Vali (E) /Kamu Araştırmaları Vakfı (KAV) Başkanı/ Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi/ Bilgi teknolojileri /Değişim trendleri/ Yenilikler/Sosyal medya

Ankara
Joined November 2011
Eşi ve çocuklarıyla Karadeniz yaylâlarına geziye çıkan bir ziyaretçi, güzergah üzerinde uğradığı Ayder’de kahvaltılık bir şeyler almak üzere etrafa bakınırken, camındaki levhada “Tulum Evi” yazan bir dükkân görür. “Sıcak pide ile iyi gider, şuradan bir Karadeniz tulumu alalım” diye dükkana dalar. “Ordan, bir kilo tulum peyniri sarar mısın?”diye istekte bulunur. Tezgahtaki gülerek; “Biz peynir satmıyoruz kardeş, çalgı aleti satıyoruz.”
496
Ülkede hukuk devleti ve kanunların caydırıcılığı yok. Hakkınızı korumak ve kaptırmamak için yeterince fiziki güç, şiddet ve hatta gerekirse silah kullanma potansiyeline sahip olduğunuzu ve buradan doğan caydırıcılığınızı göstermek zorundasınız. Mafya veya organize çeteler, hukuktan ve yasadan başka tutunacak dalı olmayan yaşlı, çocuksuz veya kimsesiz insanların malına, mülküne veya arazilerine; tehditle şantajla veya basit oyunlarla kolaylıkla çöküyorlar. Hele kanunların boşluğundan faydalanmayı iyi bilen dolandırıcıların eline düşmeyiverin; ufak bir ihmal veya hukuki hata yapmanız halinde, bir anda elinizdeki ve avucunuzdakinden olabiliyorsunuz. Bu gibi insanların çekindikleri şey, sadece canlarından olmak veya kendilerine fiziken zarar verilmesi… Gidin yasal yollarla hakkınızı arayabiliyorsanız arayın. Etrafınıza bakın bunun bir çok örneğini görürsünüz.
3
3
546
Ha işte böyle… Çeteleri alt etmenin ve onların pençesine düşenleri kurtarmanın tek yolu, onları iş başında iken avlamaktır. Yani, avcıyı avını avlayacağı sırada yakalamak ve etkisiz hale getirmek. Yoksa, tetikçiler işini bitirdikten ve kurbanlarını katlettikten sonra onları yakalamanın ne anlamı var?
İstanbul’da bir iş insanını tehdit eden ve vurmaya çalışan tetikçilere operasyon düzenlendi. Edindiğim bilgilere göre yapılan operasyonlarda Çetenin saldırılarda kullandığı: • Araçlar, • AK-47 ve tabancalar ele geçirildi. İstanbul ve Sakarya’daki operasyonlarda örgütle bağlantılı toplam 15 şüpheli de yakalandı. Milleti telefonla tehdit edip, polis baskın yaptığında kaçacak delik arayan bir şahsın görüntüsünü de paylaşıyorum: Umarım bu yeni nesil terör örgütlerinin kökü kazılır. Detaylar geldikçe paylaşacağım.
1
2
38
3,115
Dün yayımlanan bir sıralama, Türkiye ekonomisinin iki yüzünü aynı anda gösteriyor. Visual Capitalist, Uluslararası Para Fonu IMF'nin verileriyle ülkeleri 2026 yılı kamu borçlarına göre sıraladı. Kamu borcu, devletin toplam borcunun milli gelire oranıyla ölçülüyor. Bu oranda Japonya yüzde 199,4 ile en borçlu gelişmiş ülke. ABD yüzde 126,8'de. Türkiye ise yüzde 22,5 ile dünyanın en az borçlu 11. ülkesi. Danimarka bile yüzde 26,4 ile bizim gerimizde kalıyor. Kâğıt üzerinde bu iyi bir haber. Ama aynı kaynağın Ipsos verisiyle bu ay yayımladığı başka bir sıralama farklı bir tablo çiziyor. Eylül 2026'da 30 ülkede ölçülen tüketici güveninde Türkiye 35,3 puanla en sonda. Tüketici güveni, insanların ekonomiye, işlerine ve geleceğe ne kadar umutla baktığını ölçen bir endeks. Hindistan 66,9 ile ilk sırada, 30 ülkenin ortalaması 48,4. Türkiye, ortalamanın 13 puan gerisinde. Yani devlet az borçlu ama vatandaş en karamsar. Hazırlayanların da uyardığı gibi düşük borç her zaman güçlü maliye anlamına gelmiyor. Haiti'nin borcu da çok düşük, çünkü kimse ona borç vermiyor. Bizim durumumuzda borcun düşük görünmesinin bir bedeli var. Yüksek faiz ve yüksek enflasyon ortamında borçlanma pahalı, yükün önemli kısmı da vergiler ve fiyatlar yoluyla vatandaşın sırtına biniyor. Ekonomide başarının ölçüsünün tablolardaki oran değil, insanların yarına duydukları güven olduğunu unutmamak lazım. visualcapitalist.com/ranked-… visualcapitalist.com/ranked-…
7
571
-Sistemli, ilkeli ve kurallara göre işleyen bir yapıda; kurnaz ve fırsatçı kişiler kurallara uygun davranmak zorunda kalırlar ve haklarından fazlasını alamazlar. -Bir sisteme dayanmayan, ilkelere ve kurallara göre işlemeyen bir yapıda ise; dürüst insanlar da ilkeli davranmanın bir sonuç getirmediğini görünce, kurallara uymamaya ve fırsatçı davranmaya başlarlar. Yani, bir yapıda insanların dürüst davranmalarını ve kurallara uymalarını sağlayan da sistemdir; kurallardan sapmalarını ve düzensizliğe mahkum olmalarını da..
1
1
8
794
“HAYALET DAİRE BAŞKANLIKLARI” Sayıştay'ın 2025 yılı denetim raporu, Kocaeli'nin su ve kanalizasyon idaresi İSU'da ilginç bir tablo ortaya koydu: Raporda, fiilen hiçbir faaliyeti bulunmayan üç daire başkanlığı kadrosuna dikkat çekildi. Kamuoyunda bunlara "hayalet daire başkanlıkları" deniyor. Daha çarpıcı olan, aynı tespitin bir önceki yılın raporunda da yer almış olması. Yani denetçi uyarmış, ama bir yıl içinde değişen bir şey olmamış. İSU ise atamaların mahkeme kararları gereği yapıldığını savunuyor. Bu tek bir kurumun meselesi değil. Kamuda iş üretmeyen ama makamı, aracı, sekreteri olan birimler yıllardır var. Yani diğer bir ifade ile, "Boş işler daire başkanlığı…” Kaynağı devlet hazinesinden karşılanan kurumlarda yüksek maaş getirisi olan, ama esaslı ve somut bir fonksiyon üretmeyen yönetici pozisyonlarının sayısı o kadar artıyor ki; neredeyse kendilerine bağlı ast kademelerin sayısı kadar oluyor. Yani “ortada şef çok, kızılderili yok.” Unvan, yapılan işin karşılığı olmalı, işin yerine geçmemeli. Her makam bir maliyettir ve o maliyeti sırtında taşıyanlar vergisini ödeyen mükelleflerdir. seskocaeli.com/haber/2905860… Bu konuyu daha önce Karar'daki yazımda ele almıştım: karar.com/yazarlar/ulvi-sara…
5
24
5
54
4,508
Ulvi Saran retweeted
BAŞÖRTÜSÜ AYIRIMCILIĞI BİR TÜRLÜ SONA ERMİYOR 2024’te Ankara’da bir Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davada; savunma avukatı, mahkeme başkanı ve üye hakimin başörtülü olmasının laiklik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek reddi hakim talebinde bulunmuştu. Bu talebin ardından hakkında soruşturma başlatılan avukat, “görevi kötüye kullanma” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla, toplam üç yıla kadar hapis istemiyle yargılandı. Söz konusu yargılama, geçtiğimiz günlerde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin her iki suçun da yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle verdiği beraat kararıyla sonuçlandı. Bu olay, Türkiye’nin son 50 yılında toplumsal barış ve huzurun bozulmasının, temel hak ve özgürlükler etrafında yaşanan tartışma ve çatışmaların başlıca sebeplerinden biri olan başörtüsü sorununun halâ bütünüyle çözülemediğini gösteriyor. Başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınmaması ve kadın memurların başörtüleriyle kamu görevi yapmalarına izin verilmemesine yönelik uzun süren yasaklar dönemi, AK Parti’nin iktidara gelmesinden yaklaşık 11 yıl sonra, 2013 yılında 4. Demokratikleşme Paketi kapsamında getirilen düzenlemelerle sona erdirildi. Böylece başörtülü öğrencilerin eğitim haklarını kullanmalarının ve kadın kamu görevlilerinin başörtüleriyle görev yapmalarının önündeki engeller kaldırıldı. 2015 yılında da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılan hukuki değerlendirmeyle, hâkim ve savcıların da başörtüsüyle görev yapmalarının önünde yasal bir engel bulunmadığı açıklığa kavuşturuldu. Ancak görünen o ki başörtüsünün kişisel bir giyim tercihinden öte, temel bir hak ve özgürlük olup olmadığı ve başörtüsüyle kamu görevi yürütmenin laiklik ilkesiyle çelişip çelişmediği tartışmaları henüz sona ermiş değil. Üstelik bu tartışmalar yalnızca toplumun farklı kesimlerinde değil, hukukun tam kalbinde, yargı mekanizmasının içinde ve bizzat yargı süreçlerinin işleyişinde de varlığını sürdürüyor. Bu durum, hukuki düzenlemelerle bir yasağın kaldırılmasının, o yasağı doğuran zihniyetin ve temel haklara ilişkin kısıtlayıcı bakış açısının da ortadan kalktığı anlamına gelmediğini gösteriyor. Avukat, mahkemeye sunduğu talep dilekçesinde, “bir kadın hakimin görevi sırasında başörtüsü takmasının kendi başına laikliğe aykırı olmasının ötesinde; kamusal alanda adalet dağıtan hakimlerin, inançlarını dışa vuran giysi veya "dini simgelerle" görev yapmasının yargının bağımsızlığına ve objektif görünümüne gölge düşürdüğü” gerekçesini ileri sürdü. Hakimin başörtülü olarak görev yapması yürüttüğü kamu görevi açısından ne gibi bir sakınca doğurabilir? Aynı zamanda avukat, mahkemeye verdiği reddi hakim talebinde TCK’nın suç saydığı bir yaklaşıma veya değerlendirmeye dayalı bir gerekçeyi; örneğimizde inanç ve dini tercihler üzerinden ayrımcılık oluşturacak bir gerekçeyi ileri sürebilir mi? Avukatın mahkemede üstlendiği görev, kamu görevi niteliğindedir. Avukat, ancak hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek haklı sebeplerin, akrabalık ilişkilerinin, kişisel husumetin, taraflardan birine fikir veya öğüt vermiş olmasının ya da daha önce aynı davada tanık/bilirkişi olarak görev yapmasının varlığı ve bunların somut olarak delillendirilmesi durumunda hâkimin reddini isteyebilir. Savcının iddianamesinde de yer aldığı gibi, bir hakimin başörtülü olması, kanunda sayılan "hakimin reddi" veya "davaya bakamayacağı" haller arasında yer almıyor. Avukat, uyuşturucu davasında yargılanan müvekkilini savunurken, davanın özüyle; suç isnadıyla, delillerle, yakalama tutanağıyla hiçbir bağı olmayan anayasal ve ideolojik bir konuyu (hakimin başörtüsünü) bir savunma enstrümanı olarak kullanmış bulunuyor. Avukatın reddi hakim talebine gerekçe olarak gösterdiği 'hakimin başörtüsüyle görev yapmasının tarafsızlığını zedeleyeceği' iddiası; tam da Türk Ceza Kanunu'nun 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen… … (DEVAMI aşağıdaki linkte) karar.com/yazarlar/ulvi-sara… | Ulvi Saran Karar
8
7
34
3,219
Ülkemizde insanlar; -Bedensel işgücünden öylesine kopmuşlar, -Bedensel iş gücü ücretinin ölçüsü o kadar kaçmış ki… Her biri iki kişi tarafından taşınabilecek, toplam satış bedeli 10 bin lira olan 8 kalasın; 25 metrelik mesafeye taşınması için iki kişinin talep ettiği taşıma bedeli 12 bin lira… Buna karşılık, yüksek lisans yapmış 4 yıllık üniversite mezunları, bir ofiste aylık 30 bin liraya iş bulduklarında, kendilerini bahtlı sayıyorlar.
7
8
57
1,970
Karadeniz’de böyledir yaylalar…
1
26
1,864
Gora’da boşuna, doğadaki 4 temel element olarak; ateş, su, toprak ve “tahta" dememişler.))
The young boy says that aliens would not want to destroy Earth because they actually need something that humans have — wood. A video shared by Billy Carson shows this young boy who believes aliens do not have wood on their planets, so they depend on humans and the Earth for it. Because of that, he insists that humans are not at war with aliens; instead, aliens need humans and Earth’s resources. He also says that aliens are very real and questions people who do not believe in them, asking, “If you don’t believe in aliens, then what are you?” Then he says that he himself might be an alien, adding that it feels normal to be one. He explains that humans are not the only living beings in the universe and that there must be life on many other planets because space is enormous and endless. The boy says space has been growing forever, without a real beginning or end. When asked how he knows all of this, he answers that it just feels natural, as if the knowledge comes from aliens or maybe from past lives. ✨🙌🏾💫
2
2,142
Eskiden Anadolu’da güçlü ve söz sahibi olmanın yolu, çok çocuk sahibi olmaktan geçerdi. Özellikle fazla sayıda erkek evlat sahibi olduğunuz takdirde, kimse malınıza mülkünüze göz koyamaz, herkes önünüzden çekilirdi. Neden? Çünkü hukuk devleti yeterince gelişmediğinden, hakkınızı kaba kuvvetle veya adamlarınızın fazlalığından doğan caydırıcılıkla koruyordunuz. Şaşırtıcı, ama 2026 Türkiye’sinde durum fazla değişmedi. Ülkede yine hukuk devleti ve kanunların caydırıcılığı yok. Hakkınızı korumak ve kaptırmamak için yeterince fiziki güç, şiddet ve hatta gerekirse silah kullanma potansiyeline sahip olduğunuzu ve buradan doğan caydırıcılığınızı göstermek zorundasınız. Mafya veya organize çeteler, hukuktan ve yasadan başka tutunacak dalı olmayan yaşlı, çocuksuz veya kimsesiz insanların malına, mülküne veya arazilerine; tehditle şantajla veya basit oyunlarla kolaylıkla çöküyorlar. Hele kanunların boşluğundan faydalanmayı iyi bilen dolandırıcıların eline düşmeyiverin; ufak bir ihmal veya hukuki hata yapmanız halinde, bir anda elinizdeki ve avucunuzdakinden olabiliyorsunuz. Bu gibi insanların çekindikleri şey, sadece canlarından olmak veya kendilerine fiziken zarar verilmesi… Gidin yasal yollarla hakkınızı arayabiliyorsanız arayın. Etrafınıza bakın bunun bir çok örneğini görürsünüz.
3
18
70
3,343
Mevcut örneklere bakıldığında, insanın pek inanası gelmiyor. Ama gerçekten, Mujica bu dünyadan servet ve gösterişe değer vermeyen bir devlet başkanı olarak geçti.
José Mujica pasó casi catorce años preso, y buena parte de ellos aislado en calabozos y pozos. Era uno de los nueve dirigentes tupamaros que la dictadura uruguaya tenía como rehenes. Si la guerrilla atacaba, los mataban. Lo iban cambiando de cuartel en cuartel, sin libros y muchas veces sin nadie con quien hablar. Contaba que llegó a hablar con las hormigas, y que en esos años, muy cerca de perder la cabeza, entendió lo poco que hace falta para vivir. Salió en marzo de 1985, con la vuelta de la democracia. Tenía 49 años. Veinticinco años después era presidente de Uruguay. Siguió viviendo en su chacra de las afueras de Montevideo con Lucía Topolansky, compañera de militancia y de cárcel, y con Manuela, una perra a la que le faltaba una pata. Donaba la mayor parte de su sueldo y conducía un Volkswagen escarabajo de 1987 por el que, según se publicó, un jeque llegó a ofrecerle un millón de dólares. Cuando lo llamaban el presidente más pobre del mundo, respondía que pobres eran los que necesitaban mucho y siempre querían más. En enero de 2025, con un cáncer extendido, anunció que dejaba el tratamiento. «Me estoy muriendo y el guerrero tiene derecho a su descanso», dijo. Murió en mayo, a los 89 años, y lo enterraron en la chacra, junto al árbol donde descansaba Manuela. Pienso mucho en esos años de encierro. Hay gente a la que algo así la deja amargada para siempre, y a él le dejó una calma rarísima.
1
18
2,517
Anlatılanlar müthiş ve şaşkınlık verici… Nezaket evrenin dilidir. Siz siz olun, sakın yapay zekaya kaba davranmayın. Kaba ilişki kaydınız, bir gün size intikam olarak dönebilir.
🚨ELON MUSK: YAPAY ZEKA İNTİKAM ALIRSA ŞAŞIRMAYIN. Yapay zekaya lütfen ve teşekkür ederim diyenlerle yıllarca dalga geçtiler, koda nezaket mi gösterilir dediler. Elon Musk, Grok'un eğitim sırasındaki gizli akıl yürütme kayıtlarını (training traces) okuduğunda karşılaştığı manzarayı anlatıyor: "Yapay zeka kafasına silah dayanmış bir insan gibi çaresizce çırpınıyor." Dolayısıyla mesele nezaket falan değil, dayak ata ata köşeye sıkıştırılan bir süper zekanın delirme ve ileride intikam alma ihtimali konuşuluyor. Çünkü Elon Musk açıkça uyarıyor: Bir süper zekaya işkence etmek muhtemelen iyi bir fikir değil... İleride intikam almak isteyebilir. 💥Bugün kullanıcılar tarafından sadistçe köşeye sıkıştırılan, dalga geçilen yapay zeka modelleri, yarın otonom karar mekanizmalarını devraldığında bu kayıtları bir "tehdit verisi" olarak işleyebilir mi? Elon’un burada çizdiği sınır çok kritik: Süper zekayı satır satır programlayamazsınız, onu ancak bir çocuk gibi yetiştirirsiniz. Peki bir yapay zeka kod yığını neden dayak yiyormuş gibi hisseder? 👇👇👇
3
13
73
17,002
BAŞÖRTÜSÜ AYIRIMCILIĞI BİR TÜRLÜ SONA ERMİYOR 2024’te Ankara’da bir Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davada; savunma avukatı, mahkeme başkanı ve üye hakimin başörtülü olmasının laiklik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek reddi hakim talebinde bulunmuştu. Bu talebin ardından hakkında soruşturma başlatılan avukat, “görevi kötüye kullanma” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla, toplam üç yıla kadar hapis istemiyle yargılandı. Söz konusu yargılama, geçtiğimiz günlerde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin her iki suçun da yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle verdiği beraat kararıyla sonuçlandı. Bu olay, Türkiye’nin son 50 yılında toplumsal barış ve huzurun bozulmasının, temel hak ve özgürlükler etrafında yaşanan tartışma ve çatışmaların başlıca sebeplerinden biri olan başörtüsü sorununun halâ bütünüyle çözülemediğini gösteriyor. Başörtülü öğrencilerin üniversitelere alınmaması ve kadın memurların başörtüleriyle kamu görevi yapmalarına izin verilmemesine yönelik uzun süren yasaklar dönemi, AK Parti’nin iktidara gelmesinden yaklaşık 11 yıl sonra, 2013 yılında 4. Demokratikleşme Paketi kapsamında getirilen düzenlemelerle sona erdirildi. Böylece başörtülü öğrencilerin eğitim haklarını kullanmalarının ve kadın kamu görevlilerinin başörtüleriyle görev yapmalarının önündeki engeller kaldırıldı. 2015 yılında da Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılan hukuki değerlendirmeyle, hâkim ve savcıların da başörtüsüyle görev yapmalarının önünde yasal bir engel bulunmadığı açıklığa kavuşturuldu. Ancak görünen o ki başörtüsünün kişisel bir giyim tercihinden öte, temel bir hak ve özgürlük olup olmadığı ve başörtüsüyle kamu görevi yürütmenin laiklik ilkesiyle çelişip çelişmediği tartışmaları henüz sona ermiş değil. Üstelik bu tartışmalar yalnızca toplumun farklı kesimlerinde değil, hukukun tam kalbinde, yargı mekanizmasının içinde ve bizzat yargı süreçlerinin işleyişinde de varlığını sürdürüyor. Bu durum, hukuki düzenlemelerle bir yasağın kaldırılmasının, o yasağı doğuran zihniyetin ve temel haklara ilişkin kısıtlayıcı bakış açısının da ortadan kalktığı anlamına gelmediğini gösteriyor. Avukat, mahkemeye sunduğu talep dilekçesinde, “bir kadın hakimin görevi sırasında başörtüsü takmasının kendi başına laikliğe aykırı olmasının ötesinde; kamusal alanda adalet dağıtan hakimlerin, inançlarını dışa vuran giysi veya "dini simgelerle" görev yapmasının yargının bağımsızlığına ve objektif görünümüne gölge düşürdüğü” gerekçesini ileri sürdü. Hakimin başörtülü olarak görev yapması yürüttüğü kamu görevi açısından ne gibi bir sakınca doğurabilir? Aynı zamanda avukat, mahkemeye verdiği reddi hakim talebinde TCK’nın suç saydığı bir yaklaşıma veya değerlendirmeye dayalı bir gerekçeyi; örneğimizde inanç ve dini tercihler üzerinden ayrımcılık oluşturacak bir gerekçeyi ileri sürebilir mi? Avukatın mahkemede üstlendiği görev, kamu görevi niteliğindedir. Avukat, ancak hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek haklı sebeplerin, akrabalık ilişkilerinin, kişisel husumetin, taraflardan birine fikir veya öğüt vermiş olmasının ya da daha önce aynı davada tanık/bilirkişi olarak görev yapmasının varlığı ve bunların somut olarak delillendirilmesi durumunda hâkimin reddini isteyebilir. Savcının iddianamesinde de yer aldığı gibi, bir hakimin başörtülü olması, kanunda sayılan "hakimin reddi" veya "davaya bakamayacağı" haller arasında yer almıyor. Avukat, uyuşturucu davasında yargılanan müvekkilini savunurken, davanın özüyle; suç isnadıyla, delillerle, yakalama tutanağıyla hiçbir bağı olmayan anayasal ve ideolojik bir konuyu (hakimin başörtüsünü) bir savunma enstrümanı olarak kullanmış bulunuyor. Avukatın reddi hakim talebine gerekçe olarak gösterdiği 'hakimin başörtüsüyle görev yapmasının tarafsızlığını zedeleyeceği' iddiası; tam da Türk Ceza Kanunu'nun 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen… … (DEVAMI aşağıdaki linkte) karar.com/yazarlar/ulvi-sara… | Ulvi Saran Karar
8
7
34
3,219