Galatasaray, “Free Palestine” pankartı açıp “Kalinka” çalarak Avrupa’ya meydan okuyor. Bu takımın CL kupasını kaldırınca çekilecek belgeseli müthiş olur. Fenerbahçe ise belgesel röportajlarında maçlardaki ıslık sesinin hoparlörden geldiğini kanıtlamaya çalışır. #VarBirHayalimiz
Fenerbahçeli kişilik bozukluğu, mağlubiyeti komploya, hasedi fazilete, hezimeti destana dönüştürüp kendi yalanına secde eden, kupasızlığını cihana karşı şanlı bir kıyam diye pazarlayan zavallı bir kibrin maskaralığıdır.
Fenerbahçe, Galatasaray için komşunun şımarık çocuğu gibidir. Gelip bilgisayarını kurcalar, yenilince oyunu kapatır, oyuncaklarını kırar. Eve gidip “Benden korktuğu için bir daha çağırmıyor” der. Uzun süre sesi çıkmaz; sonra yine kanı bitlenir. Yerini ara sira hatirlatmak gerekir
F.bahçelilerde sıklıkla görülen mental retardasyonun günlük hayatlarını diğer hastalarınki kadar aksatmamasının sebebi, geliştirdikleri seçici hafıza kaybı. Bazen bir galibiyet, bazen bir tutuklama kararı, bazen de sadece çok tekrarladıkları bir yalan zihinlerini sıfırlayabiliyor
Vedat Muriç’in üç kişinin arasında o zayıf ortaya o şiddette kafa vurabilmesi… World class.
Fenerbahçe’nin İsmail kaçtıktan sonra kulüp tarihinin en sükseli galibiyetini alan Kuyt’ın yerine 6 ay sonra kovulacak Emre’yi göreve getirmesi…Bitlis Class
F.Bahçeliyle Şampiyonlar Ligi maçı seyrettim. Top direkten döndü, “FETÖ’nün himmeti” dedi. Tribün ıslıkladı, “Hoparlör” dedi. Gala gol attı, “Ofsaytımsı” dedi. Batrakov düştü, “Faul almak için hep yerde bu şerefsizler” dedi. Kumandayı suratına fırlattım, “Mert Hakan Yandaş” dedi.
Boktan hayatında tek umudun Gala’nın puan kaybetmesidir. Top iki direkten döner, “Bala bak” dersin. Skor 2-0 olur; “Bir gol atsalar ikincisi gelir” diye avunursun. Olmaz. Yarın belanı sikeceklerini hatırlar, geceyi duvarları yumruklayıp ağlayarak geçirirsin.
Liverpool’s 467th European match. They’ve never scored more than 8 against clubs expelled by UEFA for match-fixing. For King Kenny, Gerrard’s passion and Souness’s flag. For football’s soul. Show the kids that cheating isn’t a winning tradition. Make it double digits.
Türk futbolunun gelişmesi için Konya, F.bahçe ve Sivas gibi görece güçlü Anadolu kulüplerinin üçüncü kademe kupalarda ülke puanı toplaması gerekir. Gala’nın ön elemesiz CL’ye katılması ve oyuncuların tatili için bu takımlara galibiyet başına teşvik primi vermesi tartışılmalıdır.
F.Bahçe için çözüm çok basit: 2011 kupasının doğru müzeye teslimi, Sultanahmet’te tövbe namazı, istatistiğin suyunu sıkıp başarısızlığı başarı diye pazarlayan dalyarakları kulüpten sürmek; “Biz dünyanın en büyük kulübüyüz” diyeni de “yapı” diye ağlayanı da meşe odunuyla dövmek.
Kerem Aktürkoğlu, “Türkiye’nin en şerefli kulübüne geldim” derken de bomboştu, o mis gibi ortaya kafayı vururken de. Kafasının dışı da içi kadar işlevsiz.
Fenerbahçe, daktilo ve analog plaklar misali, çağı kaçırmış bir nostalji ürünüdür; alıcısı, cehaleti kanaat, kör itaati şahsiyet sanan lümpen kitledir. Bunlar kulübü geleceğe taşıyamaz; aynı enkazın başında her yıl şampiyonluk türküsü söyler. Geçmişine tapar, geleceğe küfrederler
Ortalama bir Fenerbahçelinin on yılı aşkın süredir bekleyip sadakatini ızdırapla tazelemesi, bir spor kulübüne duyduğu sarsılmaz aşktan mı kaynaklanır; acı çekmekten haz alan mazoşistik bilinçaltının mutluluğu erteleme arzusundan mı; yoksa düpedüz dalyaraklığından mı?
Fenerbahçelinin “mental sıfırlama” marifeti var; dün meşaleyle istifaya çağırdığı yönetimin bugün transferine alkış tutar, her gelişmede “yapı” bulur; hafıza günlük, enayi aboneliği ömürlüktür, birazdan köpürerek küfredecek zevat da tekzip ettiğini sanıp tasdik buyuracaktır.
Altı aylık Sibirya kurdum ortalama bir Fenerbahçeliden daha çabuk kavrıyor. Topu atmış gibi yaptığımda ilk seferinde kanıyor, ikincisinde elime bakıyor. Bunlar 40 senedir atılmayan topun peşinden koşup bulamayınca komşunun köpeğine havlıyor ve dönüp yine aynı ele kuyruk sallıyor.
Bana her şey seni hatırlatıyor Fenerbahçe… Lavabo süzgecindeki yemek artıkları, çöp poşetinden ayağa damlayan su, duş giderindeki saç yumağı, umumi tuvaletin ıslak kapı kolu, Mustafa Sarıgül’ün gülüşü, çürümüş yumurta kokusu, bir de konuşurken yüzüne sıçrayan sımsıcak tükürük.
Kerem Aktürkoğlu’nun PFDK’ye sevk edilmemesi, Türk futbolunda F.Bahçe karşıtı bir yapı olduğunun bugüne kadarki en güçlü kanıtı. Adamın resmen oynamaya devam etmesini istiyorlar.
Duran topları Kerem’in kullanmasına yol açan Cevad Prekazi’yi ve buna seyirci kalan TFF’yi kınıyorum
Aziz: Merhaba yavrum, adın ne?
İsmail: İsmail, efendim.
Aziz: Ne güzel isim! Ne demek?
İsmail: Aynı takımın başına düzenli olarak gelip, düzenli olarak başarısız olup, düzenli olarak gönderilen ilk Müslüman teknik direktör tanesi.
