur Kurulu Üyesi Reha Erus verdi. Hüseyin Başusta ödülünü alırken ”Gazeteciliğe 1970 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti kurucularından Cihad Baban’ın yanında Meydan mecmuasında çalışarak başladım. Orada sosyoekonomik röportajlar yaparak başladım. Rahmetli hocamın bana ilk verdiği görev ‘parsellenen İstanbul Kaldırımları’ idi. Aradan 56 yıl geçmiş. İstanbul kaldırımları hala işgal altında. 1977 yılından beri de radyo televizyon sektöründe prodüktör, yönetmen ve yönetici olarak çalıştım. Emekli oldum. Şimdi yazarlık yapıyorum. Bu dünyadan ayrılırken sorunlarımızın çözüldüğünü görebilmeyi çok isterdim” diye konuştu.
HÜSEYİN YÜCEL TELÖREN: YARINLARIMIZ HEP DOĞRULUK İÇİNDE OLSUN
TGC Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Güç, Hüseyin Yücel Telören’e ödülünü sundu. Hüseyin Yücel Telören ödülünü alırken, “Uzun yıllar bu mesleği onurumla sürdürdüm. Çok da mutlu oldum. Çalışan arkadaşlarımıza kolaylıklar diliyorum. Yarınlarımız hep sevgi, doğruluk saygı içinde olsun. Teşekkür ediyorum” dedi.
KENAN MORTAN: GAZETECİLİK BAŞKALARININ BASILMASINI İSTEMEDİKLERİNİ YAZMAKTIR
Kenan Mortan’a ödülünü TGC Başkanı Vahap Munyar verdi. Kenan Mortan ödülünü alırken “George Orwell ne güzel demiş: Gazetecilik, başkalarının basılmasını istemediklerini yazmaktır. Ondan ötesi, halkla ilişkiler çalışmasıdır. Şemsiye örgütümüz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 80. yaşı kutlu olsun” diye konuştu.
MERAL TAMER: TÜRKİYE ÇAPINDA TÜKETİCİ HAREKETİ BAŞLATTIK
Meral Tamer’in ödülünü TGC Onur Kurulu Üyesi Ayşe Özek sundu. Meral Tamer ödülünü almaktan duyduğu mutluluğu şöyle dile getirdi:
“Cumhuriyet Gazetesi; darbeci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in boy hedefiydi. Bizim gazete sürekli kapatılıyordu. Ama bizler yine de her sabah yazı işlerindeki büyük masanın etrafında toplanıyor, geleceğe dönük projeler üretiyorduk. Cumhuriyet okuru, ağırlıklı olarak erkekti. Kadın okurları da gazetemize çekme fikri o sırada ortaya çıktı, projeyi ben üstlendim. Ev Ekonomisi diye başlayan yeni köşem, göz açıp kapayıncaya kadar TRT tek kanalken televizyon programına, 2-3 ay sonra da Tüketici Köşesi’ne dönüştü. Gazetemiz sadece yeni kadın okurlar değil, erkek okurlar da kazanırken bir baktık ki Türkiye çapında tüketici hareketini başlatmışız.”
MUSTAFA BAĞDİKEN: ÖDÜLÜMÜ CESUR YÜREK GAZETECİLERE İTHAF EDİYORUM
Mustafa Bağdiken ödülünü PEN Yazarlar Derneği Başkanı Halil İbrahim Özcan’dan aldı. Mustafa Bağdiken yaptığı konuşmada şu görüşlere yer verdi:
“Sistemli bir şekilde bağımsız tarafsız medyanın üzerine ne yazık ki çöküldü. Ülkedeki vurgunları, soygunları izliyoruz. Ne yazık ki bunları ortaya çıkaran gazeteciler içeride, vurguncular malum dışarıda ellerini, kollarını sallayarak geziyorlar. Ben bu ödülü görevini layıkıyla yapan o cesur yürek gazetecilere de ithaf ediyorum.”
NEVRET YÜKSEL: TÜM BAŞKANLARIMIZI RAHMETLE ANIYORUM
Nevret Yüksel’e ödülünü TGC Onur Kurulu Üyesi Nevin Akkaya sundu. Nevret Yüksel, “50 yıl önce Cemiyetimize üye olduğumda bu günleri görebileceğim aklımın ucundan geçmezdi. Beni bu ödüle lâyık gören Seçici Kurulumuza ve başkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Ebediyete intikal etmiş tüm başkanlarımıza rahmet diliyorum” dedi.
ORHAN UĞUROĞLU: ÖDÜLÜ GURURLA ALIYORUM
Orhan Uğuroğlu’na ödülünü Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Adnan Özyalçıner verdi. Orhan Uğuroğlu ödülünü alırken şöyle konuştu:
“Fikir suçlusu olarak 1958-1959 yıllarında 16 ay Ulucanlar Cezaevinde hapis yatan babamdan miras kalan özgür gazeteciliği, bir şeref madalyası gibi 57 yıldır onurla taşıyorum. Bu ödülü; Rüzgârlı Sokak’ın Faik Babası başta olmak üzere, merhum gazeteciler ağabeyim Ali Rıza ile kardeşim Ahmet Saruhan’a, 50 yıllık aşkım Doğuş’a, evlatlarım Alper, Alp ve Nilay’a, torunlarım Defne ve Lara’ya armağan ediyorum.”
OSMAN HAKAN KİRACI: YOZGAT’TA 57 YILDIR GAZETECİLİĞİ İNATLA SÜRDÜRÜYORUM
TGC Denetim Kurulu Başkanı Mustafa Bakacak Osman Hakan Kiracı’ya ödülünü sundu.
“Ben, Osmanlı döneminde ilk Türkçe gazeteyi yayımlayan Çapanzade Agah Efendi’nin baba ocağı, Anadolu’nun bozkırı Yozgat’ta 57 yıldan beri mesleğini sabır ve inatla sürdüren bir gazeteciyim. Çok sayıda ödülüm var. Ancak 93 yıllık ömrünün 72 yılını yazarak geçiren, üstad Burhan Felek’in adını taşıyan bir ödüle değer görülmek benim için daha kıymetli anlam ifade ediyor.
PINAR TÜRENÇ: HABER YAZDIĞI İÇİN GAZETECİ HAPİSHANEYE ATILAMAZ
Pınar Türenç ödülünü TGC Başkanı Vahap Munyar’dan aldı. Pınar Türenç konuşmasında basın özgürlüğü ile ilgili sorunlara dikkat çekti:
“Büyük üstat Burhan Felek'i özlemle anıyorum. Mesleğe İzmir’de Milliyet Gazetesi’nde başladım. Dört yıl çalıştım. Daha sonra İstanbul’a geldim. Babıali yokuşunu çıktığımda, Milliyet Gazetesi'ne adım attığımda çok heyecanlıydım. Abdi İpekçi ile konuştuk. ‘İstihbarat servisinde görev yapacaksınız’ dedi bana. Aradan tam 48 yıl geçmiş. 52 yıllık gazetecilik hayatımda ‘bu mesleği iyi ki yaptım’ diyor. Ama geldiğimiz bu noktada o kadar büyük üzüntüm var ki. Hiçbir gazeteci suçlu değildir. Haber yazdığı için gazeteci hapishaneye atılamaz. Haber yazdığı için şafak vakti gazeteci evinden alınamaz. Çünkü bu meslek halkın haber alma hakkı için yapılmaktadır. Bu kutsal bir meslektir. Ödülümü cezaevindeki Murat Ağırel, ev hapsinde tutulan İsmail Saymaz ve tüm tutuklu gazeteciler adına alıyorum.”
RENGİN UZ: GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR
Rengin Uz’a ödülünü TGC Balotaj Kurulu Başkanı Mesude Demir verdi. Rengin Uz duygularını şöyle dile getirdi:
“Bu kıymetli ödülü aldığım için mutluyum ama buruk bir mutluluk yaşıyorum. Karanlık günlerden geçerken, gazetecilik, gazeteciler ve haber artık özgür değil! Bugün gazeteciler sadece işlerini iyi yaptıkları için gözaltına alınıyor, şafak baskınlarıyla haksız ve hukuksuz yere tutuklanıp hapse atılıyor. Meslek onurları çiğneniyor, ailelerinden koparılıyor, evlatlarına hasret kalıyor. Ve ne yazık ki muhalif seslerin sansürlendiği, susturulduğu, böyle bir ortamda basın özgürlüğü büyük darbe alıyor. Hayatlar ve ekranlar kararırken, namuslu ve dürüst tüm basın emekçilerini saygıyla selamlıyorum. Gazetecilik suç değildir.”
SEFER BİLİRGEN: GAZETECİLİK ONURLU VE ZOR BİR İŞTİR
Sefer Bilirgen’e ödülünü TGC Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Musa Alioğlu sundu. Sefer Bilirgen ödülünü alırken “Gazetecilik onurlu ve zor bir iştir. Gazeteci baskı altına alınamaz, gazeteci özgür olmalıdır. Basın hürdür, sansür edilemez. Ben bu ödülü bugünlerde pek de iyi olmayan koşullarda görevini layıkıyla yapan ve hiçbir baskıya boyun eğmeyen meslektaşlarıma adıyorum’’ diye konuştu.
SEMİH POROY: FAZLA CİDDİYETİN KOMEDİYE DÖNÜŞMESİ AN MESELESİDİR
Semih Poroy mazereti nedeniyle törene katılamadı. Semih Poroy gönderdiği mesajda şu görüşlere yer verdi:
“Geçmişte, ‘Karikatürcüler artık beni eskisi kadar çizmiyor, yoksa siyasî hayatım sona mı erdi?’ diye telaşlanan batılı liderler görülmüştü. Bizlerse bu sözdeki anlamı tersinden algılayan kibirli politikacılarla dolu bir ülkenin çizerleri, gazetecileriyiz. Karikatürü ‘ciddiyetsiz’ buluyorlar! Ve ‘ciddiyetsiz’ bu şey tarafından eleştirilmeye katlanamıyorlar! Bilmiyorlar ki, aslında gereksiz ciddiyet gülümsemelere yol açar. Fazla ciddiyetin komediye dönüşmesi an meselesidir. Sonunda sahne mutlaka değişir.”
SUAT GEZGİN: GAZETECİLİK GERÇEĞİN PEŞİNDE GİDEBİLDİĞİ ÖLÇÜDE ANLAM KAZANIR
Suat Gezgin’e ödülünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş verdi. Suat Gezgin konuşmasında gazetecilikte gerçeği dile getirmenin önemine dikkat çekti:
“Meslek hayatım boyunca gazeteciliğe, iletişim eğitimine katkıda bulunmayı, deneyimimi genç kuşaklara aktarmayı temel bir sorumluluk olarak gördüm. Bugün bu ödülü, yalnızca yılların emeğine değil, gazeteciliğin geleceğine katkı sunma çabasına verilmiş bir değer olarak kabul ediyorum. Bu vesileyle, gazeteciliğin özünde yer alan çok önemli bir ilkeyi de hatırlatmak isterim: ‘Doğruları dile getirmek, cezalandırılma nedeni olmamalıdır’. Gazetecilik, toplumun haber alma hakkını koruduğu, gerçeğin peşinden özgürce gidebildiği ölçüde anlam kazanır.”
TURGAY GÖZDERELİLER’İN ÖDÜLÜNÜ EŞİ SÜHEYLA GÖZDERELİLER ALDI
Turgay Gözdereliler sağlık sorunu nedeniyle törene katılamadı. Ödülünü eşi TGC Yalova Temsilcisi Süheyla Gözdereliler TGC Balotaj Kurulu Üyesi Ayşegül Aydoğan Atakan’ın elinden alırken “Eşim Turgay Gözdereliler aldığı ödül için teşekkürlerini iletti, tüm meslektaşlarını kutladı” diye konuştu.
YALMAN ÖZGÜNER: HATIRLANDIĞIMI BİLMENİN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM
Ödül törenine mazereti nedeniyle katılamayan Yalman Özgüner mesaj gönderdi:
“İnsanoğlunun belirli yaş sınırlarını aşarken en çok gereksinim duyduğu şey, belki de hatırlandığını bilmenin mutluluğudur. Değerli meslek kuruluşumuz TGC her vesileyle bizlere bunun gururunu tattırıyor. Bu törenin onurunu yaşamamızı sağlayan cemiyetimizin yöneticilerine ve çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca başta Atatürk ve ödülümüzün adını taşıyan merhum Burhan Felek olmak üzere, aramızdan ayrılan bütün meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.”
YÜKSEL UYSAL’IN ÖDÜLÜNÜ KIZI CANSU UYSAL YARAN ALDI
Yüksel Uysal törene katılamadığından ödülünü kızı Cansu Uysal Yaran TGC Balotaj Kurulu Başkanı Mesude Demir’den aldı. Cansu Uysal Yaran babası adına görüşlerini şöyle dile getirdi:
“TGC tarafından verilen, basın dünyasının en anlamlı ödüllerinden biri olan Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nü, hayatını gazeteciliğe adamış, mesleğini yalnızca bir iş değil, bir tutku ve yaşam biçimi olarak benimsemiş sevgili babam Yüksel Uysal adına almaktan büyük bir gurur ve onur duyuyorum. Babam, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bugün aramızda olamasa da kalbinin ve gönlünün burada, yıllarını birlikte geçirdiği değerli meslektaşlarıyla olduğunu biliyorum. Onun gazeteciliğe verdiği emeğin ve mesleğine duyduğu bağlılığın böylesine anlamlı bir ödülle takdir edilmesi, hem kendisi hem de ailemiz için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı.”
BURHAN FELEK KİMDİR?
Burhan Felek, 1889 yılında İstanbul'da doğdu ve Hukuk Mektebi'ni bitirdi. Mesleğe Ahmet Rasim'in Donanma Dergisi'nde başladı. Tasvir-i Efkar Gazetesi’nde spor ve foto muhabiri olarak çalıştı. Vatan, Millet, Yeni Ses, Tan, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yazarlık yaptı. 72 yıl gazeteciliği ve yazarlığı sürdürmesi nedeniyle Şeyhül Muharririn unvanı ile ödüllendirildi. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. İtalyan mizahçısı Giovanni Guareschi'nin "Don Camillo" dizisini Türkçe'ye çevirdi, İstanbul Üniversitesi'nin Onursal Hukuk Doktoru ünvanını alan ilk gazeteci oldu. İşlerinin yoğunluğu ve sağlık durumundan dolayı başkanlık görevinden ayrılan Sedat Semavi’nin yerine TGC Başkanı seçildi. TGC başkanlığını iki ayrı dönemde üstlendi. Birincisi 1949-52 ve ikincisi de 1959-82 yılları arasında oldu. 26 yıl başkanlık yapan Burhan Felek TGC’de Basın Dispanseri, Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri, Basın Sarayı ek binası ve Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı projelerini gerçekleştirdi.
TGC önceki başkanlarından Burhan Felek mezarı başında anıldı
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından gazeteci-yazar Burhan Felek Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.
4 Kasım 2026 Çarşamba günü saat 11.00’de yapılan anma törenine TGC Başkan Yardımcısı İhsan Yılmaz, Denetim Kurulu Başkanı Mustafa Bakacak, Burhan Felek'in yeğeni Okşan Atasoy ve kızı Heves Atasoy, Seraceddin Zıddıoğlu, TGC üyeleri ile meslektaşları katıldı. TGC Başkan Yardımcısı İhsan Yılmaz törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki başkanlarından, basınımızın büyük ustası Şeyhül Muharrirîn Burhan Felek’i, aramızdan ayrılışının 44. yılında sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Burhan Felek, uzun meslek yaşamı boyunca bu ülkenin insanını, gündelik hayatını, sevinçlerini ve sıkıntılarını kalemine taşıdı. Hayatın içinden yazdı; okuruyla samimi bir bağ kurdu. Türkçeye özeni, ince mizahı ve anlatımındaki zarafetle basınımızda kendine özgü bir yer edindi. Onu bugün anarken, yazıları kadar mesleğimize ve Cemiyetimize verdiği emeği de hatırlıyoruz. Burhan Felek, 26 yıl boyunca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlığını üstlendi. Meslektaşlarımızın dayanışmasına, sosyal güvencelerine ve mesleki saygınlığına sahip çıktı. Zor dönemlerde Cemiyetimizin güçlü kalması için çalıştı. Kendisinden sonra gelenlere, sorumlulukla taşınması gereken köklü bir meslek örgütü bıraktı. Bugün bizler de bu sorumluluğun bilinciyle görev yapıyoruz. Gazetecilik, her dönemde emek, cesaret ve vicdan isteyen bir meslek oldu. Bugün de halkın haber alma hakkını savunurken, mesleğimizin bağımsızlığını ve onurunu korumak için mücadele ediyoruz. Böyle zamanlarda, Burhan Felek gibi ustaların meslek yaşamına yeniden bakmaya ihtiyaç duyuyoruz. Onların çalışma disiplini, okura duyduğu saygı ve meslektaşlarıyla kurduğu dayanışma, bize yol gösteriyor.”
BURHAN FELEK KİMDİR?
Burhan Felek, 1889 yılında İstanbul'da doğdu ve Hukuk Mektebi'ni bitirdi. Mesleğe Ahmet Rasim'in Donanma Dergisi'nde başladı. Tasvir-i Efkar Gazetesi’nde spor ve foto muhabiri olarak çalıştı. Vatan, Millet, Yeni Ses, Tan, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yazarlık yaptı. 72 yıl gazeteciliği ve yazarlığı sürdürmesi nedeniyle Şeyhül Muharririn unvanı ile ödüllendirildi. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. İtalyan mizahçısı Giovanni Guareschi'nin "Don Camillo" dizisini Türkçe'ye çevirdi, İstanbul Üniversitesi'nin Onursal Hukuk Doktorluğu unvanını alan ilk gazeteci oldu. İşlerinin yoğunluğu ve sağlık durumundan dolayı başkanlık görevinden ayrılan Sedat Semavi’nin yerine TGC Başkanı seçildi. TGC başkanlığını iki ayrı dönemde üstlendi. Birincisi 1949-52 ve ikincisi de 1959-82 yılları arasında oldu. 26 yıl başkanlık yapan Burhan Felek TGC’de Basın Dispanseri, Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri, Basın Sarayı ek binası ve Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı projelerini gerçekleştirdi.
Gazeteciler 10 ilde “Sansüre Hayır” dedi, habere özgürlük istedi
İSTANBUL – Türkiye’de basın meslek örgütlerinin çağrısıyla 10 ilde “Sansüre Hayır, Habere Özgürlük” yürüyüşleri düzenlendi. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Diyarbakır ve Van’da 24 Ekim 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilen yürüyüşlerde gazeteciler, basın özgürlüğü üzerindeki baskıların sona ermesini istedi.
Yürüyüşlerde tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, medya kuruluşlarına atanan kayyımların görevlerine son verilmesi, Dezenformasyon Yasası’nın kaldırılması, gazetecilere yönelik hukuka aykırı gözaltıların ve fiziksel saldırıların sona erdirilmesi talepleri dile getirildi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, HABERSEN, DİSK Basın-İş ve gazetecilik alanındaki uzmanlık derneklerinin de aralarında bulunduğu basın meslek örgütleri, basın özgürlüğüne yönelik baskıları ülke çapında protesto etti.
İSTANBUL’DAKİ YÜRÜYÜŞ KADIKÖY’DE BAŞLADI
İstanbul’daki program, saat 13.00’te Kadıköy’deki Boğa Heykeli önünde yapılan buluşmayla başladı. Gazeteciler saat 13.30’da yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında öldürülen ve tutuklu gazetecilerin isimleri tek tek okunarak “Buradayız” mesajı verildi.
Gazeteciler yürüyüş boyunca “Gazetecilere Özgürlük”, “Habere Özgürlük” ve “Gazetecilik Suç Değildir” yazılı pankartlar taşıdı.
“SANSÜRE HAYIR, HABERE ÖZGÜRLÜK”
Yürüyüşün ardından Kadıköy İskele Meydanı’nda basın meslek örgütlerinin ortak açıklaması ve tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ ile Murat Ağırel’in mektupları okundu. Açıklamayı Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş yaptı.
Ortak açıklamada gazeteciliğin iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olması gerektiği vurgulandı.
“ARTIK NEFES ALAMIYORUZ”
Açıklamada, “Halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter. Nefes alamıyoruz” denildi.
GAZETECİLER YOLSUZLUK İDDİALARINI HABERLEŞTİRDİKLERİ İÇİN HEDEF ALINIYOR
Açıklamada gazeteciliğin; işçilerin, kadınların, gençlerin ve ezilenlerin mücadelelerini görünür kılma sorumluluğu taşıdığı ifade edildi. Gazetecilerin kamu kaynaklarının kullanımını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri ve toplumun farklı kesimlerinin sesini duyurdukları için hedef alındığı belirtildi.
Gazetecilerin gözaltına alındığı, tutuklandığı, ev hapsine alındığı ve işlerini kaybettiği kaydedilen açıklamada, baskı ortamının gazetecileri otosansüre zorladığına dikkat çekildi.
TOPLUMUN GERÇEĞE ULAŞMA HAKKI ENGELLENİYOR
Gazetecilere yönelik baskıların toplumun gerçeğe ulaşma hakkını da etkilediği vurgulanan açıklamada, “Gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir” denildi.
KAYYIMLARA VE ERİŞİM ENGELLERİNE TEPKİ
Açıklamada, son iki yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atandığı belirtilerek bu kanallardaki eleştirel yayınların durdurulduğu savunuldu.
Gazeteciler tutuklanırken ve bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken sessiz kalınmasının mesleğin geleceğine zarar verdiği belirtilen açıklamada, gazeteciliğin özgürce yapılabilmesi için dayanışma çağrısı yapıldı.
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNİN TALEPLERİ
Ortak açıklamada şu talepler sıralandı:
* Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın.
* Dezenformasyon Yasası kaldırılsın.
* Haber üzerindeki yargı baskısı sona ersin.
* Kayyım uygulamalarına son verilsin.
* Hukuka aykırı erişim engelleri kaldırılsın.
* Kamu kaynakları adil ve eşit dağıtılsın.
* Basın özgürlüğünü sınırlayan uygulamalardan vazgeçilsin.
Basın meslek örgütlerinin açıklaması, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” ve “Gazetecilik suç değildir” mesajlarıyla sona erdi.
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİ "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük Yürüyüşü" düzenliyor. BEKLİYORUZ.
TARİH: 24 Ekim 2026 Cumartesi SAAT: 13.00 BULUŞMA YERİ: Kadıköy Boğa Heykeli YÜRÜYÜŞ: Kadıköy İskelesi
24 Ekim Cumartesi günü buluşma yer ve saatleri👇
İstanbul
📍 Kadıköy Boğa Heykeli
🕐 13.00
Ankara
📍 Kolej Kavşağı
🕑 14.00
İzmir
📍 Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi
🕑 14.00
Adana
📍Sanatçılar Parkı Basın Anıtı
🕐 13.00
Antalya
📍 Attalos Heykeli
🕑 14.00
Bursa
📍 Şehreküstü Meydanı
🕑 14.00
Diyarbakır
📍Adliye önü
🕑 14.00
Eskişehir
📍Köprübaşı
🕑 14.00
Kocaeli
📍İzmit Uğur Mumcu Parkı
🕑 14.00
Van
📍Sanat Sokağı
🕑 14.00
#GazetecilikSuçDeğildir
TGC: Kemal Şener’in ailesine ve basın topluluğumuza baş sağlığı diliyoruz
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi gazeteci Kemal Şener vefat etti.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Kemal Şener’in vefatının ardından baş sağlığı mesajı yayınladı. Mesajda şu görüşlere yer verildi;
“Meslektaşımız Kemal Şener’i kaybettik. Gazetecilik mesleğine uzun yıllar başarıyla hizmet eden meslektaşımızı hiç unutmayacağız. Kemal Şener’in ailesine, yakınlarına ve basın topluluğumuza başsağlığı diliyoruz.”
Cenazesi 27 Ekim 2026 Salı günü saat 11.00’de Almanya’da Hessen eyaletinin Neu Isenburg Kasabası’nda Waldfriedhof Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
KEMAL ŞENER KİMDİR?
1935 yılında Kahramanmaraş’da doğdu. Mesleğe 1956 yılında Türk Basın Ajansı’nda muhabir olarak başladı. Yeni İstanbul, Yeni Gazete ile Tercüman, AA ve Günaydın'ın Avrupa baskılarında görev yaptı. Hürriyet Gazetesi’nde Haber Müdürlüğü ve Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerini üstlendi. 1994-2024 yılları arasında Almanya’da Hessen Toplum Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. 2007 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri Takdir Belgesi sahibi. "Gurbet Şairleri Antolojisi" adlı kitabı yayımlandı. Almanca ve İngilizce biliyor. Evli ve üç çocuğu var. Sürekli Basın Kartı taşıyor.
TGC: Gazeteci İsmail Arı serbest bırakılmalıdır
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasıyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“Üyemiz, Birgün gazetesi muhabiri İsmail Arı, 21 Ekim 2026 Çarşamba günü, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine açılan soruşturma kapsamında tutuklandı.
Arı’ya ‘kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret’ ve ‘halkı yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçlamaları yöneltildi. Meslektaşımızın tutuklanmasını kaygıyla karşılıyoruz.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde de vurgulandığı üzere, ‘Gazeteci, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma ve kamuoyuna duyurma hakkına sahiptir.’
Gazetecilik, kamu yararını gözeterek toplumu bilgilendirme sorumluluğuyla yürütülen bir meslektir. Gazetecilerin haberleri nedeniyle tutuklanması, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından kaygı vericidir.
Dezenformasyonla mücadele amacıyla çıkarılan yasal düzenlemeler, gazetecilerin mesleki faaliyetlerini engelleyecek veya onları haber yapmaktan caydıracak biçimde uygulanmamalıdır.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak mesleğini özgürce yapmaya çalışan, haberleri nedeniyle baskıyla karşılaşan tüm meslektaşlarımızın yanındayız. İsmail Arı’nın ve tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasını istiyoruz.”
@ismailari_
#GazetecilikSuçDeğildir
TGC: Gazetecilik suç değildir, Murat Ağırel serbest bırakılmalıdır
tgc.org.tr/18-slider/5844
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Cumhuriyet gazetesi yazarı ve TGC üyesi Murat Ağırel’in tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“TGC üyesi Murat Ağırel gazetecidir. Kamu yararını ilgilendiren konularda yaptığı haberler nedeniyle kendisi ve ailesi düzenli olarak tehdit edilmekte, hedef gösterilmektedir. Sık sık gözaltına alınarak sindirilmeye çalışılmaktadır.
Meslektaşımız, Sarıgül ailesine yönelik soruşturmayla ilgili kendisine ulaşan belgeleri yeterli görmediği için haber yapmadığını belirtmiştir. Ne yazık ki kendi ifadesiyle ‘yapmadığı bir haber nedeniyle tutuklanmıştır’.
Gazetecilerin gözaltı ve tutuklama uygulamalarıyla baskı altına alınması, yalnızca basın özgürlüğünü değil, halkın haber alma hakkını da engellemektedir. Gazetecilerin mesleki faaliyetlerini özgürce sürdürebilmeleri, demokratik toplumun ve hukukun üstünlüğünün temel güvencelerindendir.
Gazetecilerin haksız yere suçlanmasından, hukuki güvenceler gözetilmeden gözaltına alınmasından ve tutuklanmasından vazgeçilmelidir. Yetkilileri basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne saygı göstermeye çağırıyor, Murat Ağırel’in serbest bırakılmasını istiyoruz.
Unutulmamalıdır ki gazetecilik suç değildir. Basın özgürlüğü olmadan demokrasiden, hesap verebilirlikten ve halkın gerçekleri öğrenme hakkından söz edilemez. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”
SEVİM KAHRAMAN YANARDAĞ: MERDAN YANARDAĞ BİR YILDIR CEZAEVİNDE
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi. Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ konuşmasında tutuklu yakını olmanın zorluklarına işaret etti:
“Bir ülkede insanlar özgürce haber alamıyorsa, gazeteciler düşüncelerini korkmadan ifade edemiyorsa, orada gerçek anlamda bir demokrasiden söz edebilir miyiz? Elbette edemeyiz, içinde bulunduğumuz durum tam da bunu işaret ediyor. Basın özgürlüğü, modern demokratik sistemlerin kurumsal ve hukuksal yapısının ayrılmaz bir parçasıdır. Merdan Yanardağ bu dönemde üçüncü kez tutuklandı. 24 Ekim’de tutuklanmasının bir yılı doluyor. Bir şafak baskınıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Büyük emeklerle arkadaşlarıyla kurduğu Tele1’e el konuldu. Kayyım atandı. Duruşmalar ertelenerek tutukluluk süresi uzatılıyor. Casusluk suçlamasını duyunca ilk tepkimiz gülmek olmuştu. Ama şaka olmadığını gördük. Tele 1 ile yetinmediler. Şimdi de Halk TV’ye kayyım atandı ne yazık ki. Aydınlık bir Türkiye, özgür basın için mücadeleye devam ediyoruz.”
YİĞİTHAN ERİM: ŞABAN SEVİNÇ’İN TÜM MESLEKTAŞLARINA SELAMINI GETİRDİM
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi. Tutuklu gazeteci Şaban Sevinç’in avukatı Yiğithan Erim ise şunları söyledi:
“Şaban Sevinç şu anda Maltepe Cezaevi’nde. İlaçlarına erişimi var. Tüm meslektaşlarına selamları var. Dayanışma toplantısı için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne ve tüm katılımcılara teşekkür etti. Biz Şaban Sevinç’in tutuklanma kararını, savcının kapısında beklerken sosyal medyadan, gazetecilerden öğrendik. Tutuklanmaması gerekirken şu anda cezaevinde. Hepinize Şaban Sevinç’in selamlarını getirdim. Burada mesajını okumak istiyorum. ‘Ülkemiz mesleğimiz açısından tarihinin en kara günlerini yaşıyor. Son yıllarda çok sayıda gazeteci arkadaşımızın yaşadığı hukuksuzluklara nihayet ben de maruz kaldım. Yaşanan baskı ve hukuksuzluklar tüm milletin gözleri önünde yaşanıyor. Ancak biz gazeteciler bu baskı ve hukuksuzluklara teslim olmadan kamuoyuna karşı gazetecilik görevimizi ödün vermeden sürdürmeye kararlıyız.’
TGC HUKUK DANIŞMANI GÖKHAN KÜÇÜK: KAYYIM YAYINI DURDURAMAMALI, YAYIN POLİTİKASINA MÜDAHALE EDEMEMELİ
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi. Konferansta konuşan TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük ise kayyımın göreviyle ilgili olarak değerlendirme yaptı:
“Tele1’den sonra Halk TV’ye de kayyım atandı. Ama kayyım, yayını durduramamalı ve yayın politikasına müdahale edememelidir. Erişim engelleme kararları yalnızca hâkim kararıyla, yalnızca ilgili içerik için ve üst mahkemeye itiraz yolu açık olarak verilebilmelidir. Haber ve köşe yazısı tek başına tutuklama gerekçesi olamamalıdır. AYM ve AİHM kararları gecikmeden uygulanmalıdır.”
TELE3 HABER KURUCUSU MURAT TAYLAN: TELE1 EKİBİNİN DİRENME HİKAYESİNİN TÜM MEDYAYA YAYILMASINI İSTİYORUZ
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi. Bir yıl önce Tele1 televizyonu kapatılmıştı. Merdan Yanardağ tutuklanmıştı. Tele 1 emekçileri Tele2 Haber kanalını kurmuşlardı. Lisans istendiği için Tele2'yi kapatarak Tele3 Haber olarak yollarına devam ettiler. Tele 3 Haber Kurucusu Murat Taylan ise Tele1’in kapatılmasından sonra kendilerine bir yol haritası çizdiklerini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz gazeteciliği nasıl yaparız sorusunu sormaya devam ettik. Aynı zamanda geldiğimiz nokta gazeteciliği nasıl ayakta tutacağımızdı. Merdan Yanardağ birçok gazetecinin hayalini gerçekleştirdi. Kendi TV kanalını kurdu. Bir ilki başardı. Milyonlarca insana yaptığı yayınlarla ulaşabildi. Erişim engelleri başta olmak üzere çok ciddi sorunlarla mücadele ediyoruz. Tele2’yi açtık. Daha sonra da Tele3’ü açtık. Yolumuza devam ediyoruz. Teslim olmamaya, direnmeye devam ediyoruz. Tele1 ekibinin taşıdığı ruhun, direnme hikayesinin tüm gazetecilik camiasına yayılmasını istiyoruz.”
T24 GENEL KOORDİNATÖRÜ SERTUĞ ÇİÇEK: GAZETECİ VE OKUR ARASINDAKİ İLİŞKİYE SALDIRI VAR
İSTANBUL-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) “Gazeteci Olmak-Gazeteci Kalmak” toplantıları kapsamında 16 Ekim 2026 Cuma günü Bağımsız Gazetecilik Konferansı düzenledi. Sitesi ve sosyal medya hesapları engellenen T24 internet sitesinin Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek konferansta Anayasa Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini ve kararı beklediklerini ifade etti. Konuşmasında sitenin engellenmesinin hemen ardından BİK’ten ilanların kesildiğini, İletişim Başkanlığı’ndan basın kartlarının iptal edildiğini belirten Sertuğ Çiçek, “Gazetecilik aslında baskı altında. Gazeteci ile okur arasındaki ilişkiye de bir saldırı var. Okurla gazeteci arasındaki bağ koparılmaya çalışılıyor ve bu bağın korunması çok önemli. Biz umuyoruz ki, bu hukuksuz karar geri alınacak ve T24 yayınlarına devam edecek. Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı bekliyoruz. Mahkemenin vereceği karardan ben kendi adıma umutluyum. Gazetecilik sadece gazetecilerin sorunu değil. Aslında bütün toplumun sorunu, demokrasinin sorunu.”






















