Kitabın yazıldığı sene II. Dünya Savaşı’nın henüz devam etmekte olduğu 1944, yazarın Atatürk’le röportaj yaptığı yıl da 1937. Atatürk’ün düşünceleri gerçekten aşağı yukarı buydu.
sesle dile getirdiği “Tek Ülkede Sosyalizm” programı, Mustafa Kemal’in 1919-20’den beri benimsediği “Misak-ı Milli”nin bir benzeriydi. Belki doğrudan bir esinlenme de vardı.
Atatürk II. Dünya Savaşı ve sonrasını görseydi Türkiye muhtemelen kendine yine Batı ittifakı içinde yer
Cumhuriyet demek
vatandaşlık demektir. Bir ülkenin bir Cumhuriyet olması, onu meydana getiren insanların vatandaş haline gelmeleriyle eş anlamlıdır.
Nasıl bir orman ağaçlardan, bir buket çiçeklerden, bir galaksi yıldızlardan oluşuyorsa, bir Cumhuriyet de tek tek parçalarına
“If you can keep it.” Çünkü bir Cumhuriyet’i yaşatmak onu kurmak kadar zordur.
Bir kurtuluş savaşının, bir devrimin, ya da bizde olduğu gibi her ikisinin bir arada yaşandığı günlerde vatandaşlık heyecanı çok yüksek olur. Ama zaman geçip olağanüstü günlerin yerini sıradan günler
Tamamen doğru bu. Ama veriyi tarihsel bağlamına oturtmak gerekir.
Yazıcızade Ali, bazı parçaları sonradan “Oğuzname” adıyla yayımlanan Selçuklu tarihini 1420’li yıllarda, Anadolu’daki Timur istilasının hemen sonra yazdı. Bu dönemde Osmanlı Devleti, bir yandan Anadolu Türklerini
arasında adeta hiçbir fark yok, zira ikisi de felsefe tarihine ait birer eski olgu olarak anlaşılıyor. Yarım asır önce sosyalizmin bu derece tarihten silineceğini tasavvur etmek bile mümkün değildi. Benzer bir şey uzun vadede milletlerin değilse de milliyetçiliğin de başına




