Replying to @surrealist_fin
@surrealist_fin @tedirgintakkeli
yusuf abim bu ayracı bana geçen yaz çizip hediye etti..
O zaman paylaşacağıma dair ona söz vermiştim ama sözümü tutmamıştım. Hakkını helal etsin. Hediyesi için kendisine teşekkür ederim. eline, kalemine sağlık :)
takipçi arttıkça görülsün :))
ارن retweeted
Saçma sapan öneriler vermeye çalışan yeni evli elemana karşı biz:
ارن retweeted
Tasavvuf denildiğinde çoğu zaman akla şairane tahayyüller, vecd ve cezbe hâlleri, menkıbeler ve ferdî manevî tecrübeler gelir. Hatta kimi zaman bütün bir tasavvuf geleneği, aklî ve nazarî bir muhtevadan yoksun, yalnızca bu tür tecrübe ve anlatımlardan ibaret zannedilir.
Oysa böyle bir yaklaşım, İslam düşünce tarihinin en zengin nazarî geleneklerinden birini göz ardı etmek anlamına gelir. Esasında tasavvuf, tarih boyunca yalnızca insanın manevî ve ahlâkî tekâmülünü konu edinmemiş; varlık, bilgi, hakikat, Tanrı-âlem ilişkisi, insanın mahiyeti ve bilginin imkânı gibi temel felsefî meseleler etrafında kapsamlı açıklamalar da geliştirmiştir.
Hâris el-Muhâsibî’nin er-Riâye’si, Serrâc’ın el-Lüma‘ı, Kelâbâzî’nin et-Taarruf’u, Kuşeyrî’nin er-Risâle’si ve Gazzâlî’nin İhyâ’sı gibi eserler, tasavvufun erken dönemlerden itibaren kendine mahsus kavramlarını, meselelerini ve yöntemini belirlemeye çalışan bir ilmî gelenek olarak gelişti.
İbnü’l-Arabî ve Sadreddin Konevî ile birlikte ise tasavvuf düşüncesinde önemli bir nazarî dönüşüm gerçekleşti. İbnü’l-Arabî’nin el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye ve Fusûsü’l-hikem adlı eserlerinde ortaya koyduğu varlık anlayışı, Konevî’nin Miftâhu’l-gayb başta olmak üzere eserlerinde daha sistematik bir metafizik çerçeveye kavuştu.
Bu nazarî birikim İbnü’l-Arabî ve Konevî ile sınırlı kalmadı; Müeyyedüddin Cendî, Saîdüddin Fergânî, Abdürrezzâk Kâşânî, Dâvûd-i Kayserî, Molla Fenârî, Abdülkerîm el-Cîlî ve Abdurrahman Câmî gibi düşünürlerin katkılarıyla yeni açılımlar kazandı. Fusûsü’l-hikem ve Miftâhu’l-gayb etrafında teşekkül eden şerh ve hâşiye literatürü, bu düşüncenin Anadolu’dan İran’a, Orta Asya’dan Hindistan’a kadar farklı ilmî havzalarda tartışılmasını ve yeniden yorumlanmasını sağladı. Osmanlı’nın ilk müderrisi Dâvûd-i Kayserî’nin Fusûs şerhi ile ilk şeyhülislâmı Molla Fenârî’nin Misbâhu’l-üns’ü, tasavvuf metafiziğinin medrese geleneğiyle kurduğu güçlü entelektüel ilişkinin dikkat çekici örnekleridir.
Dolayısıyla tasavvufu anlamak, yalnızca şiirlerine, menkıbelerine veya ferdî manevî tecrübelerine müracaat etmekle mümkün değildir. Onu tarih boyunca teşekkül etmiş kavramsal çerçeveleri, metafizik iddiaları, temel metinleri, şerh gelenekleri ve kendi içerisinde yürüttüğü eleştirel tartışmalarla birlikte değerlendirmek gerekir. Ancak bu yapılırken tasavvufun bütün tarihini tek bir metafizik nazariyeye indirgememek, farklı dönemlerde ve ekollerde gelişen ahlâkî, amelî, irfanî ve nazarî yaklaşımların kendilerine mahsus niteliklerini de gözden kaçırmamak gerekir.
ارن retweeted
"Çocuğu oyun oynamaktan engellemek ve sürekli bilgi öğrenmeye sevk etmek, çocuğun kalbini öldürür, zekasını yok eder, hayatını zehir eder."
(Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn)
ارن retweeted
"Hikmet sahibi kişinin maksadı hasmı ilzam edip susturmak değildir. Aksine [amacı] hakikatin ne olduğunu beyan etmektir."
Sadrüşşerîa (ö. 747/1346)
ارن retweeted
muaz 8 kişilik ailenin 17 yaşındaki abisi, babası yardım merkezinde izdihamda ezildi beli sakat. hem muaz hem de babası ile görüştüm aile çok perisan halde. bağış kampanyası çok eski ama toplamda çok az son 30 gündür de hiç bağış alamadı.bu mazlum aileye 10$ da olsa infak edelim
[chuffed.org/project/184012-h…]
🇹🇷❤️🇵🇸 Ey güzel ve yüce Türk halkı, umudumuz sizlere çok büyük. Zor günlerden geçiyoruz ve ailemizin ihtiyaçlarını karşılamakta çok zorlanıyoruz. Lütfen sesimizi duyun, paylaşarak ve destek olarak yanımızda olun. 🙏🤲
ارن retweeted
İslam düşüncesi ve medeniyeti hakkında konuşulurken çoğu zaman ciddi bir hataya düşülür. Herhangi bir meselede tek bir görüş varmış, bütün düşünürler aynı ontolojik ve epistemolojik kabulleri paylaşmış ve tarih boyunca yekpare bir düşünce sistemi teşekkül etmiş gibi bir yaklaşım sergilenir.
Oysa İslam düşüncesi; insan, âlem, Tanrı, varlık, bilgi, nedensellik, irade ve değer gibi temel meselelerde dahi tek bir açıklamadan değil, son derece zengin ve farklı nazariyelerden müteşekkildir. Meşşâîlik, İşrâkîlik, Mu‘tezile, Eş‘arîlik, Mâtürîdîlik ve Ekberîlik gibi düşünce gelenekleri, kendilerine mahsus ontolojik ve epistemolojik kabulleri, kavramsal çerçeveleri ve istidlal yöntemleri doğrultusunda farklı açıklamalar geliştirmiştir.
Dolayısıyla İslam düşüncesi, herhangi bir meselede tek bir görüşün asırlar boyunca tekrarlandığı yekpare bir yapı değil; farklı düşünce geleneklerinin karşılaştığı, birbirini eleştirdiği, etkilediği ve dönüştürdüğü, bu etkileşimler neticesinde yeni nazariyelerin geliştirildiği, çok katmanlı ve zengin bir ilmî ve fikrî mirastır.
Zeki olmadığınızı düşündüğünüz zaman şebeş muharebesini hatırlayın.
youtube.com/watch?v=qTXYAf07…
ارن retweeted
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
Hayyam


















