"Uzun savunma dilekçelerini hâkimler okuyor mu?” sorusuyla sıkça karşılaşıyoruz.
Okumaları gerekir. Çünkü dosyadaki savunmaları değerlendirmek hâkimin, müvekkilinin savunmasını eksiksiz ortaya koymak da avukatın görevidir.
Sırf “Nasıl olsa okunmaz.” düşüncesiyle savunmayı eksik bırakmanın doğru olmadığına inanıyoruz.
Bir savunma dilekçesinin uzunluğu değil, içeriği önemlidir.
Gerekiyorsa 5 sayfa, gerekiyorsa 50 sayfa yazılmalıdır.
Hapis cezasının ertelenmesinde pek bilinmeyen bir düzenleme var: TCK 51/2.
Mahkeme, ertelemeyi mağdurun zararının tamamen giderilmesi şartına bağlayabilir.
Bu durumda hükümlü, zararı giderinceye kadar cezaevinde kalabilir.
Mağdurun zararını gidermesi için etkili bir düzenleme.
Ölümlü bir trafik kazasına karıştınız. Üstelik olayda bilinçli taksir söz konusu.
Peki bunun hukuki sonucu nedir?
Taksirli suçlarda hapis cezası uzun süreli (1 yıldan fazla) olsa bile şartları varsa adli para cezasına çevrilebilir.
Ancak bilinçli taksirde bu mümkün değildir.
(TCK 50/4)
Kolluk tutanağı delildir, tartışılmaz gerçek değildir!
Bir tutanağın resmî belge niteliğinde olması, içeriğinin mutlak doğru kabul edilmesini gerektirmez.
Savunmanın, tutanağın aksini tanık beyanlarıyla ortaya koyması engellenemez.
Ceza muhakemesinde esas olan, belgeye güven değil, maddi gerçeğe ulaşmaktır.
KOLLUK TUTANAKLARININ AKSİNİN İSPATI SORUNU:
RESMÎ BELGEYE GÜVEN SAVUNMA HAKKININ ÖNÜNE GEÇEBİLİR Mİ?
Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU yazdı...
hukukihaber.net/kolluk-tutan…
ADLİ SİCİL KAYDINDA SABIKA GÖRÜNÜYOR.ANCAK SİLİNME ŞARTLARI OLUŞMUŞ İSE MAHKEME BU KAYDI DİKKATE ALABİLİR Mİ?
Adli sicil kaydının silinme şartları oluşmuş ancak kayıt henüz silinmemiş olsa bile mahkeme kayıt sanki silinmiş gibi değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu nedenle,CMK 231 ve TCK 51.maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken sanığın sabıkalı geçmişi gerekçesine dayanılamaz.
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; hukukun üstünlüğünün, özgürlüğün, eşitliğin ve millet egemenliğinin teminatıdır.
Cumhuriyetimizin 103. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kurucu kadroyu saygı ve minnetle anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
BİR CEZA AVUKATININ ANILARI (FARUK EREM) kitabından, günümüze de ışık tutması gerektiğine inandığım bir hatıra:
“...Aradan on yıl geçmiş, suçsuzluğu anlaşılmış, adam beraat etmiş, salıverilmişti...
On yılda çok şey değişmişti. Geçen on yıl sadece sayı değil ki. Yaşlı ana babası ölmüşlerdi kederlerinden. Karısı intihar etmişti, sürünmekten. Acıyanlar, küçük kız çocuğunu evlatlık vermişlerdi el kapısına. Çıkınca aradı, bulamadı.
Bana öyle geliyor ki adalet yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini baştan almamalı...”
HAGB KARARI VERİLDİ, 5 YIL DOLDU. PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
CMK 231/10 uyarınca, denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmemiş ve yükümlülüklere uyulmuşsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak DAVANIN DÜŞMESİNE karar verilir.
Ancak uygulamada mahkemelerin bu kararı her zaman kendiliğinden vermediğini görüyoruz.
Bu nedenle, 5 yıllık süre dolduğunda HAGB kararını veren mahkemeye başvurularak davanın düşmesine karar verilmesi talep edilmelidir.
CMK 231/9 NEDEN UYGULANMIYOR?
Uygulamada çoğu zaman “Mağdurun zararı giderilmedi” denilerek HAGB uygulanmıyor.
Oysa CMK 231/9 açık: Sanık, zararı derhal gideremiyorsa denetim süresince aylık taksitlerle tamamen ödeme koşuluyla da sanık hakkında HAGB kararı verilebilir.
Kanun koyucu bu imkânı tanıdığına göre zararı kovuşturma aşamasında peşin ödeyemedi diye sanığı HAGB imkânından mahrum bırakmamak gerekir.
AYM'den HTS kayıtlarının değerlendirilmemesine ilişkin önemli ihlal kararı!
Sanık, olay yerinde bulunmadığını, katılanın ise olay tarihinde başka bir şehirde olduğunu HTS ve baz istasyonu kayıtlarına dayanarak ileri sürmüştür.
Ancak mahkeme, mahkûmiyet hükmünü tanık ve katılan beyanlarına dayandırırken savunmanın bu esaslı itirazlarını karşılamamıştır.
AYM'ye göre; olayın tanık ve katılan beyanlarıyla sabit kabul edildiği durumlarda, olay yerinde bulunulmadığına ilişkin HTS ve baz kayıtlarına dayalı itirazlar, davanın sonucunu değiştirebilecek niteliktedir.Bu kayıtların diğer delillerle birlikte değerlendirilmemesi ve savunmanın esaslı itirazlarının gerekçeli kararda karşılanmaması, gerekçeli karar hakkının ihlalidir.
AYM, Nuri Uçan Başvurusu, B. No: 2022/99646, 22.07.2026, (Özellikle §§ 32-34.)
Kasten öldürmeye teşebbüste ceza belirlenirken hangi ölçütler esas alınmalı?
Organ kaybı, kalıcı hasar ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı cezanın belirlenmesinde ne ölçüde etkili olmalı?
TCK 35'in uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşmanın nesnel ölçütleri var mı, yoksa geniş bir takdir alanıyla mı karşı karşıyayız?
Yargıtay kararları ışığında değerlendirdik.
Kasten Öldürmeye Teşebbüste Ceza Nasıl Belirlenmeli?
Organ Kaybı, Kalıcı Hasar ve Alt Sınırdan Uzaklaşma
Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU yazdı...
hukukihaber.net/kasten-oldur…
Kastın bölünmezliği” ilkesi;bir kişinin öldüğü, diğerlerinin yaralandığı veya yara almadan kurtulduğu olaylarda sıkça karşımıza çıkmaktadır.
Bu ilkenin nasıl uygulandığını gösteren ve benzer davalara ışık tutabileceğini düşündüğümüz üç Yargıtay kararını aşağıya bırakıyorum:
1️⃣ Sanık, yakalanmamak için aracını kolluk görevlilerinin üzerine sürüyor. Bir görevli ölüyor, diğeri basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralanıyor.
Yargıtay, hafif yaralanan görevliye yönelik eylemin de kastın bölünmezliği gereği nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
1. CD, 28.05.2024 2023/9666 E., 2024/3953 K.
2️⃣ Sanık, işyeri önündeki maktule ateş ettikten sonra doğrudan yazıhanede bulunan oğluna yöneliyor. Ona yaptığı atış isabet etmiyor.
Yargıtay, saldırının gelişimini ve sanığın kendi anlatımını kastın bölünmezliğiyle birlikte değerlendirerek oğula yönelik eylemin de tasarlayarak öldürmeye teşebbüs olduğunu kabul ediyor.
Burada ilke, tasarlama niteliğinin değerlendirilmesinde etkili oluyor.
1. CD, 12.05.2025 2023/9343 E., 2025/3773 K.
3️⃣ “Sıkın bunlara, bir tane sağ bırakmayın” sözünün ardından gerçekleştirilen silahlı saldırıda üç kişi ölüyor, üç kişi yaralanıyor. Yaralananların hayati tehlikesi bulunmuyor.
Yargıtay; kullanılan silahları, atış sayısını, hedef bölgelerini ve kastın bölünmezliğini birlikte değerlendirerek yaralananlara yönelik eylemlerin de kasten öldürmeye teşebbüs oluşturduğunu belirtiyor.
1. CD, 04.12.2024 2023/6860 E., 2024/8049 K.
AİHM kararını uygulamak mahkemenin tercihine bırakılan bir husus değildir.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Kavala’nın başvurusunu reddetmesi,iç hukukumuzda bağlayıcı kararların etkisinin yok sayılmasıdır.
Bağlayıcı kararlar uygulanmıyorsa hak arama kâğıt üzerinde kalır.
6284 Sayılı Yasa kapsamında hakkında tedbir kararı verilen kişi için kararda “şiddet uygulayan” denilebilir mi?
AYM, 6284 kapsamında verilen kararlarda bu ifadenin kullanılmasını somut olayda şeref ve itibar hakkının ihlali saydı.
AYM, Hüseyin Arslan ve Ahmet Gemici, B. No: 2022/83644, 12.03.2026.
Soruşturmanın gizliliği, yalnızca bazı dosyalar için geçerli olmamalıdır.
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmaları dâhil, pek çok soruşturmada ifade tutanakları ve dosya içerikleri kamuoyuyla paylaşılmıştır.
Oysa TCK 285 herkese ve her soruşturmaya eşit uygulanmalıdır.
Hukukun üstünlüğü, kuralların herkese eşit uygulanmasıyla sağlanır.
Mağdur şikâyetinden vazgeçti.Ama sanık vazgeçmeyi kabul etmeyebilir.
Şikâyete bağlı suçlarda Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Sanık beraat etmek için davanın devamını isteyebilir.
Beraat etmek davanın düşmesine göre sanığın daha lehinedir.
Polisle veya jandarma ile yaptığınız bir “sohbet”, mahkemede aleyhinize delil olabilir mi?
Ya bu konuşma “ifade” değil de “mülakat” olarak adlandırılmışsa?
Peki, hiçbir soru sorulmadan söylenen sözlerin hukuki değeri nedir?
Yargıtay ve AİHM kararları ışığında Hukuki Haber'de yazdım.
KOLLUKLA YAPILAN HER KONUŞMA İFADE MİDİR?
“SOHBET”, ”MÜLAKAT”, ”ÖN GÖRÜŞME” ADI ALTINDA ALINAN BEYANLAR VE KENDİLİĞİNDEN ANLATIMIN SINIRI
Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU yazdı...
hukukihaber.net/kollukla-yap…
Av.Halil ibrahim Kebeşoğlu retweeted
KOLLUKLA YAPILAN HER KONUŞMA İFADE MİDİR?
“SOHBET”, ”MÜLAKAT”, ”ÖN GÖRÜŞME” ADI ALTINDA ALINAN BEYANLAR VE KENDİLİĞİNDEN ANLATIMIN SINIRI
Av. Halil İbrahim KEBEŞOĞLU yazdı...
hukukihaber.net/kollukla-yap…
Dosyada kusur raporlar birbiriyle çelişiyor.
Savunma olarak çelişkinin giderilmesi için yeni bir uzman heyetinden rapor alınmasını istedik.
Savcının görüşü:
“Talep taraflı ve sanığı suçtan kurtarmaya yöneliktir.”
Savunmanın sanığı suçtan kurtarmaya çalışması eleştirilebilir mi?
Savunma makamı zaten bunun için yok mudur?
Üstelik burada istenen, bir delilin yok sayılması değil; çelişkili kusur raporlarının yeniden uzmanlarca değerlendirilmesi.





