b. retweeted
yk i really want to appreciate how they wrote deniz. her waiting by the sea for him from morning to night while everyone else left, cause ozlem had told her he'll find his way back to her. even ships i've seen get real death trope werent written this good
b. retweeted
teomanin,kendisini bekledigini hissetmesi icin olum haberini almasina ragmen hic umudunu yitirmeyip deniz kenarindan ayrilmamasi..
yok abi ben ne izlesem ne izlesem diye düsünürken kendimi sarilma sahnesini izleyip yolunu kaybedip dünyaya düsmüs bi meleksin bana beni sevme diyorsun yok böyle bir sey diye sarkiya eslik ederken buluyorum sanirim bi daha asla baska bi sey izleyemicem
teoman, deniz'in onun için endişelendiğini görene kadar aras'la gitmek istemedi. evine geri döndüğünde, leyla'ya deniz'e yapacağı sürprizi güle oynaya anlattı. tam teoman tarzında eğlenceli bir plan hazırlamıştı. ta ki deniz'i görene kadar...
teoman'ın yokluğunda kaybolduğu denize bakarak şiirler okuyan, bitap düşmüş deniz'i teoman henüz görmemişti. ak saçlı bir nine bulup yalnızca deniz'in anlayabileceği cümlelerle fuları teslim etti. bu sözler teoman'dan başkasına ait olamayacağı için deniz, onun yaşadığı gerçeğiyle yüzleşerek etrafına bakındı. uzakta 32 diş sırıtan teoman'ı gördü. teoman'ın planı eğlenceli bir kavuşmaydı. tüm cıvıklığıyla deniz'e nasıl kurtulduğunu, neler yaşadığını anlatacaktı. ama hiç beklemediği bir yüzle karşılaştı. deniz'i perperişan halde görünce gülümsemesi yerini pıtır pıtır akan gözyaşlarına bıraktı.
teoman yavaş adımlarla deniz'e doğru giderken, deniz hıçkırıklarla "hayatımı mahvettin" diye ağlıyordu. denizde boğularak gebermesini istediği çocuk için saatlerdir ağlıyordu. onu kaybedene kadar değerini anlayamadığı için kendine kızıyordu. ama teoman'ın bu defa gerçekten hiçbir suçu yoktu. "gel al beni, çok uzun yoldan geldim" diyerek dizlerinin üstüne çöktü. bu sözle yalnızca ölümden dönüşünden değil, aralarındaki ilişkiden de bahsediyordu. deniz'in kalbine ulaşmak için çok yol katetmişti. şimdi sıra deniz'in onu kalbine almasıydı. yaşadığını öğrendiği herkes onun önünde diz çökmüşken, o sadece deniz'in önünde gardını indirdi. hiçbir suçu olmamasına rağmen yine de deniz'i üzdüğü için af dilemek istedi. deniz o halini görünce teoman'a tutunarak diz çöktü. deniz de, teoman'ı kaybetme korkusu yaşayana kadar gardını indirmediği, kendini ona bırakmadığı için af diliyordu.
özlem'e "biz bir aradayken hiç iyi şeyler olmuyor dedim. söyleyecek bir sürü şeyim vardı ama ben onu söyledim. elini sardım o kadar.." demişti. onun için daha fazlasını yapamadığı için pişmandı. bu defa yarasını gerçekten sarmak istiyordu. ellerini avuçlarının arasına aldı ve yarasından öptü. onu böyle iyileştireceğine inanıyordu. teoman da deniz'in ellerini koklayarak öptü. birbirlerine baktılar ve aylardır arzulanan o kavuşma gerçekleşti. sevinç gözyaşlarıyla birbirlerini koklayarak boynundan, saçından öptüler. deniz, teoman'ın yüzünü avuçlarının arasına alıp tekrar tekrar yüzüne baktı. onu ölü sandığı için günlerdir kahrolan kendisi değilmiş gibi teoman'ı teselli ediyordu. yaşadığına şükrediyordu. öpmek istiyordu ama hala nereden başlayacağını bilmiyordu. "senden nefret ediyorum, kimseden etmediğim kadar"daki nefret, tabii ki sevmekti. bu deniz'in aşk itirafıydı. kimseyi senin kadar sevmedim diye haykırdı. bu sözlerden sonra teoman'ın mutluluğu görülmeye değerdi. karşılık beklemeden içinde büyüttüğü aşkı sonunda itirafını yapmıştı. sonunda sevilmeyi doya doya hissediyordu. mutluluk gözyaşlarıyla denize bakarak birbirlerini teselli ettiler. ilk kez ikisi de duvarlarını yıkmış, tamamen birbirlerine teslim olmuşlardı. yeniden birbirlerinin evi oldular...
















