Raşit Tükel retweeted
Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ni YÖK Mevzuatına ve Kendi Atama Yönergesine Uymaya Davet Ediyoruz!
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) tarafından 14 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yazı ile akademik kadro ilanı açılmıştır. Kadro ilanı incelendiğinde açılan toplam 236 kadronun 230’unun profesör (%97,5), 4’ünün doçent (%1,7), 2’sinin doktor öğretim üyesi (%0,8) kadrosu olduğu; ayrıca kadro dağılımlarının büyük illerde yoğunlaştığı görülmektedir (İstanbul %31,78, Ankara %29,66 Adana %9,32).
Kadro ilanında açılan kadro sayısının benzeri görülmeyecek kadar fazla sayıda olması dikkat çekicidir. Kadro dağılımına bakıldığında da profesörlük kadroları ve büyükşehirler lehine dağılımın çok belirgin olması; üniversitenin akademik kadro planlamasının hangi ihtiyaçlara göre yapıldığı, kadroların birimler arasında nasıl dağıtıldığı ve atama koşullarının hangi ölçütlerle belirlendiği sorularını gündeme getirmektedir.
Üstelik tartışma yalnızca kadroların sayısı ve dağılımıyla da sınırlı değildir. İlanlarda aranan şartlar incelendiğinde son derece öznel koşulların arandığı görülmektedir, çok özgün başlıklarda çalışmalar atama şartı olarak aranmaktadır, kadro ilanında aranan şartlar akademik ölçütler yerine kişileri tarif eder niteliktedir. İlanlarda yer alan özel koşulların nesnel, bilimsel ve denetlenebilir ölçütlere dayanıp dayanmadığı, adaylar arasında eşitliği sağlayıp sağlamadığı mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır. Belirli bir adayın akademik geçmişine veya çalışmalarına özgü biçimde düzenlenen koşullar, liyakat ve fırsat eşitliği ilkeleri açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır.
SBÜ, 17 Kasım 2020 tarihinde “Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönergesi”ni yayımlamış; yönerge 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıca daha önce özel şartların açtığı tartışmalar nedeni ile 9 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle, öğretim üyesi kadro ilanlarında adayların lisansüstü tezlerinin veya tez başlıklarının kısmen ya da tamamen özel koşul olarak belirtilmesine ve yalnızca belirli bir adayı tanımlayabilecek nitelikte özel şartlar konulmasına ilişkin sınırlamalar getirilmiştir. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) da geçmişte, belirli bir kişinin uzmanlık alanını tarif ederek o kişiye yönelik biçimde hazırlanan kadro ilanlarının kabul edilemeyeceği yönünde değerlendirmeleri bulunmaktadır. SBÜ tarafından yapılan atamalara karşı yapılan şikayetlere karşılık YÖK daha önce “Akademide son günlerde yapılan atamalarda liyakat ve ehliyetin gözetilmediği, bu hususunda toplumsal vicdanı rahatsız ettiği yönünde dikkate alınması gereken şikayetler var. Yeni YÖK olarak, kaliteyi, şeffaflığı ve liyakati önceleyerek, yeni ve yenilikçi çalışmalarımıza devam ediyoruz. Akademideki atamalara ilişkin şikayetlerin farkındayız. Ama bu şikayetlerin ancak şeffaflık ve liyakat öncelenerek çözülebileceğini, önümüzdeki günlerde liyakat ve ehliyeti öne çıkaracak yeni kararlar alınacağını da ifade etmek isteriz. Türkiye’de tek bir kişinin ihtisas yaptığı bir alana özgü özel şart konularak ilana çıkılması ne akademinin ne vatandaşlarımızın vicdanında kabul görecek bir husus değil” açıklamasını yapmıştır.
SBÜ ise yaptığı son kadro ilanında ise kadro sayısı, dağılımı ve aranan şartların içeriği ve gerekçeleri bakımından ilgili YÖK tarafından yapılan açıklamalara ve kriterlere uyulmadığı gibi, SBÜ’nün kendi koyduğu kriterlere de uyulmadığı, akademik liyakat, bilimsel ve etik kuralların ihlal edildiği görülmektedir.
Türk Tabipleri Birliği, daha önce de akademik değerlere aykırı, liyakat ve kamu yararı ilkeleriyle bağdaşmayan kadro ilanları konusunda YÖK’e ve SBÜ rektörlüğüne yazı yazarak ilgili ilanların iptal edilmesini talep etmiştir. Son ilanlar da aynı ilkeler çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Akademideki Yapısal Eşitsizlikler Derinleşiyor
Kadro ilanları, üniversitelerde uzun süredir biriken yapısal sorunlardan bağımsız ele alınamaz. Uzmanlık eğitimi veren, sağlık hizmeti sunan, bilimsel araştırma yürüten ve yıllardır akademik üretime katkıda bulunan bazı kliniklerde kadro açılmazken, uzmanlık eğitimi vermeyen bazı birimlerde kadro ilanlarına çıkılması, kadro planlamasının hangi nesnel ihtiyaçlara göre yapıldığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.
Benzer biçimde, yıllardır aynı kurumda eğitim, araştırma ve hizmet alanlarında önemli katkılar sunan akademisyenler hak ettikleri kadroları beklerken, daha az bilimsel katkısı bulunan kişilerin veya kurum dışından adayların atanabilmesi, hak kaybına sebep olmakta, akademik emek ve liyakat açısından adalet duygusunu zedelemektedir.
Bu eşitsizlikler yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmamaktadır. Akademik çalışma ortamında çalışma barışını bozmakta, kurum içindeki güveni aşındırmakta ve bilimsel üretkenliği olumsuz etkilemektedir. Kadro dağılımındaki adaletsizlikler, akademisyenlerin ekonomik ve özlük hakları bakımından da eşitsizliklere neden olmaktadır. Ayrıca nesnel olmayan ölçütlerle atama yapılması, akademide kadrolaşmanın da önünü açmaktadır.
Üniversitelerin akademik kadro planlaması; kişilere, dar kurumsal tercihlere veya şeffaf olmayan kararlara göre değil, eğitim gereksinimleri, uzmanlık eğitiminin sürdürülmesi, bilimsel araştırma kapasitesi ve akademisyenlerin liyakati temelinde yapılmalıdır. Kadro ilanlarının amacı belirli kişilere görev alanı açmak değil, üniversitenin bilimsel niteliğini ve topluma sunduğu hizmeti güçlendirmek olmalıdır.
Türk Tabipleri Birliği olarak, SBÜ Rektörlüğü’nü ve YÖK’ü
📌 14 Ekim 2026 tarihli kadro ilanlarını, özel koşulları ve bu koşulların gerekçelerini mevzuata uygunluk açısından incelemeye,
📌 Üniversitenin kendi atama yönergesine ve YÖK mevzuatına aykırı koşullar içeren ilanları iptal etmeye,
📌 Kadro dağılımını eğitim, sağlık hizmeti, uzmanlık eğitimi ve bilimsel araştırma gereksinimleri doğrultusunda yeniden değerlendirmeye,
📌 Akademik atamalarda nesnel, şeffaf, denetlenebilir ölçütleri uygulamaya,
📌 Akademik emeği, liyakati ve bilimsel özerkliği koruyacak bir kadro politikası izlemeye,
📌 Mevzuata uygunluğu sağlamak ve akademideki yapısal eşitsizlikleri gidermek üzere sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
ttb.org.tr/445ylbx
Raşit Tükel retweeted
Halk TV’ye Yönelik Operasyonu Kınıyor; Halkın Haber Alma Hakkını, Basın Özgürlüğünü ve Basın-Yayın Emekçilerinin Haklarını Savunuyoruz
Siyasi iktidarın basın-yayın alanı üzerinde adım adım derinleştirdiği tahakkümün son örneği bu sabah yaşandı. Halk TV’ye kayyum atandı, kanalın binasına sabahın erken saatlerinde yüzlerce polis baskın düzenledi, yayın durduruldu, çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Halkın haber alma hakkını, basın ve ifade özgürlüğünü, basın-yayın emekçilerinin çalışma haklarını ve mesleki özerkliğini hedef alan bu operasyon, demokratik toplumun esaslarına yönelik açık bir saldırıdır. Halkın doğru habere ve bilgiye erişebilmesi, demokratik ve özgür bir toplumun tesis edilmesi, aynı zamanda sağlıklı olabilmenin başat koşuludur.
Bu tahakkümü kabul etmeyecek, normalleştirmeyeceğiz.
Halkın haber alma hakkını, basın özgürlüğünü ve basın-yayın emekçilerinin haklarını savunmayı sürdüreceğiz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
ttb.org.tr/705ylbn
#10EkimAnkaraKatliamı'nı unutmadık. Emekten yana oldukları, demokrasi ve barış talep ettikleri için katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum.
Raşit Tükel retweeted
Avrupa Psikiyatri Birliği (EPA), Türkiye Psikiyatri Derneği'nin de aralarında bulunduğu çeşitli meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri ile son dönemde yaşanan diğer gelişmelere ilişkin bir açıklama yayımlamıştır.
Açıklamada, Avrupa Psikiyatri Birliği'nin Türkiye Psikiyatri Derneği, ruh sağlığı profesyonelleri ve bu gelişmelerden etkilenen herkesle dayanışma içinde olduğu ifade edilmiştir. Bilimsel ve mesleki bağımsızlığın korunması, temel haklara ve ayrımcılık yapmama ilkesine saygı gösterilmesi, psikiyatristlerin ve diğer sağlık profesyonellerinin çalışmalarını bilimsel kanıtlar, mesleki etik ve insan hakları ilkeleri doğrultusunda özgürce yürütebilmeleri için çağrıda bulunulmuştur.
Avrupa Psikiyatri Birliği Başkanı Prof. Andrea Fiorillo'ya ve Avrupa Psikiyatri Birliği'ne dayanışma ve destekleri için teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Açıklamanın özgün İngilizce metnine ve Türkçe çevirisine internet sitemizden ulaşabilirsiniz.
psikiyatri.org.tr/4152/avrup…
Türkiye Psikiyatri Derneği
Merkez Yönetim Kurulu
#türkiyepsikiyatriderneği #EPA
Raşit Tükel retweeted
10 Ekim Ankara Gar Katliamı ile "Emek, Barış, Demokrasi" kavramlarını toplumsal yaşamın her anında ve alanında yeniden inşa etme iradesi alçakça hedef alındı. Aradan geçen 11 yılda ise bu yeniden inşaya duyulan ihtiyaç giderek derinleşti.
İşte bu nedenle, katliamın 11. yıldönümünde, başta kaybettiğimiz canlarımıza saygıyla ve her birine verdiğimiz sözle, bir kez daha yineliyoruz:
Emeğin, barışın, demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'yi mutlaka kuracağız!
Raşit Tükel retweeted
10 Ekim Ankara Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!
10 Ekim 2015'te Türk Tabipleri Birliği'nin de içinde olduğu Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla, on binlerce insan barış mitingi için Ankara'ya gitmişti.
Daha miting alanına yürüyemeden, Ankara Garı'nın önünde 10.04'te tarihimizin en kanlı intihar saldırısı gerçekleşti.
Oradaydık. Unutmadık. Vazgeçmedik.
Kaybettiğimiz arkadaşlarımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz.
istabip.org.tr/8997-10-ekim-…
Raşit Tükel retweeted
Odamızın 1984-1996 yılları arasında avukatlığını yapan, hukukun ve adalet mücadelesinin değerli isimlerinden Alp Selek’i, tedavi görmekte olduğu hastanede kaybettik.
Başta ailesi olmak üzere tüm dostlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Meslek hayatı boyunca hak, özgürlük ve adalet mücadelesinden ödün vermeyen avukatımızla vedalaşmak için 10 Ekim Cumartesi günü 12.00'de İstanbul Barosu'nda olacağız.
Raşit Tükel retweeted
Türkiye Psikiyatri Derneği yeni X hesabı 👇👇
2026 Yılı Ruh Sağlığı Basın Ödülü Başvuruları için Son 1 Hafta
Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından düzenlenen 2026 Yılı Ruh Sağlığı Basın Ödülü kapsamında;
Toplum ruh sağlığına ilişkin doğru bilgilendirmeye, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesine, ruh sağlığı alanındaki sorunların gündeme taşınmasına ve damgalamanın azaltılmasına katkı sunan basın çalışmaları ödüllendirilecektir.
Çalışmalar dört dalda değerlendirilecektir:
🎙️ En İyi Röportaj
📰 En İyi Yazılı Haber
🎥 En İyi Görsel Medya Haberciliği
💻 En İyi Dijital Medya İçeriği
Ödüle kimler aday gösterebilir?
TPD üyeleri ve basın mensupları ödüle aday gösterebilir.
📅 Son başvuru tarihi:
1 Ekim 2026 | 17.00
Aday gösterilecek haber ve çalışmaların yayın dönemi, başvuru formu ve yönergeye Türkiye Psikiyatri Derneği internet sitesinden ulaşılabilir.
🏆 Ödüller, Ankara’da gerçekleştirilecek 62. Ulusal Psikiyatri Kongresi kapsamında verilecektir.
Detaylı bilgi ve başvuru formu için Türkiye Psikiyatri Derneği internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.
#TürkiyePsikiyatriDerneği
Raşit Tükel retweeted
Ailem Güvende mi? Ya Sağlığım?
Türkiye’de “Ailem Güvende” adı altında yürütülen soruşturma ve operasyonlar kapsamında LGBTİ+ hak savunucu örgütlerin yanı sıra, HIV ile yaşayanların haklarını ve sağlık hizmetlerine erişimini destekleyen sivil toplum kuruluşlarının da hedef alınması; kuruluşların sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi ve bazı yöneticilerinin tutuklanması kaygı vericidir. Sürecin, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) ve ardından Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) gibi bilimsel ve mesleki kuruluşların iletişim kanallarına uzanması, meselenin artık yalnızca belirli bir grubun haklarıyla sınırlı olmadığını göstermektedir.
HIV açısından durum özellikle ciddidir. HIV ile yaşayanlara yönelik damgalama ve ayrımcılık, HIV’den korunma, test yaptırma, erken tanı, tedaviye başlama ve tedaviyi sürdürme önündeki en önemli toplumsal engeller arasındadır. Bu nedenle HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşları yalnızca hak savunuculuğu yapmamakta; toplumun ulaşılması güç kesimlerine doğru, güncel ve bilimsel bilgiyi ulaştırmakta, ücretsiz HIV testi ve danışmanlık hizmetlerine yönlendirmekte, kişilerin sağlık sistemine güven içinde başvurmasını kolaylaştırmakta ve ayrımcılık ve hak ihlalleri karşısında destek sağlamaktadır.
Dünyada HIV ile mücadelede sivil toplumun rolü, özellikle toplum temelli ve hak temelli çalışmaların yaygınlaşmasıyla birlikte giderek daha fazla önem kazanmıştır. UNAIDS ve Dünya Sağlık Örgütü, bu çalışmaların HIV testlerine, korunmaya, tedaviye ve bakım hizmetlerine erişimi artırdığını; damgalama ve ayrımcılığın azaltılmasına katkı sunduğunu vurgulamaktadır. Bu yapıların zayıflatılması ise sağlık hizmetlerine ulaşması en zor kesimlerin daha da görünmez hâle gelmesi riskini beraberinde getirmektedir.
Üstelik yapılanlar, Türkiye’nin kendi sağlık politikalarıyla da çelişmektedir. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030, insan haklarını gözetmeyi; HIV ile yaşayan herkesin tanı, tedavi, bakım ve desteğe eşit erişimini sağlamayı; damgalama ve ayrımcılığı azaltmayı ve özellikle dışlanmış ve marjinalleştirilmiş gruplara ulaşmayı HIV yanıtının temel unsurları arasında tanımlamaktadır. Bakanlığın güncel açıklamalarında da sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği, doğru bilgilendirme, ücretsiz danışmanlık ve test hizmetleri ile ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması, HIV kontrolünün önemli bileşenleri arasında sayılmaktadır.
O hâlde soruyoruz:
HIV ile mücadelede en temel belirleyici bilimsel bilgiye ve sağlık hizmetlerine erişimi artırmak iken, neden bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının iletişim kanallarına erişim engeli getirilmektedir?
HIV ile yaşayanların sağlık ve haklarına erişimini güçlendirmek Türkiye'nin resmi HIV/AIDS Kontrol Programı'nın hedefleri arasındayken, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan sivil toplumun faaliyetleri neden engellenmektedir?
Bilimsel bilgiye erişimin, sağlık hakkının ve yasal sivil toplum faaliyetlerinin “aileyi koruma” gerekçesiyle sınırlandırılması, halk sağlığı açısından nasıl savunulabilir?
Biz, halk sağlığının ancak bilim, haklar, demokrasi, güven ortamı, damgalamayla mücadele ve toplum katılımı ile mümkün olduğunu biliyoruz.
Türkiye’de farklı alanlarda çalışan LGBTİ+ hak savunucusu örgütlerin, HIV alanında hak savunuculuğu, akran danışmanlığı ve farkındalık artırıcı faaliyetlerde bulunan kuruluşların, meslek örgütlerinin ve diğer hak temelli sivil toplum yapılarının hukuka uygun faaliyetlerini özgürce sürdürebilmeleri; ifade ve örgütlenme haklarının güvence altında olması, demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez koşuludur. Bu nedenle, “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında hedef alınan tüm sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıların, erişim engellerinin ve örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan uygulamaların sona erdirilmesini; tutuklanan hak savunucularının durumlarının hukukun temel ilkeleri, adil yargılanma ve ifade ve örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu
👇
ttb.org.tr/kollar/halk_sagli…
Raşit Tükel retweeted
Türkiye Psikiyatri Derneği’nin resmi X hesabına Savcılığın erişim engeli getirilmesi talebi kabul edilemez.
Bilimsel ve mesleki faaliyet yürüten bir uzmanlık derneğinin kamuoyuyla iletişim kanalının erişime kapatılmasının istenmesi, açık bir sansür girişimidir. Bilimsel bilginin ve sağlık alanındaki mesleki görüşlerin sansürlenmesi kabul edilemez.
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusunda bilimsel gerçekleri dile getirmek suç değil, bilimin ve hekimlik sorumluluğunun gereğidir. Bilimsel gerçekler sansürle değiştirilemez.
Türk Tabipleri Birliği olarak Türkiye Psikiyatri Derneği’nin yanındayız.
Sansüre hayır!
Bilime müdahaleye hayır!
Sağlık hakkından vazgeçmeyeceğiz.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ
Raşit Tükel retweeted
"Ailem Güvende" adı verilen soruşturma kapsamında sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilen kuruluşlar arasında önce Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) yer almış, ardından Derneğimiz Türkiye Psikiyatri Derneği'nin (TPD) resmî X hesabı da erişim engeli getirilmesi talep edilen kuruluşlar arasına alınmıştır. Durumu kamuoyunun bilgisine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği 7138 üyesi olan ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı alanında faaliyet gösteren bir tıp meslek derneğidir. TPD ve CETAD, ilgili mevzuata tabi, yasal olarak kurulmuş tıp uzmanlık dernekleridir. Tüzüklerinde tanımlanan görevleri; birey ve toplum ruh sağlığını korumak ve geliştirmek, mesleğin bilimsel ve etik ilkeler çerçevesinde hak ve sorumluluklarını gözetmek, alanında çalışan hekim ve ruh sağlığı profesyonellerine eğitim vermektir.
Cinsellik ve cinsel sorunlar konusundaki çalışmalarımız, cinsellik eğitimi, toplumun cinsellik hakkında bilgilendirilmesi, cinsel işlev bozukluklarının bilimsel yöntemlerle tanı ve tedavisi, farklı cinsel yönelime sahip bireylerin, tüm yurttaşlar gibi, ruh sağlığının korunmasıdır. Cinsel yönelimin bir hastalık olmadığı güncel tıp biliminin ortak bilgisi olup, eğitim-telkin-özendirme vb yöntemlerle “değiştirilebilecek” veya “aşılanabilecek” bir durum olmadığı bilinmektedir.
Bu tür kısıtlamalar yalnızca meslek örgütlerinin değil, hekimlerin bilimsel bilgiyi paylaşma ve topluma doğru sağlık bilgisi ulaştırma imkânını da sınırlamakta; bireylerin sağlık hizmetine erişiminde tereddüt yaşamasına yol açarak kamu sağlığı açısından risk oluşturmaktadır. Nitekim aynı süreçte, HIV ile yaşayan bireylerin haklarını ve sağlığa erişimini savunan dernekler de benzer şekilde hedef alınmıştır.
Sağlığa erişim, ayrımcılığa uğramaksızın tıbbi bilgiye ulaşabilme, herkes için anayasal bir haktır. Meslek örgütlerimizin bilimsel faaliyetlerine yönelik erişim engellerinin gözden geçirilmesini ilgili makamların dikkatine sunarız.
Türkiye Psikiyatri Derneği
Raşit Tükel retweeted
LGBTİ+’ları Hedef Alan, Temel Hak ve Özgürlükleri Yok Sayan Saldırı Dalgası Derhal Son Bulmalıdır
“Ailem Güvende” adı altında LGBTİ+ hak savunucularını hedef alan operasyonlar kapsamında yüzü aşkın kişi evleri basılarak gözaltına alınmış ve onlarcası tutuklanmış, pek çok LGBTİ+ örgütü hakkında yasal işlem başlatılmış, aralarında basın-yayın kurumlarının ve demokratik kitle örgütlerinin de olduğu çok sayıda X ve Instagram hesabı için erişim engeli getirilmiştir. Baskılar bununla da sınırlı kalmamış; operasyonları protesto etmek amacıyla düzenlenen basın açıklamalarında barışçıl bir biçimde demokratik hakkını kullanmak isteyen onlarca kişi polis şiddetiyle gözaltına alınmıştır.
Cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelim çeşitliliğini suç gibi lanse ederek ayrımcılık yasağını ihlal eden, LGBTİ+’ların güvenli ve sağlıklı yaşama hakkı ile özel hayatın gizliliği ilkesini yok sayan, örgütlenme ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkını şiddet yoluyla bastıran, halkın haber alma hakkını ve basın-yayın özgürlüğünü engelleyen bu saldırı dalgası; demokratik hukuk devleti için kabul edilemezdir!
Türk Tabipleri Birliği olarak, bu saldırı dalgasının derhal son bulmasını istiyoruz. Çeşitliliğin bir toplum için vazgeçilmez olduğunun altını çiziyoruz. Ayrımcılığa uğrayanların haklarını koruma görevini kamu otoritesine bir kez daha hatırlatıyoruz.
Sağlıklı bir toplum için temel hak ve özgürlükleri, adaleti, demokrasiyi ve barışı savunmaya devam edeceğiz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
ttb.org.tr/105ylas
Raşit Tükel retweeted
Acı Kaybımız
1983 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunlarından, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi, üyemiz Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy’un vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Değerli meslektaşımızın başta ailesi olmak üzere yakınlarının derin acısını paylaşıyor, tüm hekim camiasına başsağlığı diliyoruz.
istabip.org.tr/8965-aci-kayb…
Raşit Tükel retweeted
LGBTİ+’ların ve Hak Savunucularının Hedef Alınması Kabul Edilemez!
Türkiye, 12 Eylül’ü tartıştığımız bu günlerde demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez ağır bir hak ihlali ile karşı karşıya. Adına “Ailem Güvende” adı verilen operasyon ile onlarca insan gözaltına alınmış, derneklere erişim yasağı getirilmiş, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliği bir suç gibi lanse edilmiştir. LGBTİ+ bireylerin ayrımcılık nedeniyle yaşadıkları hak ihlalleri ortadayken hak savunucusu derneklerin ve yöneticilerinin suçlu gibi damgalanmaları, insanların gece evlerinin basılıp gözaltına alınmaları, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim sınırı getirilmesi, “Ailem Güvende” operasyon adı ile aile ve güven kavramları üzerinden hedef haline getirilmeleri kabul edilemez.
Ayrımcılık, yaşam hakkını yok sayma, güçlü olanın kendi yaşam kurallarını dayatması, ötekiler diye tanımladıklarına yönelik düşmanca ve hedef gösteren eylemler aşılması gereken karanlık dönemlere aittir. LGBTİ+ bireylere yönelik düşmanca tutumların tekrar gündeme gelmesi, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliğinin müstehcenlik, fuhuş ve suç gibi tanımlanması toplumsal ve kamusal normlar açısından çok ciddi sorun, insanlık açısından temel haklarda ağır bir geriye gidiştir.
Bu yaklaşım toplumsal açıdan geri dönülemez hasarlar oluşturabilir. LGBTİ+’lar için yeterince sıkıntılı olan kimlikleri ile sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşamak bu operasyonlar ile çok daha zor olacaktır. Kendinden olmayana yönelik dayatıcı, yok sayıcı, sadece kendini haklı ve doğru gören tutum, sonucu öngörülemeyecek baskı ve suç davranışlarına da kapı açacaktır. Bu yok sayışın devlet eli ile olması ise insanların güven algısını, farklılıklarına olan barışçıl kabulü, ortak bir yaşam ve dünya tasavvurunu çok daha ağır bir şekilde zedeleyecektir.
LGBTİ+’lara yönelik bilim dışı iddialar maalesef artmaktadır. Komplo söylentileri şeklinde gerçek dışı tanımlamalar ve bilimsel hakikatin tam tersi argümanlar ile yasakların meşruiyeti savunulmaktadır. Son zamanlarda LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı söylemler bazı ülkelerde iç politika malzemesi yapılmakta, toplumun konsolide edilmesini sağlamak, güncel sorunlar ve çözüm önerileri yerine geleneksel önyargılar üzerinden saflaşmasını sağlamada araç olarak kullanılmaktadır. Bu operasyonun adına “Ailem Güvende” adının konması operasyona haklılık sağlamadığı gibi toplumda güven ve aile kavramlarını tüketmekte, uyuşturucu, fuhşa teşvik gibi konu ile ilgili olmayan başka suçlar eklenmesi ise insan hakları açısından yaşanan meşruiyet çıkmazının ne derece büyük olduğunu göstermektedir.
Bu operasyonla yalnızca LGBTİ+ bireyler değil; HIV ile yaşayan kişilerin haklarını, sağlığını ve yaşam kalitesini korumak, toplumsal farkındalığı geliştirmek ve damgalanmaya karşı mücadele etmek için faaliyet gösteren dernekler de hedef alınmıştır.
Ülkemizin kanayan yarası olan cinsel işlev bozukluklarının anlaşılması ve bilimsel tedaviye kavuşmasında sayıları binlerle ölçülen sağlık profesyonelinin yetişmesini sağlayarak halk sağlığı mücadelesi yapan bir uzmanlık derneği olan Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin bile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim sınırı getirilmesi ölçüsüzlüğün boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu açıdan yaşanılan, bir baskı ve ayrımcılığın da ötesinde temel bir insan hakkı olan sağlık hizmetlerine erişimin de suç konusu haline getirilmesidir. Böyle bir yaklaşım kişileri sağlık hizmetlerinden uzaklaştıracak ve ciddi bir halk sağlığı sorununa yol açacaktır.
Bizler çeşitliliğin toplum için gerekli ve önemli olduğunu savunuyoruz. Başta devlet kurumları ve adalet sistemi olmak üzere tüm sorumlulara; görevlerinin ayrımcı yaklaşımları desteklemek değil, ayrımcılığa uğrayanların haklarını korumak olduğunu, toplumun her kesimi için sağlığa erişimi güvence altına almanın devletin yükümlülüğü olduğunu ve ayrımcılığı körükleyen, sağlık hizmetine erişimi engelleyen her türlü girişime karşı önlem almaları gerektiğini hatırlatıyoruz. Operasyona, ayrımcı politikalara ve baskılara derhal son verilmelidir.
Bilimin ışığında; insan hak ve özgürlüklerini, yaşamı, sağlığı ve barış içinde bir arada yaşanacak bir geleceğin mümkün olduğunu savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye Psikiyatri Derneği
Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu
Türk Tabipleri Birliği
👇
ttb.org.tr/895ylaq
Raşit Tükel retweeted
Halkın İradesine Yönelik Siyasi Müdahaleler Kabul Edilemez: Demokrasi ve Özgürlükler Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz
Seçilmiş belediye başkanlarına, belediye yöneticilerine ve muhalefet temsilcilerine yönelik giderek artan tutuklamalar ve kayyum uygulamaları; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi ve seçme-seçilme hakkını sistematik biçimde hedef almaktadır. Gelinen aşamada, milyonlarca yurttaşın oylarıyla oluşan yerel yönetim iradesinin önemli bir bölümü fiilen ortadan kaldırılmış; demokratik temsil hakkı yargı süreçleri aracılığıyla işlevsizleştirilmiştir.
Siyasal rejimin toplum üzerindeki baskısını her geçen gün daha da artırdığı bu süreçte; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler sistematik biçimde aşındırılmaktadır. Demokratik denetim mekanizmalarının zayıflatıldığı, yargının siyasetin aracı hâline getirildiği bir ortamda toplumsal barışın, adalet duygusunun ve geleceğe güvenin korunması mümkün değildir.
Sağlığın temel önkoşullarından biri demokratik, barışçıl ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplumsal düzendir. Demokrasiye yönelik her müdahale, yalnızca siyasal yaşamı değil; toplumun ruhsal, sosyal ve fiziksel iyilik hâlini de olumsuz etkilemektedir.
TTB olarak halkın iradesine yönelik antidemokratik uygulamaları kabul etmiyoruz. Hukukun üstünlüğünün, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanmasını; seçilmişlere ve kamu görevlilerine yönelik süreçlerin siyasi müdahalelerden arındırılmasını talep ediyoruz.
Ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, baskının ve kutuplaşmanın derinleştirilmesi değil; demokrasi, hukuk, toplumsal barış ve eşitlik temelinde ortak bir geleceğin inşa edilmesidir. Tüm demokratik kamuoyunu, emek ve meslek örgütlerini, halkın iradesine ve temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmaya; demokratik bir Türkiye mücadelesini birlikte büyütmeye çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
🔗 ttb.org.tr/215yl9a
Raşit Tükel retweeted
Acımız Büyük: Cerrahi Alanının Unutulmayacak İsimlerinden Dr. Mazhar Semih Baskan’ı Kaybettik
Türkiye’de tıp eğitimine ve cerrahi alanına önemli katkılar sunan, sayısız öğrenci ve bilim insanı yetiştiren, Uzmanlık Dernekleri Koordinasyon Kurulu’nun kuruluşunda yer alan ve 1994-1996 ile 1997-2003 yıllarında başkanlık görevini yürüten, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanlığı, Türk Cerrahi Derneği başkanlığı ve Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu’nun kurucu başkanlığını yapan ve TTB’nin çalışmalarına sayısız katkı sunan değerli bilim insanı Prof. Dr. Mazhar Semih Baskan’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Prof. Dr. Semih Baskan’ı yitirmenin acısını yaşarken mesleğimize kattığı değerler için çok teşekkür ediyoruz. Başta TTB Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu olmak üzere meslek örgütümüze verdiği hizmeti, ilişkilerde kurduğu hoşgörü temelli kapsayıcı ve dostane yaklaşımı rehber edineceğiz.
Ailesine, yakınlarına ve tüm sağlık camiasına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Raşit Tükel retweeted
Türk Tabipleri Birliği ve 58 Tabip Odasından Ortak Açıklama:
Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz!
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve aşağıda imzası bulunan tabip odaları olarak; Şanlıurfa'da bir hastanın yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir meslektaşımızın hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını, hekimlik mesleğinin bilimsel ve hukuki güvenceleri bakımından kabul edilemez buluyoruz!
Her şeyden önce yaşamını yitiren yurttaşımızın ailesine başsağlığı diliyoruz. Bir hastanın ölümü her yönüyle araştırılmalı, tıbbi süreç eksiksiz biçimde incelenmeli, varsa sorumluluklar ortaya çıkarılmalıdır.
Bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan işlemler birlikte ele alınmalıdır. İstenmeyen bir sonuç, tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ön inceleme tamamlanmadan ve kanunda öngörülen özel soruşturma usulü işletilmeden; meslektaşımız hakkında soruşturma yürütülmesi ve tutuklama dâhil herhangi bir koruma tedbirine başvurulması kabul edilemez. Tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai koşullarda başvurulabilecek bir tedbirdir ve hiçbir biçimde cezalandırma, kamuoyunu yatıştırma ya da baskı aracına dönüştürülemez.
Meslektaşımızın tahliyesini olumlu karşılamakla birlikte, bir hekimin, bilimsel bir değerlendirme yapılmadan yalnızca mesleğini icra ettiği için özgürlüğünden yoksun bırakılması, tüm hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturur.
Bu nedenle;
📌 Hekimleri suçlu ilan eden söylem ve uygulamaların, sağlıkta şiddeti besleyen bir zemin yarattığının görülmesini, hekimlerin can güvenliğinin ve mesleki huzurunun korunmasını,
📌 Tıbbi uygulamalara ilişkin soruşturmalarda özel soruşturma usulünün ve soruşturma izni şartının eksiksiz uygulanmasını,
📌 Hekimlerin masumiyet karinesine, kişi özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına sürecin her aşamasında saygı gösterilmesini,
📌 Zorunlu soruşturma izni alınmadan adli süreç başlatılmış ve koruma tedbirine başvurulmuş olmasının açık bir hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesini; bu sürecin nasıl işlediğinin ve sorumluluğun yetkili merciler tarafından değerlendirilmesini ve kamuoyuna açıklanmasını talep ediyoruz.
Hekimliğin yargılanma ve cezalandırılma korkusuyla yürütülmesi, hekimleri ağır ve riskli hastalardan uzaklaştırıp, savunmacı tıbbı daha da yaygınlaştıracak, bu durumdan en çok da sağlık hizmetine gereksinim duyan hastalar zarar görecektir. Hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle peşinen suçlu sayılmasına, tutuklamanın fiilî bir cezaya dönüştürülmesine karşı ortak tutumumuzu koruyacağız. Süreci sonuna kadar takip edeceğiz.
Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Adana Tabip Odası
Adıyaman Tabip Odası
Afyonkarahisar Tabip Odası
Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası
Ankara Tabip Odası
Antalya Tabip Odası
Aydın Tabip Odası
Balıkesir Tabip Odası
Bartın Tabip Odası
Batman Tabip Odası
Bitlis Tabip Odası
Bolu-Düzce Tabip Odası
Bursa Tabip Odası
Çanakkale Tabip Odası
Çorum Tabip Odası
Denizli Tabip Odası
Diyarbakır Tabip Odası
Edirne Tabip Odası
Elazığ-Tunceli-Bingöl Tabip Odası
Eskişehir-Bilecik Tabip Odası
Gaziantep-Kilis Tabip Odası
Giresun Tabip Odası
Hatay Tabip Odası
Isparta-Burdur Tabip Odası
İstanbul Tabip Odası
İzmir Tabip Odası
Kahramanmaraş Tabip Odası
Karabük Tabip Odası
Karaman Tabip Odası
Kastamonu-Çankırı Tabip Odası
Kayseri Tabip Odası
Kırıkkale Tabip Odası
Kırklareli Tabip Odası
Kırşehir Tabip Odası
Kocaeli Tabip Odası
Kütahya Tabip Odası
Malatya Tabip Odası
Manisa Tabip Odası
Mardin Tabip Odası
Mersin Tabip Odası
Muğla Tabip Odası
Muş Tabip Odası
Nevşehir Tabip Odası
Ordu Tabip Odası
Osmaniye Tabip Odası
Rize-Artvin Tabip Odası
Sakarya Tabip Odası
Samsun Tabip Odası
Siirt Tabip Odası
Sinop Tabip Odası
Sivas-Erzincan Tabip Odası
Şanlıurfa Tabip Odası
Şırnak Tabip Odası
Tekirdağ Tabip Odası
Trabzon Tabip Odası
Uşak Tabip Odası
Van-Hakkari Tabip Odası
Zonguldak Tabip Odası
👇
ttb.org.tr/705yl8u
Raşit Tükel retweeted
Sezaryen Oranlarındaki Artışa Engel Olmak, Ancak Sağlık Sisteminin Yapısal Sorunlarını Çözmekle Mümkündür!
👇
ttb.org.tr/155yl8j






























