ezel akay (@ezop2011) header
ezel akay (@ezop2011) profile picture

Film Director. iyi halden dışarda, film anlatıcısı, eflatun'un babası, hasbelkader hoca, uzaktan sevilen sevgili, aşçı ve bohçacı ve : 0 Rh+

turkey
Joined August 2011
Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)Photo by ezel akay (@ezop2011)
ezel akay retweeted
Bu kadarını beklemiyordum. Aldığın her nefes helali hoş olsun. @serakadigil 👍
375
4,202
162
20,470
580,904
16
448
14
7,451
104,911
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülüp karara bağlanan Etibank davasında bilirkişi olarak görevlendirilmiştim. Bu davanın görüşülme sürecinde Tayyip Bey’in tavassutuyla Cüneyt Zapsu evime gelerek, bu davada bilirkişi raporunun sanıklar lehine olacak şekilde yazmam yönünde benden talepte bulundu. Bu davada kaleme aldığım rapor dikkate alınarak mahkumiyet hükümleri kurulunca, Zapsu, “Akparti kapılarının” bana kapandığı yönünde söz sarf etmiştir. Aynı Mahkemede İmar Bankası davasının görüşülme sürecinde Mahkemece re’sen bilirkişi olarak görevlendirmiş olduğumu bilahare duruşma tutanaklarından öğrendim. Tutanaklardaki bilgilere göre, bu görevlendirmeye sanıkların müdafileri tarafından Tayyip Bey’e hukuki danışmanlık yaptığım ve dolayısıyla “tarafsız olamayacağım” iddiasıyla itiraz edilmiştir. Söz konusu davada avukat olarak görev yapan Fakülteden sınıf arkadaşım Vehbi Kahveci bu iddianın doğru olmadığını bilmesine rağmen, duruşmada bu itiraz lehinde görüş açıklamıştır. Bu itirazı “yerinde” bulan Mahkeme, söz konusu davadaki bilirkişilik görevinden “azlim” yönünde karar vermiştir. Bu durumu öğrenmem üzerine, aynı zamanda devam etmekte olan Etibank davasındaki bilirkişilik görevinden istifa ettim. Ancak Mahkeme istifamı kabul etmedi. İmar Bankası davasındaki durumun Etibank davasının sanıkları ve müdafileri tarafından bilinmesine rağmen, bu davadaki bilirkişilik görevime itiraz edilmemiştir. Bu güvenleri dolayısıyla kendilerine saygı duyduğumu belirtmem gerekir.
391
62
1,856
281,932
I. OLAY: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.10.2025 tarihli ve E. 2022/6-473, K. 2025/447 sayılı kararına konu olayda; gece saat 02:00 sıralarında Murat, arkadaşları ile birlikte alkollü olarak birahaneden çıktıktan sonra, Suat’a ait işyerinin camlarını kırar. Evinde istirahat etmekte olan ve çıkan gürültüye uyanan kolluk görevlisi Osman, görev gereği bulundurduğu silahı yanına alarak, kardeşi Hakan ile birlikte dışarı çıkar; Murat ve beraber olduğu arkadaşlarına camı kimin kırdığını sorar. Aralarında çıkan tartışmada Murat’ın arkadaşlarından Mesut, yanındaki bıçağı çıkararak, Osman’ı tehdit eder. Bunun üzerine Osman, bu kişilerin dağılmasını sağlamak için havaya bir kaç el ateş eder; ayrıca, yakalamak için kişilerin peşinden gider. Bu süreçte Davut ve Mesut, saldırarak Osman’ı yaralarlar. Murat’ın arkadaşlarından Alper, Osman’ın kardeşi Hakan’a saldırır. Bu sırada olay mahalline gelen Veli ve Fehmi, “olayın büyümemesi için”, Osman'ın elinde bulunan silahı alırlar ve Veli, bu silahı olay yerine 3-4 km uzaklıkta bulunan ormanlık alan içerisine götürülüp saklar. Bilgi 1. Mesut’un Osman’ı tehdit ederken kullandığı bıçak, 6136 sayılı Kanun hükümlerine göre bulundurulması yasak silah mahiyeti taşımamaktadır. Bilgi 2. Davut ve Mesut’un saldırısı sonucu Osman, “BTM ile giderilemez nitelikte ve vücuttaki hayat fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkiler burun kırığı oluşacak şekilde” yaralanmıştır. Bilgi 3. Alper’in saldırısı sonucu Hakan, “BTM ile giderilebilir şekilde” yaralanmıştır. Bilgi 4. Her ne kadar Osman ifadelerinde, Murat ve arkadaşlarına kendisinin polis olduğunu söylediğini ve kimliğini gösterdiğini ileri sürmüş ise de, mahkeme, bu savunmalara itibar etmemiştir. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin ilk bozma kararında Osman’ın Murat ve arkadaşlarına “polis tanıtma kimliğini gösterdiği’ ifade edilmiştir. II. MERCİLERİN ÇÖZÜM ŞEKİLLERİ: 1) Menderes Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından, - Murat Şakar’ın mala zarar verme suçundan dolayı, - Mesut, Davut ve Alper’in kasten yaralama suçundan dolayı, - Mesut’un silahla tehdit suçundan dolayı, - Veli ve Fehmi’nin hırsızlık suçundan dolayı cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. (13/06/2012 tarihli ve 2012/296 sayılı İddianame) 2) Menderes Asliye Ceza Mahkemesi, “Davut ve Alper’in diğer sanıklarla birlikte Osman'ın elinde bulunan silahı bırakmasını temin amacı ilesaldırıda bulundukları, böylece üzerlerine atılı suçun yağma suçuna dönüşme ihtimalinin bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. (18/10/2012, E. 2012/711, K. 2012/773) 3) İlk derece mahkemesi olarak İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi, a) İddianamede Her ne kadar Murat’ın Suat’a karşı işlediği mala zarar verme suçundan dolayı cezalandırılması talep edilmiş ise de, Suat’ın yargılama sırasında şikayetten vazgeçmesi sebebiyle mala zarar verme suçundan dolayı açılan davanın düşmesine karar vermiştir; b) Her ne kadar Veli ve Fehmi hakkında Osman’a karşı yağma suçunu müşterek failler olarak işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, adı geçen kişilerin “yağma ve hırsızlık kasıtlarının bulunmadığı” gerekçesiyle, beraatlerine hükmetmiştir; c) Mesut’un Osman’a karşı silahla tehdit suçunu işlediğini kabul ederek, hakkında TCK, m. 106, f. 2, bert a hükmüne istinaden 2 yıl hapis cezasına hükmetmiştir; ç) Mesut ve Davut’un Osman’a karşı kasten yaralama suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 1), m. 87 (f. 3) hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 1 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetmiştir; d) Alper’in Hakan’a karşı kasten yaralama suçunu işlediğini kabul ederek, hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 2), m. 62, 52 hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 2.000 TL adli para cezasına hükmetmiş ve bu ceza ile ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. (27.10.2014, E. 2013/240, K. 2014/303) 4) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Veli ve Fehmi’nin fiillerinin yağma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, bu kişiler hakkında verilen beraat hükümlerinin bozulmasına, diğer hükümlerin ise onanmasına karar vermiştir. Bu karar oy çokluğu ile verilmiştir. İki Üye, adı geçen sanıkların “yağma kastı ile hareket etmedikleri” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. (7.7.2020, E. 2018/2675, K. 2020/2654) 5) İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bu bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda; a) Mesut ve Davut’un Osman’a karşı kasten yaralama suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 1), m. 87 (f. 3) hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 1 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetmiştir; b) Mesut, Davut, Veli ve Fehmi’nin Osman’a karşı yağma suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, TCK, m. 149 (f. 1, bent a, c, h) hükümlerine istinaden, 12 yıl 9 ay hapis cezasına; ancak, adı geçen sanıkların bilahare, soruşturma evresinde “tabancanın yerini polis memurlarına göstererek katılana iadesini sağlamış ol”dukları için, etkin pişmanlık hükümlerini uygulayarak, TCK, m. 168, f. 3 hükmüne istinaden her biri hakkında 6 yıl hapis cezasına; ayrıca, Veli ve Fehmi hakkında takdiri indirim nedenlerini uygulayarak, her biri hakkında sonuç ceza olarak 5 yıl hapis cezasına, hükmetmiştir. (11.2.2021, E. 2020/200, K. 2021/42) 6) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanıklar hakkında yağma suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükümlerinin aşağıdaki gerekçe ile bozulmasına karar ermiştir: “… korunma içgüdüsüyle, kendisine ve başkalarına zarar verilmesini önlemek amacıyla silahı çekip aldığı, hırsızlık ve yağma suçlarında aranan anlamda yarar sağlamak maksadıyla hareket etmediği, olay yerinden uzaklaştığı, alkollü olduğu için ilk etapta götürüp teslim edemediği, evinde değil sazlık alanda sakladığı, ancak bu silahın, birkaç saat sonra evine gelen kolluğa yerini göstermek suretiyle bulunmasını ve katılana iadesini sağladığı” olayda, sanıklar Veli ve Fehmi, tabancayı Osman’ın elinden alma fiilini “önceden planlı olmayıp, tesadüfi bir karşılaşma sonrasında” işlemişlerdir. Sanıklar Veli ve Fehmi’nin “silahı kanunun kabul ettiği anlamda yarar sağlamak maksadı ile almadığı, bu itibarla (söz konusu olayda yağma suçu,) manevi unsurları yönünden oluşma”mıştır. Ayrıca, diğer sanıkların bu fiilin işlenişine iştirak ettiklerine dair “kesin, yeterli ve inandırıcı hiçbir delil elde edilememiştir.” Bu karar oy çokluğu ile verilmiştir. İki Üye, dava konusu olayda “nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. (26.5.2022, E. 2021/22432, K. 2022/7958) 7) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin bozma kararına karşı, dava konusu olayda, “sanıkların işledikleri suçlar nedeniyle, kendilerini yakalayıp işlem yapmak isteyen, görevli ve yetkili Polis Memuru katılan Osman'ın tabancasını, sahiplenme kastı ile almamış olsalar dahi, katılanı etkisiz kılarak, suç yerinden kaçmak ve haklarında işlem yapılmasını önlemek kastıyla hareket ettikleri dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olup, bu hususun da "faydalanma kastı" niteliğini taşıdığı ortadadır. Bu haliyle sanıklara isnat olunan nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu, faydalanma kastı gerçekleştiğinden yağma suçunun oluşacağı” düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. (5.7.2022, 47102) 8) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddi talebiyle, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine oy çokluğu ile karar vermiştir. (13.10.2022, E. 2022/6821, K. 2022/13739) 9) Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının aşağıdaki gerekçe ile reddine karar vermiştir: Dava konusu “olayda; sanık Veli'nin katılanın elindeki silahı başkasına zarar vermemesi için aldığını ve katılanın polis olduğunu bilmediğini savunması, olay günü kolluk görevlilerini arayarak ihbarda bulunması, henüz silahın kendisinde olduğunun net olarak tespit edilemediği bir aşamada kolluk görevlilerine silahın kendisinde olduğunu belirtip yerini göstermesi, olay sırasında alkollü olup silahı taşımak ve evine götürmek istememesi nedeniyle saklaması karsısında, sanık Veli'nin silahı faydalanma kastıyla değil de başkalarına zarar gelmemesi amacıyla aldığının dolayısıyla sanıklara isnat edilen yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığının kabulü gerekmektedir.” Kararda, doktriner kaynaklarda yer alan aşağıdaki açıklamaya atıfta bulunulmuştur: “… failin, sigara içen çocuğunu görerek tokat atıp sigarayı alması, şaka yapmak amacıyla malı alması veya polisi aramasını engellemek için mağduru darbederek elinden telefonunu alması vb. gibi durumlarda yararlanma kastı söz konusu olmadığından yağma suçunun manevi unsuru oluşmayacaktır.” Bu karar oyçokluğu ile alınmıştır. Genel Kurul Başkanı, “… her ne kadar sanık Veli; amacının katılanın başkasına zarar vermesini engellemek olduğunu savunmuş ise de sanık Mesut'un katılandan silahı almaya çalıştığı sırada kavgaya kendisinin de dahil olması, çömelmiş vaziyette olup kendisini savunmayacak duruma getirilen katılanın elinden silahı alması ve katılanın bu sırada bilincini kaybetmesi, ayrıca olay hakkında ihbarda bulunmak için polisi arayan sanık Veli'nin silahı polislere teslim etmek yerine olay yerinden ayrılarak saklaması ve evine gelinip silahın kendisinde olduğunun söylenmesinden sonra teslim etmesi karsısında, silahı faydalanma kastıyla almadığına yönelik savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun ve yağma suçunun manevi unsurunun oluştuğunun kabulü gerekmektedir” görüşü ile bu karara karşı oy kullanmıştır. Genel Kurul üyelerinin bir kısmı da benzer mülahazalarla karşı oy kullanmıştır. III. ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN HUKUKİ PROBLEMLER: Karara konu teşkil eden olayda çözümlenmesi gereken hukuki problemler sırasıyla şunlardır: 1. Kolluk görevlisi, mesai dışındaki bir zamanda hangi olaylara müdahale etmekle yükümlüdür? Bu müdahale sırasında muhatap olduğu kişilere kendisinin kolluk görevlisi olduğunu beyan etmesi ve kimliğini göstermesi gerekir mi? Karara konu olayda, kolluk görevlisi Osman’ın nasıl bir yol izlemesi gerekirdi? 2. Murat ve arkadaşları Osman’a karşı hangi suçları işlemiştir ve sorumluluk statüleri nedir? Bu sorun, Murat ve arkadaşlarının Osman’ın kolluk görevlisi olduğunu bildikleri ve bilmedikleri ihtimalleri dikkate alınarak izah edilmelidir. 3. Olay mahalline bilahare geldikleri kabul edilen Veli ve Fehmi’nin, birbirleriyle tartışan ve kavga eden tarafları yatıştırmak için Osman’ın elinden silahı zorla almaları ve uzak bir yerde saklamaları, yağma suçunu veya başka herhangi bir suçu oluşturur mu? 4. Veli ve Fehmi’nin, bilahare soruşturma sırasında, olayın meydana geldiği tarihten sakladıkları yeri göstererek silahın bulunmasını sağlamalarının ceza hukuku sorumlulukları üzerinde etkisi olur mu? Bu sorun, silahın ruhsatlı olması ve olmaması ihtimalleri dikkate alınarak izah edilmelidir. IV. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞÜMÜZ: …
9
69
15,745
Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı olarak görev yaptığı süreçlerde hukuk alanında katkı sağladığı düzenleme ve uygulamalarla haksızlığa maruz bırakılan insanlardan özür dilemelidir. Bu özür dileme, salt sözle değil, yapılan yanlışların sebebiyet verdiği mağduriyetleri mümkün olduğunca gidermeye yönelik çaba gösterme ile yapılabilir!
641
72
2,435
175,610
Cüneyt Zapsu, Sayın Taha Akyol üzerinden bana iletilmek üzere bir mesaj göndermiş. Sayın Akyol, bu mesajı benimle paylaştı. Cüneyt Zapsu, benim “yanlışımı düzeltmem” ümidiyle, esas itibarıyla, - ileri yaşı dolayısıyla, benimle tanışıklığını ve evime geldiğini hatırlayamadığını, - “Tayyip Bey’in tavassutu ile kimsenin evine gidip hele Bilirkişi Raporu’nu etkilemeye” yönelik girişimde bulunmadığını, bana iletmiş oldu. Kamunun takdirine sunarım.
116
14
729
75,661
Müvekkilim Sinem Dedetaş için yaptığımız tahliye başvurusu üzerine kendisinin ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.
546
2,045
344
19,778
724,167
Kim yaptı laaan bunu...😀
35
285
16
1,009
36,453
Şahane:)
📺 “We reported events one-sidedly for years”: Serbian TV apologizes to viewers after Vučić's party loses the election Radio Television of Vojvodina (RTV) opened its news broadcast with footage of celebrations following the Student List's election victory — scenes it had failed to show the previous evening. “For years, we failed to fulfill our duty. We kept silent, turned a blind eye, reported events one-sidedly, and failed to ask the necessary questions. For that, we owe our viewers an apology,” news anchor Goran Eror said. Following the controversy, RTV's acting editor-in-chief Nenad Čačić resigned. A similar incident occurred in Hungary, where state television also apologized to viewers after Viktor Orbán's election defeat.
12
66
1
325
6,481
Bu yazı " kötüler kazanır uğraşmaya gerek yok, melekler yok yalnızca şeytanlar var, azınlıktayız onlar çoğunlukta!" Aymazlığını değiştirmek için bir mini-manifesto olarak okunmalı!
Uzman diye çıkıp Sırbistan üzerine konuşanlara dikkat... Şu lafları duyduğunuz an zap yapın: “Öğrenci hareketinin içinde birbirine taban tabana zıt siyasi görüşler var, bunlar nasıl bir arada duracak?” “Tek ortak paydaları Vučić'i devirmek. Sonrasında ne yapacakları belli değil.” “Seçimi kazandılar ama bakalım ülkeyi yönetebilecekler mi?” “İlk ciddi anlaşmazlıkta birbirlerine düşer, dağılırlar.” “Sokaklarda protesto düzenlemek kolay, devlet yönetmek başka iş.” “Ortada güçlü bir lider yok. Son sözü kim söyleyecek?” “Şimdiden başarı ilan etmek için erken. Hele bir bekleyip görelim.” Bu yorumların ortak noktası, değişimin mümkün olduğuna dair inancı aşındıran, insanları “Yapamazsınız, başaramazsınız, hiçbir şey değişmez” düşüncesine mahkûm eden pasifleştirici bir zihniyetin ürünü olmaları. Sermayenin ve yerleşik güç odaklarının çıkarlarına dokunmayan mevcut düzen, bütün sorunlarına rağmen güvenli ve yönetilebilir sayılıyor. O düzeni değiştirmeye kalkışanlar ise daha ne yapacaklarını göstermeden istikrarsızlık tehdidi ilan ediliyor. Üstelik öğrencilerin farklı görüşleri ortak hedefler etrafında buluşturabilmesi, aylarca müzakere ederek aday ve program belirleyebilmesi bir siyasi başarı olarak değil, gelecekteki olası çatışmaların habercisi olarak sunuluyor. Bu, temkinli analizden çok, statükonun lehine işleyen bir çifte standart.
2
30
183
6,828
Vay be!
1
11
6,574
Sırbistan'da dikkat çeken bir duvar yazısı.. "Uyuyan Türkler için de uyandık!"
14 YILLIK İKTİDAR DEVRİLDİ — Sırbistan’da öğrenciler 14 yıllık iktidarı sandıkta devirdiler. — Aleksandar Vučić, seçim yenilgisini kabul etti.
44
759
56
5,949
110,373
*...kamucu demokratik devrimler çağının başlangıcı ve teknokrat kollektif hükümetler devrinin hız kazanması…" adım adım kurtuluş!
Burada karamsarkötümserlerinin, “Dünyada Sağ yükseliyor” yaygarasının tam tersi açık açık -hem de hızlı- gelişmelerle oluyor/olacak. Tekrarlayayım: 2023-2030 kamucu demokratik devrimler çağının başlangıcı ve teknokrat kollektif hükümetler devrinin hız kazanması… Konu bu. Sırbistan’a iyi bakın. Çok ilginç, birç çok ülkeye örnek olacak bir gelişme. Brezilya seçimleri de önemli. Şimdi sırada yarın İsrail, Kasım’da ABD var. Halkların, vergileriyle finanse ettiği devletlere bizzat el koyacağı tarihi bir dönem. Dip dalgası çok güçlü ve çok derinden geliyor. ‘Değişim/Dönüşüm Dönemi’ el artırarak sürüyor…
1
1
8
2,197
O zaman, hemen ve gençlerin ilhamıyla: Yalnızca iktidardaki kişileri değiştirmek değil, siyasi gücün tekelleşmesine, devlet kurumlarının ve yurttaşların yaşamının iktidarın kontrolüne girmesine imkân veren kuralları değiştirmek. I. Slogan: "Ya TÜRKİYE ya mafya" Hedef: Yolsuzlukla mücadele, hesap verebilirlik ve bağımsız kurumlar 1-Bağımsız yargı: Mahkemeleri ve savcılıkları siyasi baskıdan kurtarmak; yolsuzlukları soruşturacak özel bir savcılık polisi kurmak. Polis teşkilatını organize suç bağlantılarından arındırmak. 2-Haksız kazanılmış servete el koyma: Kamu görevlilerinin mal varlıklarını araştırmak; yolsuzlukla edinilen servetleri geri almak. Görevini kötüye kullanan ve insan haklarını ihlal eden kamu görevlilerini hesap vermeye zorlamak. 3-Şeffaf kamu ihaleleri: Devlet sözleşmelerini ve ihaleleri kamuoyuna açmak; özellikle gizli anlaşmaları ve yüksek maliyetli altyapı projelerini denetlemek. 4-Özgür medya: Kamu yayıncılığını ve medya düzenleme kurumunu siyasi denetimden kurtarmak; ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadele etmek, yayın lisanslarını yeniden düzenlemek. II. Slogan: "Bilgi güçtür" Hedef: Liyakat, eğitim ve bilgiye dayalı ekonomi 5-Kamuda liyakat: Siyasi kadrolaşmaya son vermek; kamu kurumlarının ve şirketlerinin yönetimine partiye sadık kişileri değil, uzmanları getirmek. 6-Eğitim reformu: Eğitimi siyasetten arındırmak, eleştirel düşünmeyi ve çağdaş eğitimi geliştirmek; ilk ve ortaöğretimde ücretsiz ders kitabı sağlamak. 7-Bilgiye dayalı üretim: Üniversitelerle üretim dünyasını buluşturmak; araştırmayı, yenilikçiliği, yerli girişimcileri ve çiftçileri desteklemek. Ucuz işgücüne dayalı ekonomik modelden uzaklaşmak. III. Slogan: "TÜRKİYE bizimle büyüyor" Hedef: Çalışma hayatı, ekonomik bağımsızlık ve sosyal haklar 8-İş güvencesi: Belirli süreli iş sözleşmelerinin azami süresini 24 aydan 12 aya indirmek; çalışanların güvencesizliğini azaltmak. 9-Tekellerle mücadele ve gıda güvenliği: İthalat lobisinin piyasa üzerindeki hâkimiyetini kırmak; tarım arazilerini ve su kaynaklarını korumak. 10-Ulaşılabilir konut: Genç aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları için uygun fiyatlı kiralık ve satın alınabilir konutlar sağlamak. 11-Her köye doktor: İlaç fiyatlarını düşürmek, kırsaldaki sağlık merkezlerini yeniden açmak ve ülkenin her bölgesinde temel sağlık hizmetlerine erişimi sağlamak.
Sırbistanlı öğrencilerin seçim kazandıran programı burada!!! Üç slogan altında toplanan 11 maddelik bir programları var. Temel felsefeyi de şöyle özetlemişler: Yalnızca iktidardaki kişileri değiştirmek değil, siyasi gücün tekelleşmesine, devlet kurumlarının ve yurttaşların yaşamının iktidarın kontrolüne girmesine imkân veren kuralları değiştirmek. I. Slogan: "Ya Sırbistan ya mafya" Hedef: Yolsuzlukla mücadele, hesap verebilirlik ve bağımsız kurumlar 1-Bağımsız yargı: Mahkemeleri ve savcılıkları siyasi baskıdan kurtarmak; yolsuzlukları soruşturacak özel bir savcılık polisi kurmak. Polis teşkilatını organize suç bağlantılarından arındırmak. 2-Haksız kazanılmış servete el koyma: Kamu görevlilerinin mal varlıklarını araştırmak; yolsuzlukla edinilen servetleri geri almak. Görevini kötüye kullanan ve insan haklarını ihlal eden kamu görevlilerini hesap vermeye zorlamak. 3-Şeffaf kamu ihaleleri: Devlet sözleşmelerini ve ihaleleri kamuoyuna açmak; özellikle gizli anlaşmaları ve yüksek maliyetli altyapı projelerini denetlemek. 4-Özgür medya: Kamu yayıncılığını ve medya düzenleme kurumunu siyasi denetimden kurtarmak; ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadele etmek, yayın lisanslarını yeniden düzenlemek. II. Slogan: "Bilgi güçtür" Hedef: Liyakat, eğitim ve bilgiye dayalı ekonomi 5-Kamuda liyakat: Siyasi kadrolaşmaya son vermek; kamu kurumlarının ve şirketlerinin yönetimine partiye sadık kişileri değil, uzmanları getirmek. 6-Eğitim reformu: Eğitimi siyasetten arındırmak, eleştirel düşünmeyi ve çağdaş eğitimi geliştirmek; ilk ve ortaöğretimde ücretsiz ders kitabı sağlamak. 7-Bilgiye dayalı üretim: Üniversitelerle üretim dünyasını buluşturmak; araştırmayı, yenilikçiliği, yerli girişimcileri ve çiftçileri desteklemek. Ucuz işgücüne dayalı ekonomik modelden uzaklaşmak. III. Slogan: "Sırbistan bizimle büyüyor" Hedef: Çalışma hayatı, ekonomik bağımsızlık ve sosyal haklar 8-İş güvencesi: Belirli süreli iş sözleşmelerinin azami süresini 24 aydan 12 aya indirmek; çalışanların güvencesizliğini azaltmak. 9-Tekellerle mücadele ve gıda güvenliği: İthalat lobisinin piyasa üzerindeki hâkimiyetini kırmak; tarım arazilerini ve su kaynaklarını korumak. 10-Ulaşılabilir konut: Genç aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları için uygun fiyatlı kiralık ve satın alınabilir konutlar sağlamak. 11-Her köye doktor: İlaç fiyatlarını düşürmek, kırsaldaki sağlık merkezlerini yeniden açmak ve ülkenin her bölgesinde temel sağlık hizmetlerine erişimi sağlamak.
24
3,106
"One by one the guests arrive..."
It's possible that in the span of one week, Bolsonaro loses in Brazil, Netanyahu loses in Israel, and Republicans lose the house and senate. Here's hoping fascism loses everywhere.
3
1
7
3,192
Bu kadar net! Helal olsun Demek ki hala birileri var ✍️ #yargı #HukukunÜstünlüğü
285
2,173
105
11,071
411,214
Demek ki vatanseverlik başka, milliyetçilik başka!
ELBİSESİNİ GİYDİĞİM SİLAHINI TAŞIDIĞIM ŞANLI TÜRK ORDUSUNU SAVUNMAK DEM PARTİYE KALMIŞ..!🤔 BU VEKİL KONUŞURKEN, O MECLİSTE KAÇTANE " MV" UTANDI ÇOK MERAK EDİYORUM..!!! ✍️✍️✍️🤔🤔
21
118
6
1,774
75,436
Nooldu “siyasetçi eskisi” lafını mı üstüne alındın acaba sen? Yoksa Adalet ve Kalkınma Ponzisi’nin 455 bin insanın parasına tuzak kurup çöktüğü yetmiyormuş gibi bir de utanmadan dört koldan pompaladığınız “Cumhurbaşkanı çok sinirli” iletişiminize mi halel geldi? Kadıköy’de bir teras meyhanesine çıktık. Saltanatınız daim olsun diye hukuksuz biçimde esir tuttuğunuz binlerce insandan birinin özgürlüğünü kutladık. Çok merak ediyorsan ödediğimiz hesap tek bir genel başkan yardımcınızın götürdüğü paranın yüzde 0.0009’una tekabül ediyor. Sır gibi sakladığınız için diğerlerinin milyonda kaçıdır henüz bilmiyoruz. Vesileyle şu konuşmayı da bir daha paylaşayım, gerçek sorumluların kim olduğunu duymayan kaldıysa onlar da sayende duysun.
Bu devrimci kardeşlerimiz de yurdum insanı, yesinler içsinler. Onlar da boğaza nazır masalarında rakılarını yudumlayıp balık yemesinler mi? Çok ayıp. Biber gazı da nefes borusundan başka türlü çıkmıyor ki. Efendim, o masanın hesabı kaç asgari ücret yaparmış. Güzel kardeşim, onların devrim masalına inanırsan rakı masasına meze olursun. Kusura bakma.
1,096
4,664
212
27,271
1,106,511
Sevmeyebilirsiniz, muhalif olabilirsiniz amma ak partisi çevresinin elini taşın altına koyma noktasında, fonzedeler için kurulan fon iade hesabına da en çok katkıyı sunduğunu görmezden gelmeyelim.
41
45
8
469
34,683
Günaydın yolsuzluk ülkesi! Acaba, ne zaman...?
Üzerinde düşünülmesi gereken konulardan biri de, ‘yolsuzluğun’ (Corruption/腐败 fubai/الفساد alfsad) -özellikle doğuda- neden bu kadar yaygın olduğu/olabildiği. Bunu Çinliler de Araplar da düşünüyor. Yasalar her yerde neredeyse aynı ama “bağzıları” buna hiç uymuyor. Norveçli, Fin, Bhutanlı neden uyuyor da Türk uymuyor? Bunun nedenleri hakkında söylenebilecek tek şey, “Sistemin iyi işlediği maddi refah ülkelerinde yasalara da uyuluyor” değil. Yolsuzluk “geleneği” doğuda, özellikle modernleşme döneminde iyice yaygınlaşıyor; İran’dan Çin’e, Osmanlı’dan Balkanlara Mısır’a böyle. Qing Çin’inde, hatta yakın zamanda Xi dönemine kadar çok yaygın. Çin’de her hanedanlığın yıkılışı, yolsuzluk ve buna karşı başlayan halk isyanlarıyla oluyor. Mesela Ming hanedanını kuran Zhu Yuanzhang, bir köylü. Budist rahipken, Moğolların Yuan Hanedanına karşı “Kızıl Türbanlılar” örgütüne katılıyor. Halkı hiç takmayan yolsuz Moğol yöneticileri kovup, “Hongwu” adını alıyor ve kendi hanedanlığını kuruyor. Çin’de hanedan değişimlerinin en önemli dinamiklerinden biri de bu. Doğu, sonradan modernleşen/kapitalistleşen bir insan coğrafyası ve buralardaki geleneksel mütavazılık nasıl ve neden bu kadar bozulabiliyor ve adeta bir “yolsuz toplum mantalitesi”ne dönüşüyor, incelemeye değer. Bazıları, Avrupa’da Aydınlanma ile birlikte yaygınlaşan ‘Protestan etiği’ ve onun getirdiği ‘mütevazılık’ anlayışının, yolsuzluğun yaygınlaşmaması konusunda etkili olduğunu söylüyor; gösteriş, zenginliği diğerlerinin gözüne sokmak ayıp sayılıyor. Türkiye’de de çok köklü bir mütevazılık geleneği var. Osmanlı sultanlarının Topkapı Sarayı’na bakarak bunu görebilirsiniz. Avrupanın çok süslü büyük saraylarının yanında çok sadedir. Anadolu İslamı’nın derviş geleneği de yardımlaşmayı, dayanışmayı, mütevazılığı öğütler. Aynı gelenek İran’da da vardır. Ama modern zamanlarda yolsuzluğun yaygınlaştığı ülkeler, otokrasiler. Örneğin Rusya’da da yolsuzluk çok yaygın. Konu önemli…
1
2
13
3,067