Pinned Tweet
📌Güney Kürdistan'da Aşiret İktidarından İki Başlı Siyasi Egemenliğe!
Güney Kürdistan'da 20 Ekim 2024'te yapılan seçimlerin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yeni bir hükümet kurulamadı. Parlamento da uzun süre çalıştırılamadı. Nihayet 4 Kasım 2026'da PDK'nin öncülüğünde 52 milletvekilinin katılımıyla parlamento yeniden toplandı. Ertesi gün YNK lideri Bafıl Talabani hükümetten çekildiklerini açıkladı ve PDK'nin tek taraflı hükümet oluşturması durumunda Süleymaniye'de paralel bir yönetim kurabileceklerini duyurdu.[1]
Ortaya çıkan tablo hem düşündürücü hem de ürkütücüdür. Çünkü dört parçaya bölünmüş Kürdistan'ın yalnızca bir parçasında, ortak bir parlamentoyu, hükümet ve anayasal statüye sahip iki büyük Kürt parti, birlikte yönetmeyi bir türlü başaramamaktadır.
Peki neden?
Nedeni Mesrur Barzani ile Bafıl Talabani'nin farklı siyasi anlayışlara sahip olmaları değil elbette. Bu sorunun cevabı çok gerilere giden aşiret ve tarikat kökenlerinden modern siyasi partilere, oradan da birbirine rakip iki askerî, ekonomik ve bürokratik iktidar merkezine dönüşen tarihsel süreçte aranmalıdır.
1. Aşiret ve Tarikat Nüfuzundan Siyasi İktidara
Ayşe Hür'ün Peşmergeler Birleşirken, Barzaniler ve Talabaniler Birleşecek mi? başlıklı yazısında dikkat çektiği gibi, bugünkü rekabetin kökleri Osmanlı dönemindeki toplumsal ve siyasal yapılara kadar uzanmaktadır.[2]
Barzani ailesi, Nakşibendi geleneğiyle bağlantılı olarak Barzan bölgesinde yükselirken; Talabani ve Berzenci aileleri, Kadiri geleneğiyle ilişkili olarak Süleymaniye, Kerkük ve çevresinde nüfuz kazandı.
Ancak bugünkü PDK–YNK rekabetini doğrudan bir tarikat çatışmasının devamı olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Bu tarihsel yapılar, zamanla ortaya çıkan farklı coğrafi, toplumsal ve siyasi güç merkezlerinin anlaşılması açısından önem taşımaktadır.
1946'da Mustafa Barzani'nin liderliğinde kurulan PDK, aşiret ilişkilerinin güçlü olduğu daha geleneksel bir toplumsal tabana dayanıyordu. Parti içinde zamanla Celal Talabani ve İbrahim Ahmed'in temsil ettiği, şehirli aydınların ve sol eğilimli kadroların ağırlık kazandığı bir muhalefet oluştu.
1975'te Kürt ayaklanmasının yenilgiye uğramasının ardından Celal Talabani ve arkadaşları YNK'yi kurdu. Böylece uzun süredir devam eden siyasi ve örgütsel ayrılık, iki ayrı parti biçiminde kurumsallaştı.[3]
Başlangıçtaki ideolojik farklılıklar önemliydi. Ancak sonraki gelişmeler, iki parti arasındaki çatışmanın ideolojiyi aşan bir iktidar mücadelesine dönüştüğünü gösterdi.
2. İç Savaştan İki Ayrı İktidar Merkezine
1991 Körfez Savaşı sonrasında Irak devletinin bölgedeki kontrolünü kaybetmesi, Kürtler için ortak bir yönetim oluşturma fırsatı yarattı.
1992 seçimleriyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu. Ancak PDK ile YNK arasında siyasi yetkilerin, toprakların ve gelirlerin paylaşılması konusunda ortaya çıkan anlaşmazlıklar 1994'te silahlı çatışmalara dönüştü.
1994–1998 yılları arasında yaşanan ve Kürtçede Brakujî (kardeş kavgası) olarak anılan iç savaş, yalnızca insan kayıplarına yol açmadı. Aynı zamanda Güney Kürdistan'da iki ayrı iktidar yapısını güçlendirdi.
PDK, Erbil ve Duhok'ta; YNK ise Süleymaniye ve çevresinde kendi idari, askerî ve ekonomik yapılarını geliştirdi.
1998 Washington Anlaşması çatışmaları sona erdirdi. 2006'da iki ayrı yönetim resmen birleştirildi. Ancak ortak hükümetin kurulması, iki partinin kendi bölgelerindeki iktidar mekanizmalarını bütünüyle ortadan kaldırmadı.[4]
Böylece siyasi birlik hukuken sağlanırken, fiilî iktidar iki parti arasında bölünmüş olarak kaldı.
Bugünkü krizin temelinde bu tarihsel çelişki bulunmaktadır.
3. Asıl Sorun: Devletin Partilerden Bağımsızlaşamaması
Normal bir parlamenter demokraside siyasi partiler iktidara gelir ve iktidardan gider. Ancak ordu, polis, yargı ve bürokrasi, devletin kurumları olarak varlıklarını sürdürür.
Güney Kürdistan'da ise iki büyük partinin devlet kurumları üzerindeki denetimi, olağan bir hükümet-parti ilişkisinin ötesine geçmektedir.
PDK ve YNK'nin uzun yıllardır kendi güvenlik güçleri, istihbarat ağları, bürokratik kadroları ve ekonomik bağlantıları bulunmaktadır.
Peşmergelerin 70. ve 80. birlikleri tarihsel olarak iki partiyle bağlantılıydı. 10 Eylül 2026'da bu güçlerin Peşmerge Bakanlığı bünyesinde birleştirildiği resmen açıklandı. Bu önemli bir kurumsal ilerlemedir. Ancak komuta yapılarında ve coğrafi örgütlenmede eski parti ayrımlarının etkilerinin tamamen sona erdiğini söylemek henüz mümkün değildir.[5]
Buradaki temel sorun şudur:
Ortak devlet kurumlarının güçlenmesi, parti merkezlerinin kendi başlarına kullandıkları yetkilerin azalmasını gerektirmektedir.
Dolayısıyla iki parti arasındaki anlaşmazlık yalnızca hükümette hangi bakanlığın kime verileceği değildir. Daha derinde, askerî ve siyasi gücün kimin kontrolünde olacağı sorunu bulunmaktadır.
Her iki parti de diğerine güvenmediğinde, kendi silahlı ve bürokratik gücünü korumayı bir güvenlik meselesi olarak değerlendirebilmektedir.
Böylece birbirlerine karşı güvence olarak oluşturdukları mekanizmalar, ortak kurumların güçlenmesinin önünde engel hâline gelmektedir.
4. Ekonomik Kaynaklar: Bölünmenin Maddi Temeli
İki parti arasındaki rekabeti yalnızca tarihsel düşmanlıklarla açıklamak mümkün değildir.
Bugünkü anlaşmazlığın çok önemli bir ekonomik boyutu bulunmaktadır.
Petrol ve doğal gaz gelirleri, sınır ticareti, gümrükler, kamu ihaleleri, devlet istihdamı ve ekonomik yatırımlar siyasi iktidarın başlıca kaynaklarıdır.
PDK'nin ağırlıklı olduğu Erbil ve Duhok, petrol üretimi ve Türkiye üzerinden ihracat açısından önemlidir. YNK'nin etkili olduğu Süleymaniye ise Khor Mor gibi büyük doğal gaz sahalarına ev sahipliği yapmaktadır.[6]
Her iki partinin kamu kurumları ve ekonomik faaliyetler üzerinde geliştirdiği nüfuz, geniş patronaj ağlarının oluşmasını sağlamıştır.
Bu sistemde parti iktidarı yalnızca yöneticilerin makamlarını korumaz; partiyle bağlantılı iş çevrelerinin, bürokratların, çalışanların ve destekçi grupların ekonomik konumlarını da etkiler.
Bu nedenle iktidarın yeniden paylaşılması, yalnızca siyasi değil, ekonomik sonuçlar da doğurur.
Partilerin ortak ulusal çıkarları ile kendi örgütsel ve ekonomik iktidarlarını koruma çıkarları burada çatışabilmektedir.
Böyle bir sistemde siyasi birleşmenin önündeki engel, yalnızca liderlerin anlaşmak istememesi değildir. Mevcut düzenin sağladığı ekonomik ve siyasi avantajların kaybedilmesi ihtimali de uzlaşmayı güçleştirmektedir.
5. Neden 2024 Seçimlerinden Sonra Hükümet Kurulamadı?
2006'da oluşturulan güç paylaşımı düzeni, iki partinin yönetimde birbirine yakın ağırlık taşıması esasına dayanıyordu.
Ancak zamanla seçimlerdeki güç dengesi değişti.
2024 seçimlerinde PDK 39, YNK ise 23 sandalye kazandı. PDK tek başına çoğunluğu sağlayamasa da açık ara birinci parti oldu.
PDK, seçimlerdeki üstünlüğünün hükümetteki yetki dağılımına yansımasını istiyor. YNK ise tarihsel güç paylaşımı düzeninin korunmasını ve PDK karşısında etkili bir siyasi denge oluşturulmasını talep ediyor.[7]
Böylece iki farklı iktidar anlayışı karşı karşıya geliyor:
PDK, seçimlerde elde ettiği üstünlüğü yönetimde daha geniş yetkiye dönüştürmeye çalışırken; YNK, sahip olduğu tarihsel siyasi konumun ve kurumsal güvencelerin korunmasını istiyor.
Bu nedenle iki partinin anlaşmazlığı, yalnızca bakanlıkların paylaşılmasından ibaret değildir.
Asıl mücadele, Güney Kürdistan'da gelecekte siyasi iktidarın hangi kurallarla paylaşılacağı üzerinedir.
2006'dan itibaren iki partiyi bir arada tutan uzlaşma modelinin çözülmesi, bugünkü krizi daha da derinleştirmektedir.
6. Türkiye, İran ve Bağdat'ın Rolü
İki partinin dış ilişkileri de siyasi bölünmeyi etkileyen önemli faktörlerden biridir.
PDK, Türkiye ile güçlü ekonomik ve güvenlik ilişkileri geliştirmiştir. YNK ise İran'la tarihsel olarak daha yakın ilişkilere sahip olmuş ve Bağdat'taki federal siyasi güçlerle daha fazla iş birliği yapmıştır.
Bu farklı ilişkiler, komşu devletlerin Güney Kürdistan'daki siyasi aktörlerle ayrı ayrı temaslar ve iş birlikleri geliştirmesine olanak sağlamaktadır.
Ancak iki partiyi bütünüyle dış devletlerin kontrolündeki aktörler olarak değerlendirmek doğru olmaz. Her ikisinin de kendi siyasi ve ekonomik hesapları bulunmaktadır.
Bununla birlikte dış ilişkilerdeki farklılaşma, iki partinin ortak bir dış politika oluşturmasını zorlaştırabilmektedir.
2017 bağımsızlık referandumundan sonra Kerkük'ün Irak merkezi hükümetinin kontrolüne geçmesi, karşılıklı güvensizliği daha da artırdı. PDK çevreleri bazı YNK yöneticilerini Bağdat ve İran'la anlaşmakla suçladı. Ancak bu suçlamaların bütün ayrıntıları üzerinde uzlaşılmış bir tarihsel değerlendirme bulunmamaktadır.
Buradaki temel çelişki açıktır:
İki parti kendi iktidar alanlarını korumak amacıyla ayrı dış ilişkiler geliştirdikçe, ortak hareket etme kapasiteleri zayıflayabilmekte; bu da dış aktörlerin bölge üzerindeki etkisini artırabilmektedir.
7. Ulusal Çıkar Neden Siyasi Birliği Sağlamıyor?
Bütün bu gelişmelerin ortaya çıkardığı en önemli soru budur.
PDK ve YNK aynı ulusa mensuptur. Büyük ölçüde aynı tarihsel acıları, aynı coğrafyayı ve ortak ulusal sorunları paylaşmaktadır.
Buna rağmen kalıcı bir siyasi iş birliği geliştirememektedirler.
Çünkü ortak ulusal kimlik, siyasi örgütlerin kendiliğinden ortak çıkarlar etrafında hareket etmesini sağlamaz.
Siyaset biliminde kolektif eylem sorunu olarak bilinen mekanizma burada açıklayıcıdır.
İki parti birlikte hareket ettiklerinde Güney Kürdistan'ın siyasi ve ekonomik konumunu güçlendirebilir. Ancak her biri kendi mevcut iktidarını korumayı öncelikli gördüğünde ortak yarar ikinci plana düşebilir.
Ortaya çıkan sonuç, tarafların uzun vadede birlikte kaybettikleri bir durum olacaktır.
Nitekim Chatham House'un Ekim 2026 tarihli araştırması, PDK ile YNK arasındaki bölünmenin Kürdistan Bölgesi'nin özerkliğini zayıflatma ve dış müdahalelere açıklığını artırma tehlikesine dikkat çekmektedir.[8]
Buradaki çelişki şudur:
İki parti kendi siyasi iktidarlarını korumaya çalışırken, üzerinde iktidar mücadelesi yürüttükleri ortak siyasi yapının gücünü zayıflatabilmektedir.
8. Ortak Devlet mi, İki Partinin İktidar Ortaklığı mı?
Güney Kürdistan'daki siyasi krizi anlamak için yalnızca Barzani ve Talabani ailelerinin tarihsel rekabetine bakmak yeterli değildir.
Bu rekabetin nasıl kurumsallaştığını, hangi ekonomik kaynaklarla beslendiğini ve neden sürekli yeniden üretildiğini anlamak gerekir.
Aşiret ve tarikat nüfuzundan doğan tarihsel güç merkezleri, modern siyasi partilere dönüşmüş; bu partiler de zamanla kendi askerî, ekonomik ve bürokratik iktidar yapılarını oluşturmuştur.
Böylece iki siyasi parti arasındaki rekabet, ortak devlet kurumlarının sınırlarını ve işleyişini belirleyen bir mücadele hâline gelmiştir.
Bu nedenle çözüm, yalnızca iki liderin uzlaşmasından ibaret olamaz. Ortak mali yönetim, bağımsız yargı, parti denetiminden arındırılmış güvenlik kurumları ve siyasi iktidarın seçimler yoluyla barışçıl biçimde el değiştirebildiği bir düzen gerekmektedir.
Güney Kürdistan'ın temel sorunu, iki partinin aynı hükümette yer alamamasından daha derindir: Ortak siyasi kurumların, iki partinin ayrı iktidar merkezleri karşısında yeterince bağımsızlaşamamış olmasıdır.
Dolayısıyla bugün sorulması gereken esas soru şudur:
Güney Kürdistan'da ortak bir federal devletin çatısı altında faaliyet gösteren iki siyasi parti mi vardır, yoksa iki ayrı siyasi iktidarın üzerinde anlaşabildikleri ölçüde varlığını sürdüren ortak bir yönetim mi?
Bu soru cevaplanmadan, yeni bir hükümet kurulsa bile siyasi bölünmenin temel nedenleri ortadan kalkmayacaktır.
Dipnotlar ve Kaynaklar
[1] Associated Press, 6 Kasım 2026, Kurdish Power-Sharing Deal Cracks as One of Two Rival Parties Quits Northern Iraq's Government.
[2] Ayşe Hür, 11 Eylül 2026, Peşmergeler Birleşirken, Barzaniler ve Talabaniler Birleşecek mi?. Tarihsel arka plan için ayrıca Wolfgang Behn, Bārzānī, Encyclopaedia Iranica.
[3] Middle East Institute, 2026, The Kurdistan Region of Iraq. PDK–YNK ayrılığının ideolojik, toplumsal ve tarihsel kökenleri.
[4] Carnegie Endowment for International Peace, 2015, Kurdistan's Political Armies: The Challenge of Unifying the Peshmerga Forces. Ayrıca Winthrop Rodgers, Royal United Services Institute, 2023, Equal No More: The Breakdown of Power-Sharing in Iraqi Kurdistan.
[5] Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı, 10 Eylül 2026, MoPA Announces Completion of Peshmerga Unification and Reorganisation. Ayrıca Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Eylül 2026, Country Policy and Information Note: Kurdistan Region of Iraq.
[6] S&P Global Commodity Insights, 18 Ekim 2024, Iraqi Kurdistan Holds Elections Amid Crude Export Deadlock, Tense Baghdad Relations. Petrol, doğal gaz ve iki parti arasındaki ekonomik rekabet.
[7] Winthrop M. Rodgers, Chatham House, 29 Nisan 2026, Political Deadlock Has Left Iraq's Kurdistan Region Dangerously Exposed.
[8] Winthrop M. Rodgers, Chatham House, 28 Ekim 2026, Division Between Iraq's Kurdish Parties Risks Undermining Kurdistan Region's Autonomy.
Gelek Kurdên serxwebûnxwaz hene ko hê paşnavên tirkî bi kar tînin...
Ez bi xwe naxwazim Kurdên serxwebûnxwaz li ser medya civakî nav û paşnavên tirkî bi kar bînin.
Ji ber ko ne mecbûrî ye.
Mirov bi dilxwazî nav û paşnavê xwe çima bike tirkî?
Danyar Canda, PhD retweeted
📌Gotineka Fileyan heye ji bo me Kurdan...
- Karê mêrê Kurd nemabû, rabû kîrê xwe jê kir û ji xwe ra karek deranî.
📌Gotineka Fileyan heye ji bo me Kurdan...
- Karê mêrê Kurd nemabû, rabû kîrê xwe jê kir û ji xwe ra karek deranî.
Al puşt serokunu da yanına defol git. İnsanlığın yüz karaları sizi. Bıktık ulan sonu gelmez yalanlarınızdan!
Serok Aponun “Demokratik Entegrasyon” modeli Kürtlerin temel üç talebini olmazsa olmaz görüyor
1.Kürt varlığının kimliğinin anayasal ve yasal tanınması.
2.Kürtlerin kendi kendini yönetmesi /yerel yönetimler
3.Anadil,kültür,eğitim konularınında yetki
kominalgazete.com/demokratik…
Danyar Canda, PhD retweeted
PÊJN
Ev di Kurmancî da bêjeyeka girîng e.
Tê wateya: - sezgi, hissiyet - his, duygu - ses, soluk
Pêjn ji yekî hatin = birinden ses, seda gelmek
Van rojan pêjna Gulîzerê nayê = Pêjn ji Gulîzerê nayê
Bugünlerde Gulîzer'den ses seda yok
pêjnbar/pêjndar/pêjnkar/pêjnker = sezgili, hassas
pêjnbarî = hassaslik pêjngiran= hassas olmayan
pêjnhilanîn= sezinleme, duyum alma
Çend roj in pêjna wê nayê, qey tiştek pê bû eceba?
Kaç gündür ses seda yok ondan (bayan) acaba birşey mi oldu ona?
Pêjna te nayê
Pêjna te nayê
Ez ji ber evînê ketime tayê
youtu.be/YXdQNulHQoQ?si=WUfv…
PÊJN
Ev di Kurmancî da bêjeyeka girîng e.
Tê wateya: - sezgi, hissiyet - his, duygu - ses, soluk
Pêjn ji yekî hatin = birinden ses, seda gelmek
Van rojan pêjna Gulîzerê nayê = Pêjn ji Gulîzerê nayê
Bugünlerde Gulîzer'den ses seda yok
pêjnbar/pêjndar/pêjnkar/pêjnker = sezgili, hassas
pêjnbarî = hassaslik pêjngiran= hassas olmayan
pêjnhilanîn= sezinleme, duyum alma
Çend roj in pêjna wê nayê, qey tiştek pê bû eceba?
Kaç gündür ses seda yok ondan (bayan) acaba birşey mi oldu ona?
Pêjna te nayê
Pêjna te nayê
Ez ji ber evînê ketime tayê
youtu.be/YXdQNulHQoQ?si=WUfv…
Dr Rüstem ZEYDAN ve Mehmet Metiner
İkiniz dürüstseniz bu konuda, günde bu güzel Kürtçe dilinizle bir twit yazınız.
Bırakın bu boş hamaseti...
unavailable
Türk devletinin Ahmet Türk'ü adam yerine koymaması ve yerine kayyım ataması, kayyımın süresini uzatması çok yerinde kararlardır.
Ahmet Türk adam mı ki Türk devleti bunu ciddiye alsın adam yerine koysun?
Nasılsa ne kadar hakaret edilse o kadar fazla Türk ve Türkiyeci oluyor.
Türk devleti Ahmet Türk'ü onun gibileri iyi tanıyor ve onlara anladıkları dilde muamele yapıyor.
Hak ediyorlar.
Ahmet Türk’ün yerine atanan kayyımın süresi uzatıldı
rudaw.net/turkish/categories…
Danyar Canda, PhD retweeted
Replying to @Xezeb123
Son dönemde Kürt kıyafetleri moda dünyasında sıkça kopyalanıyor. Çok spesifik olmasına rağmen Kürt adı hiç geçmiyor.
🤖 Made with AI
Ehmedê Xanî Nikare Bê Qesandin....
Conega tên xesandin ko bibin ga, ango gatî bikin. Evdila Ocalan hat xesandin... 27 sal in ji bo dewleta Tirkiyê gatî dike.
Dewleta Tirk dixwaze Ehmedê Xanî jî wekî Evdila bixesîne û bike xulamê xwe.
Ehmedê Xanî Kraliyeteka Yekbûyî ya Kurdistanê dixwest. Ew dixwazin wî ji bo yekîtiya Tirkiyeyê bi kar bînin.
Bi zimanê Ehmedê Xanî hêj xwendegehek tune, rabûne xelata wefayê didinê.
Wefa ji bo çi?
Ez nahêlim bi zimanê te xwendegehek hebe ji bo zarokên Kurmancan lê ha ji te ra xelat...
Durûtûyeka bêhempa
Xapandineka erzan
Lewitandina nirxên Kurdistanî
Danyar Canda, PhD retweeted
Abdullah Öcalan madem Suriye orudusunda yer yok o zaman, "YPJ İmralı adasının güvenliğini üstlensin, burada yer çok, hem bana da yemek pişirler yeni konutun temizliğini de halederler artık" dediği öğrenildi.😊
Abdullah Öcalan madem Suriye orudusunda yer yok o zaman, "YPJ İmralı adasının güvenliğini üstlensin, burada yer çok, hem bana da yemek pişirler yeni konutun temizliğini de halederler artık" dediği öğrenildi.😊
Bilal Erdoğan’ı birkaç yönden çok beğendim...
Öncelikle sesi, mimikleri ve hitabeti babası Tayyip Erdoğan’ın sakin hâlini andırıyor. Bence bu çok güzel.
İkincisi, Lenin’e de şaşırtıcı derecede benziyor!
Bence Tayyip Erdoğan, bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçiminde gönül rahatlığıyla kendi yerine değerli oğlu Bilal Erdoğan’ı aday gösterebilir.
Solcuların da Lenin’e bu kadar benzeyen bir adayı destekleyeceklerinden hiç kuşkum yok!😊
Danyar Canda, PhD retweeted
Prof. Dr. M. Nesim Doru, bilimsel bir yöntemle Ehmedê Xanî’yi değerlendirdiğini ima ediyor. Ancak bilimsel etik ve yöntemle bağdaşmayan bir tutum sergileyerek Ehmedê Xanî’nin siyasi olarak ne demek istediğini ortaya koyan bölümleri bilerek ve isteyerek görmezden geliyor.
Doru’nun yazısında Mem û Zîn’in giriş bölümünden seçilen beyitler büyük ölçüde dil, edebiyat, “Ekrâd/Kurmanc sosyolojisi”, kitapsızlık ve hâmî (patronaj) ihtiyacı etrafında şekilleniyor. Buna karşılık, metnin en sık alıntılanan ve en açık siyasi özlemi dile getiren dizeleri yok sayılıyor.
Özellikle şu beyitler:
Ger dê hebûya me îttîfaqek
vêkra bikira me înqiyadek
Rom û Ereb û Ecem temamî
hemîyan ji me ra dikir xulamî
“Bir birliğimiz olsaydı, hepimiz tek bir iradeye bağlı kalsaydık, Romlar (Rûm/Türkler), Araplar ve Acemler (Farslar) hep birlikte bize hizmetçi olurdu.”
Bununla bağlantılı padişah dizeleri de aynı bölümde yer alıyor:
Ger dê hebûwa me padîşahek
Laiq bidya Xwedê kulahek
Te’yîn bubûwa ji bo wî textek
Zahir vedibû ji bo me bextek
Yani:
“Bizim de bir padişahımız olsaydı,
Allah ona da bir külah/taç layık görseydi,
ona da bir taht tayin edilseydi,
bizim de bahtımız açılırdı.”
Bu dizeler, Ehmedê Xanî’nin yalnızca “dil gelişsin, bir hâmî çıksın, edebiyat ilerlesin” demediğini; birlik sağlandığı takdirde mevcut iktidar ilişkilerinin, yani Rûm ve Acem hâkimiyetinin tersine dönmesini de açıkça hayal ettiğini gösteriyor. Özellikle “xulamî” (hizmetçilik, kulluk) kelimesi, mevcut hiyerarşiyi tersine çevirme arzusunu açıkça ortaya koyuyor.
Doru, bu seçici yaklaşımıyla dürüst davranmıyor. Ehmedê Xanî’nin düşüncesini göz göre göre tahrif ederek kendi siyasi düşüncesine uyarlıyor.
Doru dürüst bir yaklaşım sergileseydi, Ehmedê Xanî’nin “Eğer bir padişahımız olsaydı, Rûm, Arap ve Acem bize hizmetçi olurdu” ifadesini salt “dilin sancağını yükseltelim” çerçevesine indirgemesi mümkün olmazdı.
Ehmedê Xanî’nin söz konusu ifadesi, etnik-siyasi bir özlemi ve iktidar arzusunu doğrudan içeriyor. Elbette bu dizeler 17. yüzyılın, yani ulus-devlet öncesi dönemin tarihsel ve siyasal koşulları içinde değerlendirilmelidir. Ancak bu tarihsel bağlam, söz konusu dizelerin metinde var olduğu ve Xanî’nin siyasi tahayyülünü yansıttığı gerçeğini değiştirmez. Üstelik bunlar, metnin en çok alıntılanan bölümleri arasındadır. Bu dizeleri görmezden gelmek, metni kendi tezine uygun biçimde yeniden kurgulamak anlamına gelir.
Doru, Ehmedê Xanî’nin en açık siyasi mesajlar içeren dizelerini bilinçli biçimde dışarıda bırakıyor. Bu tutum, yazıyı akademik bir metin incelemesi olmaktan çıkararak güncel “Ortak Hafıza / Terörsüz Türkiye” anlatısına hizmet eden seçmeci ve ideolojik bir okumaya dönüştürüyor.
Prof. Dr. M. Nesim Doru yazdı: Ahmed-i Hânî'ye vefa
🧐 Ahmed-i Hânî Kürt milliyetçiliğinin öncüsü müydü?
📚 Mem û Zîn’deki üç kavram ne anlatıyor?
🤝 Vefa ödülü hangi ortak hafızaya işaret ediyor?
indyturk.com/node/784569
Danyar Canda, PhD retweeted
Sırtındaki o kıyafetin adı kavā (veya kawa), sorāni’li gömlek ve bol pāntol/şal ile tamamlanan Kürt erkek takımıdır. Tarihi de aidiyeti de Kürt milletine aittir. Başkasına ait değildir, olamaz da.
Encyclopaedia Iranica’nın “Clothing xvi. Kurdish clothing in Persia” maddesi (Plate CXL, fotoğraf S. Mohseni) bu kıyafeti açıkça tanımlar: Kürt erkeklerinin yuvarlak yakalı, bileklerinde sorāni olan gömlek, düğmeli kavā, bol pāntol ve belde peštand kuşaktan oluşan geleneksel takımıdır. Bu, “Şal û Şepik” / Jli Kurdi geleneğinin belgelenmiş formudur. Türk halk kıyafetleriyle karıştırılacak bir şey değildir, karıştırılamaz da.
Amed’li Siyabend Karakaş, model yarışmasında “en yakışıklı erkek” seçilip Best Charma of the World’de Türkiye’yi temsil edecekmiş. Türkiye adına sahneye çıkıp “yöresel/Anadolu/Türk folkloru” diye yalan söyleyerek Kürt kimliğini inkâr etmek alçakça bir ihanettir; Kültür ve Turizm Bakanlığı banner’ının önünde bu kıyafeti Türkiye adına giymek, belgelenmiş Kürt geleneğini çalmaktan başka bir şey değildir.
Bu kıyafetle Türkiye’yi temsil edemezsin.
#WÊNE - Xortekî Kurd dê di Best Charma Cîhanê de Tirkiyeyê temsîl bike
💢 Xortekî Amedî yê bi navê Siyabend Karakaş, di pêşbirka modelan de wekî "Mêrê herî qeşeng" hat hilbijartin
💢 Ew dê di Best Charma Cîhanê de nûnertiya Tirkiyeyê bike




















